Bitlis’te beş minare
Ortaokul son sınıfını bir askeri darbe ile karşılıyorlardı. Ergenliğin ilk döneminde karşılaştıkları darbenin ne olduğunu bilmiyorlardı. Ama toplumum kaygısını onlar da içten içe hissediyordu.
Ders hocaları bir bir tutuklanıyordu. Yerlerine yenileri gelmiyordu. Bu yüzden eğitim döneminin bir yarısı boş derslerle tamamlanmıştı. İkinci yarısında derslere branş dışı hocalar girmeye başladı. Buna rağmen bazı branşlar telafi edilemiyordu. Bunlardan biri İngilizce dersiydi. Zaten birinci sınıftan beri İngilizce dersi neredeyse boş geçmişti. İngilizce dersine kendine ‘sınıf öğretmeni ‘ misyonu biçen Sosyal Bilgiler hocası giriyordu.
O gün yine hoca içeri girmiş, sıralar arasında bir subay gibi geziniyordu. Birden “herkes sırayla türkü söylesin, biraz neşelenelim”dedi. Sıra ona geldiğinde ne yapacağını şaşırdı. İki yıl önce Liseden devrimci abilerine ‘hernepêş’ söylediğini hatırladı. Hernepêş’i söylediğinde diğer sınıflar da onu dinlemeye gelirdi. O anda ülkede bir darbe olduğunu unuttu. Ve refleks olarak ‘brayêmindelal!” diye başladı. ‘Hernepêşê geldiğinde ensesinden bir tokatla sarsıldı. Kendini yerde buluverdi. Hiç kimse yerden kalkması için ona yardıma cesaret edememişti. Yavaş yavaş toparlandı. Başını kaldırıp bulanık gözlerle etrafa baktı. Hoca en önde ona sertçe bakıyordu. Böylece ülkede bir darbe olduğunu kendi........
