Kıbrıs'ta yeni hamle: Çözüm mü, yeni bir ara dönem mi?
Kıbrıs meselesi uzun bir aradan sonra yeniden hareketleniyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres'in kişisel temsilcisi Maria Angela Holguín'in son aylarda yürüttüğü yoğun temaslar, Temmuz sonunda yapılması beklenen yeni 5 1 toplantısı ve Rum basınına yansıyan çeşitli haberler, Kıbrıs dosyasının yeniden uluslararası gündeme girdiğini gösteriyor. Bu nedenle BM Genel Sekreteri’nin himayesinde, Kıbrıs Türk ve Rum tarafları ile üç garantör ülke (Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık) ve BM Genel Sekreterinin katıldığı “5 1” formatındaki temaslar yeniden önem kazandı.
Ancak ortada henüz yeni bir Annan Planı yok. 2004’te referanduma sunulan Annan Planı, Kıbrıs’ta iki toplumlu, iki kesimli federal bir çözüm öngörüyor; Türk tarafı plana “evet”, Rum tarafı ise “hayır” diyordu. Taraflara sunulmuş kapsamlı bir çözüm metni de bulunmuyor. Görünen o ki BM'nin öncelikli amacı, çözüme ulaşmaktan önce tarafları yeniden müzakere edebilecekleri bir zeminde buluşturmak.
Aslında asıl soru da burada başlıyor: BM neden şimdi yeniden Kıbrıs'la uğraşıyor?
Bu sorunun cevabı yalnızca Kıbrıs'ta değil, Avrupa'nın değişen güvenlik ortamında yatıyor.
KIBRIS ARTIK YALNIZCA KIBRIS DEĞİL
Ukrayna savaşı sonrasında Avrupa yeni bir güvenlik mimarisi kurmaya çalışıyor. Avrupa Birliği savunma alanında daha fazla sorumluluk üstlenmek isterken Türkiye'nin jeopolitik ağırlığı yeniden artıyor. Doğu Akdeniz enerji denklemi, Avrupa'nın enerji güvenliği ve NATO'nun güney kanadındaki gelişmeler de bu tabloya ekleniyor. Kıbrıs meselesi yıllardır çözümsüz durumda olsa da bugün ilk kez daha geniş bir jeopolitik denklem içinde yeniden önem kazanmış görünüyor.
Bu nedenle son dönemde Kıbrıs'ta yaşanan hareketliliği yalnızca Ada'nın kendi dinamikleriyle açıklamak yetersiz kalır. Kıbrıs artık aynı zamanda Avrupa güvenliği, Türkiye-AB ilişkileri ve Doğu Akdeniz'in geleceğiyle ilgili bir mesele haline gelmiş durumda. BM'nin son girişiminin arkasında da biraz bu gerçek yatıyor. Bir zamanlar yalnızca çözülmemiş bir ihtilaf olarak görülen Kıbrıs, bugün Avrupa'nın güvenlik mimarisini etkileyen daha geniş bir stratejik denklemin parçası olarak değerlendiriliyor.
CRANS MONTANA’DAN 5 1’E
Bugünkü sürecin kökleri ise 2017'deki Crans Montana görüşmelerinin çöküşüne kadar uzanıyor. O tarihten sonra Kıbrıs müzakereleri fiilen dondu. Türkiye ve KKTC tarafı iki devletli çözüm, egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü tezini ön plana çıkardı. Buna rağmen BM dosyayı tamamen kapatmadı. Yıllar boyunca tarafları yeniden aynı masaya oturtabilecek bir ortak zemin arayışı sürdü.
Mart........
