Politik edep
Son yıllarda Türkiye’de sıkça gündeme gelen bir durum ise, bir partiden seçilen bir kişinin seçildikten sonra o partiden istifa ederek görevine devam etmesidir. Bu durum, hem politik edep açısından önemli soruları gündeme getiriyor.
Bir kişi bir partiden seçildiyse, bu seçimi, partiye duyduğu güvenin ve partisinin sunduğu ideolojik, ekonomik ve sosyal vaatlerin bir sonucu olarak alır. Seçmenler, sadece kişisel bir tanışıklık ya da popülerlik nedeniyle değil, bir bütün olarak o partinin programı ve görüşleri doğrultusunda oy verirler. Bu bağlamda, seçmenler bir partiye oy verirken, o partinin politikalarına ve ideolojisine de bir destek verirler. Parti değiştirmek, istifa etmek ya da o partinin politikalarıyla taban tabana zıt bir yol izlemek, bu ilişkinin temelini sarsabilir.
Bir partiden seçilen bir kişi, bir tür ‘kurumsal sorumluluk’ üstlenir. Yani, yalnızca kişisel çıkarlar değil, aynı zamanda partinin ve seçmenlerinin çıkarları da göz önünde bulundurulmalıdır. O yüzden, bir partiden seçilen bir kişinin, seçildikten sonra bu partiden istifa etmesi, öncelikle etik bir soruyu gündeme getirir: Seçmenin güveni ne olacak?
Bir partiden seçilip sonrasında istifa etmek, seçmenin verdiği oyu başka bir yöne kanalize etmek anlamına gelir. Bu durum,........
