menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

CHP’deki saflaşma ve gazetecilere saldırılar

12 0
15.06.2026

25 yıllık AKP iktidarının medyaya getirdiği yeni düzende gazeteciler, politikacıları zorlayan, sorgulayan, kimi zaman da sıkıştıran sorular sormayı büyük ölçüde unuttu. Sadece iktidar mensupları değil, muhalefet partilerinin yöneticileri de pek sevdi bu durumu.

O yüzden de ağırlamayan, pohpohlamadan sorgulayan gazeteci görünce şaşırıyor, kimi zaman tepki de gösteriyorlar. Gazete Pencere’den Yıldız Yazıcıoğlu daha önce sorgulayan soruları nedeniyle Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Bahçeli başta olmak üzere birçok politikacının tepkisine muhatap olan bir gazeteci.

Şimdi de CHP Sözcüsü Müslim Sarı’ya “mış” gibi yapmadan, dobra sorular sorarken bir çirkinliğe maruz kaldı; “Sarı zarf alıyorsunuz, tabii öyle soru sorarsınız" diye laf attı bir partili.

Yıldız Yazıcıoğlu ve oradaki gazeteciler, anında tepki gösterdiler. Müslim Sarı da Hüseyin Doğan adlı bu kişinin danışmanı olmadığını, sadece “kendisine zaman zaman yardımcı olduğunu” söyledi ve onun davranışını onaylamadığını belirtti.

Fakat gazeteciler için kurulan WhatsApp grubunun yöneticisi olan Hüseyin Doğan’ın partiden uzaklaştırıldığına dair bir açıklama olmadı. Zaten CHP Genel Merkezi’nde iktidar medyası dışındakilere tavır alındığı açık. Muhalif medya ve gazetecilere para ödendiği iftirası bir süredir, partiden bazı isimler ve Yeni Akit gazetesi tarafından öne sürülüyor. Karalanmaya çalışılan gazeteciler dava açsalar da bu dedikoduları tedavülden kaldıracak bir davranış sergilenmiyor.

Maalesef CHP’deki saflaşma, gazetecilere fiziki müdahalelere de neden oluyor. Genel Merkez bahçesinde Halk TV ekibine iki kez müdahale edildi. Kemal Kılıçdaroğlu destekçileri, TBMM önündeki karmaşada Sözcü TV muhabirlerine saldırdılar. Özgür Özel destekçileri de TGRT Haber ve Akit TV muhabirlerine fiziki müdahalede bulundu.

Yanlış, gazetecileri, çalıştıkları medya kuruluşunun yayın çizgisinden sorumlu tutan davranışlar bunlar. CHP’nin her iki lideri ve yönetimi, basın ve ifade özgürlüğüne yönelik bu şiddeti durdurmak için de çaba harcamalı, taraftarlarını uyarmalı.

Maalesef bu gergin süreçte, gazeteciliğin serinkanlı ve taraflara mesafeli dilini bırakıp, hakaret sözcükleriyle konuşan, yazan, paylaşımda bulunanlar da var; gazeteci kimliğini bırakıp, politikacı gibi davrananlar da.

Örneğin Şaban Sevinç ekranlarda gazeteci olarak konuşuyor, ama bir yandan da politikacı kimliğiyle Özgür Özel’i destekliyor. Geçmişte CHP’den milletvekili adayı da olan Şaban Sevinç, “mutlak butlan” kararının açıklanmasının hemen ardından Samsun’da bir grup partilinin yaptığı yürüyüşe katıldı; CHP bayrağı asılı kürsüden partililere konuşma yaptı; Kılıçdaroğlu ve ekibini “CHP içindeki aparatlar” olarak nitelendirdi. Kuşkusuz politikacı gibi davranmak hakkı, ama o zaman ekranlarda gazeteci olarak sunulmaması gerek.

Daha önce Kemal Kılıçdaroğlu saflarında yer alan Barış Yarkadaş’ın da politikacı kimliğinin, gazeteciliğinin önüne geçtiğini yazmış, eleştirmiştim. Politikacı olarak taraf olan bu arkadaşlarımızla, bağımsız, bu ayrışmaya mesafeli durarak toplumu nesnel bir dille bilgilendirmeye çalışan bağımsız gazetecileri karıştırmamak lazım.

ÖĞRENCİ PROTESTOSUNDAN TERÖR EYLEMİ ÇIKARMAK

İstanbul Erkek Lisesi’nde öğrenciler arasında yaşanan olayları Sabah gazetesi 6 Aralık 2025’te “Şampiyonlara akran dayağı” manşetiyle gündeme getirmişti.

İki gün sonra da Türkiye gazetesi “İstanbul Erkek Lisesi’nde taciz rezaleti: Elit okulda skandal” manşetinde “dayak” iddiasının arkasından “kız öğrencilere........

© Gazete Pencere