menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ANILARLA DİYARBEKİR

18 15
23.02.2026

Günaydın Türkiye. Günaydın sevgili okurlarım. Sevgili okurlarım bu kışı içerde geçirmemek gazetemin başına bir sorun çıkarmamak için sizlere 1960’lardan bir kış akşamını anlatmayı yeğledim.

Hadi ben yaştaki seksenlikler anılarınızı kısmen de olsa tazeleyeyim.

Diyarbekir’de soğuk bir kış akşamıydı. Gün daha yeni kararmış, gökyüzü kurşuni bir örtü gibi şehrin üzerine çökmüştü. Ayaz, dar sokakların arasından sertçe esiyor; insanın yüzünü sızlatan kuru bir rüzgâr kaldırımlardaki tozu savuruyordu. Diyarbekir Surları karanlığın içinde daha da heybetli görünüyordu; siyah bazalt taşları, yüzyılların sessizliğini taşıyan birer gölge gibi uzanıyordu.

Rahmetli babam her kış ve her yaz bu cümleyi tekrarlardı, bizim yakınmamız üzerine;

“Oğlum size her zaman diyorum, Diyarbekir’in yazı yaz, kışı kış gibidir.”

Sokak lambalarının sarı ışıkları, taş evlerin duvarlarına vurup titrek gölgeler oluşturuyordu. Bacalardan yükselen duman, soğuk havada ağır ağır dağılıyor; kömür ve yanık odun kokusu mahalleye siniyordu. Bir köşe başındaki fırından yeni çıkmış ekmeğin sıcak buğusu yayılıyor, önünde bekleyenlerin ellerini ısıtıyordu. İnsanlar kalın paltolarına sarınmış, atkılarını yüzlerine kadar çekmişti. Konuşmalar kısa ve buğulu nefesler arasındaydı.

Uzakta, Dicle Nehri’nin kıyısında ince bir sis tabakası yükseliyordu. Nehrin ağır akışı, gecenin sessizliğinde daha belirgin duyuluyor; arada bir köprüden geçen bir aracın sesi suyun üzerinde........

© Güneydoğu Ekspres