menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

BEKLEMEK VE HİKMETİNİ ANLAMAK

1 0
yesterday

Insan doğmadan önce bir yerde habersizce dünyaya gelmeyi beklemişti. Annesinin karnına bir hayal olarak düştüğü günden itibaren bu sefer anne ve babası adına bir bekleyiş meydana getirmişti. Doğduktan sonra büyümesi adına bir bekleyişe girilmeye başlanmıştı. Hasılı hayatın ilk anından son anına kadar insan her şeye bir bekleyişle karşılaşmıştı. 

Peki, beklemek, bekleyiş fıtraten yanlış mıydı? Yahut insan bekleme konusunda şikayetçi mi olması gerekirdi? 

Insan Allah’ın kendine yazmış olduğu kadere teslim olup sabretmekle umut ettiği şeylere erişmeyi hayal ederek beklemeyi bir cefadan çok bir mükafata çevirebilirdi. 

Her bekleyiş, içinde bir nimeti sunar bekleyene. Anne karnındaki çocuk dokuz ay dünyaya gelmek için bekler. Tıp dilinde erken doğum muhabbeti hem anneye hem bebeğe büyük sorunlar yaşatacağı malumatıyla hayattaki diğer birçok şeyde aynı anne karnındaki bir bebeğin ayından önce dünyaya gelmesiyle bağdaştırılabilir. Bir meyve günü gelmeden mevsimi dolmadan çiçek açmayıp kendinden bir şeyler sunamaz. Bir öğrenci mücadele etmeden ders çalışmadan başarılı olacağı günlere bekleyişle erişemez. Evet, bekleyiş sadece yerinde oturup hiçbir şey yapmadan kaderin bizlere kıyak geçmesini ummak olmamalıdır. Çünkü Allah beklerken mücadele edenlere mücadele ederken sabredenlere birer mükafat olduğunu ifade etmiştir. Velhasıl her şey bir bekleyiştir. 

Insan bu dünyada her şeyi çözemediği........

© Gazete İpekyol