Ressam Halil Paşa’nın öyküsü
Pera Müzesi yeni bir sergiye ev sahipliği yapıyor. ‘Suyun Kıyısında’ isimli sergi, Batılı anlamda Türk resim geleneğinin öncülerinden sayılan Halil Paşa’nın eserlerini bir araya getiriyor. Küratörlüğünü Sanat Tarihçisi Özlem İnay Erten’in üstlendiği sergide sanatçının eserlerinin yanı sıra arşiv belgeleri ve fotoğraflar da yer alıyor. Bu hafta açılışı yapılan sergiye Halil Paşa’nın torunu Aliye Selma Sözel de katıldı. Sözel’le tabloları incelerken sohbet ettik. Halil Paşa’nın eşi Aliye Hanım’dan adını alan torun Aliye Selma Sözel, 12 yaşından beri büyükbabasının özel objelerini sakladığını söyledi. Hatta Halil Paşa’ya Paris’te ödül kazandıran Madam X tablosunu boyadığı pastel boyalarının da hala durduğunu öğrendim. Sözel, Halil Paşa’nın salon kataloglarının, fotoğraf makinesinin tablolarıyla bir arada sergilenmesinden mutluluk duyduğunu ifade etti.
Halil Paşa, ‘Asker Ressamlar’ kuşağının en üretken ressamlarından biri. 1852 yılında dünyaya gelen, çocukluğu Beylerbeyi’nde geçen ressamın babası Osmanlı’nın yönetici sınıfına mensup Ferik Selim Paşa. Selim Paşa’nın oğlunun resim eğitimi almasında etkili olduğunu görüyoruz. Dönemin muhafazakâr ortamı düşünüldüğünde babasının desteği Halil Paşa için büyük önem taşır. Resme ilgisi küçük yaşlarda başlar ve Beylerbeyi’ndeki yalının duvarlarına resimler çizdiğinden söz edilir. İlkokulu bitirdiğinde Askeri Rüştiye’de (ortaokulda) eğitim alır ardından Mühendishane-i Berri-i Hümayun’a (bugünkü adıyla İstanbul Teknik Üniversitesi) girer. Mezuniyetinin ardından Abdülaziz’in yaveri olur. Tanzimat dönemi padişahı Sultan Abdülaziz Batılılaşma hareketlerini devam ettiren, reformist bir padişah olarak bilinir. Sanata ilgi duyar ve kendisi de resim yapar. Padişahın maiyetinde sarayda Chelebowski, Guillemet, Şeker Ahmed Paşa, Osman Nuri Paşa gibi ressamlar vardır. İtalyan ve Fransız ressamların eserleri Dolmabahçe, Çırağan ve Yıldız Sarayı’nın duvarlarını süsler. Halil Paşa ise saraya Abdülaziz’in yaveri olarak girer fakat kısa sürede yeteneği fark edilir. Böylelikle ressam sınıfına dahil olur.
Halil Paşa dönemin en modern eğitim kurumlarından Mühendishane-i Berri-i Hümayun’da aldığı teknik temelli resim eğitiminin ardından 1880’li yıllarda Paris’e gider. Henüz Sanayi-i Nefise Mektebi (bugünkü Mimar Sinan Üniversitesi) kurulmamıştır. Resme ilk başladığı yıllarda da Paris’e gitme hayali vardır, çünkü sanatsal ideallerini ülkesinde gerçekleştiremeyeceğini anlar. Ancak Sultan Abdülaziz babasının yaşını ve onun da genç olmasını gerekçe göstererek Paris’e gitmesine izin vermez.
1800’lü yıllarda Paris’e gittiğinde école des Beaux-Arts’da eğitim alır. Sanatçı hakkında........
