Ne Yediğini Bilmiyorsun: TSE Neden Sofranı Koruyamıyor?
Gıda Standartları Olmayınca Ne Olur?
2021-2025 yılları arasında gıda fiyatları yüzde 1508 arttı. Sorunun kökenini şöyle özetleyebilirim: Serbest piyasa politikaları kamunun denetim gücünü adım adım aşındırdı. Özel sektörün kendi standartları, kamusal standartların yerini aldı. Bir avuç sermaye sahibiyse bilgi eksikliğini bir kazanç aracına dönüştürdü.
Bu akşam sofrana oturduğunda şunu düşün: Tabağındaki yemeğin gerçekten ne içerdiğini biliyor musun? Besin değerini, katkı maddelerini, üretim koşullarını ve bunların nasıl bir standarda sahip olması gerektiğini? Büyük ihtimalle hayır. Çünkü Türkiye’de bunu sana söyleyecek zorunlu, bağlayıcı bir standart yok. Bunun faturası sofrana yansıyor.
Herkes için geçerli kalite standartları olmadığında, kaliteli gıdayı kalitesizden ayırt edemezsin. Bu durumda kötü ürün iyi ürünü piyasadan kovar. Gıda kalitesinin büyük bölümü (besin değeri, üretim yöntemi, katkı maddeleri kullanımı gibi) güvene dayanır. Tüketim sonrasında bile doğrulanamaz.Gıdada kaliteyi satış noktasında gözümüzle göremeyiz. Tüketimden sonra bile tam olarak anlayamayız. Bilgi eksik olduğunda piyasa her zaman israf üretir. Sahte ve düşük kaliteli gıda rafta kalır. Kaliteli ürün piyasadan çekilir. Fiyatlar yanlış sinyal verir. Sermaye sahipleri bu bilgi eksikliğini artırmanın karlarını büyüttüğünü görür. Eksikliği sürdürmek için çaba harcar.
Kalite gözlemlenemediğinde, kaliteli ürünler maliyetin çok üzerinde bir fiyatla satılır. Bu fark, markanın itibarından doğan haksız bir kazançtır. Kritik nokta şu: bu haksız kazanç, yalnızca kalite........
