YA sosyalizm ya barbarlık!
Bir zamanlar Anadolu’nun dört bir yanında emekçinin alın terini, köylünün toprağını, işçinin ekmeğini savunan bir sol vardı. Fabrikalarda, tarlalarda, üniversitelerde ve sokaklarda sınıf mücadelesini büyütmeye çalışan; eşitlik, özgürlük ve kardeşlik uğruna bedel ödeyen insanlar vardı. Onların mücadelesi yalnızca bir siyasi tercih değil, insanca bir yaşamın kurulması için verilen tarihsel bir kavgaydı. 12 Eylül 1980 faşist askeri darbesi, bu mücadeleye ağır bir darbe vurdu. Sendikalar susturuldu, örgütler dağıtıldı, devrimciler cezaevlerine dolduruldu, binlerce insan sürgün edildi. Ancak sorun yalnızca baskı ve şiddet değildi. Darbe sonrasında neoliberal politikaların güçlenmesiyle birlikte, solun toplumsal dayanakları da aşındırıldı; sınıfın örgütlü gücü zayıflatıldı. Sonraki yıllarda solun bir bölümü, sınıf siyasetini merkeze koymak yerine kimlikler, seçim hesapları, dar ittifaklar ve egemen siyasetin gündemleri arasında sıkıştı. Emperyalizme karşı çıkmak,........
