menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

KEVGİR MİSİN BE KARDEŞLİK (2)

6 0
11.08.2026

Dün; Orhan Veli'den 'Delikli Şiir' ile tamamladığım 'Kevgir misin be Kardeşlik' yazımın ilki ile üç yıl önce göreve başlayan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in görev süresinde yaptıklarını ve yapamadıklarını, dezenflasyon politikasının günahları ve sevaplarını tarafsızca ortaya koyacağımı söylemiştim. Şimşek yönetimindeki ekonominin durumuna ilişkin değerlendirmelerimize bugün ve yarın da devam edeceğim.  Öyle ya bu üç yılda rakamlara bakarsanız ekonomi toparlanmış görünüyor ama bize yansıyan hiçbir şey olmadığı gibi, adeta kevgire dönmüş bir haldeyiz. O halde devam edelim. Mehmet Şimşek'in ekonomi programında sadece benim değil bir çok ekonomistimizin de söylediği bir ayrıntı daha var. O da "Eğer Türkiye IMF ile çalışıyor olsaydı, bundan daha farklı bir ekonomi programı olmazdı." Yani denilen şu ki; Şimşek ekonomisinde, IMF gelmedi ama acı reçetesi geldi. Üç yıl… Çünkü üç yıl, ekonomide bir programın sonuçlarını görmek için az bir süre değil. Peki üç yılın sonunda elimizde neler var, tekrar hatırlayalım...  Enflasyon düşüyor mu? Evet. Rezervler toparlandı mı? Evet. Cari açık kontrol altına alındı mı? Büyük ölçüde evet. Türkiye yeniden yabancı sermayenin radarına girdi mi? Evet. Ama bütün bunların karşılığında vatandaşın cebinde ne kaldı? İşte asıl soru burada başlıyor. Ekonomi yönetiminde başarı yalnızca Merkez Bankası rezerviyle, CDS primiyle veya yabancı yatırımcının Türkiye'ye bakışıyla ölçülmez. Markete giden emekli de ekonominin bir göstergesidir. Kirasını ödeyemeyen genç de… Asgari ücretle ay sonunu getiremeyen........

© Gazete Gerçek