Çinli markalara Pekin freni!
Son birkaç yıldır gündemi sarsan ‘Çinliler geliyor!’ söylemine karşı, başta Avrupa ve ABD olmak üzere Batılı ülkeler kendi pazarlarını ve otomotiv sektörlerini korumak amacıyla ek gümrük tarifeleri ve çeşitli regülasyonlar devreye aldı. Bu önlemler, Çinli markaların pazarları istila etmesinin hızını nispeten kesmiş olsa da tamamen durdurabilmiş değil. Nitekim birçok Çinli marka, farklı Avrupa ülkelerinde operasyonlarını sürdürerek varlıklarını korumaya çalışıyor.
Diğer yandan özellikle Avrupa’da büyümek isteyen Çinli üreticiler, bu pazarlara kalıcı şekilde nüfuz etmenin tek yolunun yerel üretim yatırımlarından geçtiğini artık daha net görmeye başlamış durumda. Macaristan’dan İspanya’ya, Türkiye’den Fas’a kadar her yerde fabrika kurma planları birbiri ardına açıklandı. Çünkü fiyat savaşlarının sürdürülebilir olmadığı, yüksek gümrük tarifeleri ve artan regülasyonlara rağmen zararına satış yaparak uzun vadeli bir pazar varlığı oluşturmanın mümkün olmadığı giderek daha iyi anlaşılıyor.
Ancak tam bu noktada, şaşırtıcı bir duraklama yaşandı. Farklı ülkelerde üretim yatırımıyla bu engelleri aşmaya çalışan bazı Çinli markalar, bu kez bizzat Çin hükümetinin sınırlamalarıyla karşı karşıya kalmaya başladı. Evet, bu devasa dalganın önünde yükselen setler, sanılanın aksine sadece Washington veya Brüksel’den gelmiyor. Otomotiv dünyasında dengeleri sarsan asıl hamle, bizzat oyunun kurucusu olan Pekin yönetiminden geliyor.
PEKİN’İN STRATEJİLERİ NELER?
Çinli markalar dünyayı fethetmeye hazırken, Çin hükümetinin devreye girip süreci yavaşlatması ilk bakışta bir paradoks gibi görünüyor. Ancak derinlere indiğimizde karşımıza hayati bazı stratejiler çıkıyor:
Çin, yıllık yaklaşık 55 milyon araç üretebilecek devasa bir makineye dönüştü. Oysa Çin halkının iştahı 28-30 milyon adetle sınırlı. Eğer üretim kapasitesi fabrikalarla birlikte yurt dışına taşınırsa, Çin içindeki devasa tesisler ‘hayalet şehirlere’ dönecek, milyonlarca işçi işsiz kalacak. Pekin, istihdamı ihraç etmek istemiyor.
Çin, elektrikli araçların kalbi olan batarya teknolojisinde dünyanın mutlak hâkimi. Bu teknolojinin (know-how) fabrika yatırımlarıyla Batılı ülkelere sızması, Çin’in elindeki en büyük jeopolitik kozun elinden alınması........
