Epstein’in gölgesinde toplumsal çürümenin izleri
Ankara’nın soğuk bir Şubat sabahında, dünyanın dört bir yanından yükselen feryatlar kulaklarımda çınlıyor. Epstein dosyalarının ilk dalgası, 8 milyonu aşan kayıtlarla birlikte, insanlığın en karanlık köşelerini aydınlatıyor – ya da daha doğrusu, karanlıkta bırakıyor. Binlerce çocuğun parçalanmış hayatları, tecavüz görüntüleri, deneyler, küresel kaçakçılık ağları… Bunlar sadece buzdağının görünen yüzü. Failler? Bugün insan hakları savunucusu diye geçinen ülke liderleri, teknoloji devleri ve kapitalin efendileri. Ve hepsinin arkasında, bir Yahudi diaspora ağı: Mega Group. Bu yazı ile, magazinin ötesine geçerek, Yahudi aklının –o stratejik, ağ odaklı, sermaye merkezli düşünce yapısının– nasıl toplumsal çürümeyi beslediğini, Epstein vakası üzerinden ele alacağım. Bu, bir komplo teorisi değil; istihbarat raporları, mahkeme dosyaları ve tarihsel zincirlerle örülü bir gerçeklik.
SAPIKTAN ÖTE SİSTEM ÜRÜNÜ
Epstein, sadece bir sapık değildi; o, bir sistemin ürünüydü. Leslie Wexner tarafından yaratılan bir kukla, Yahudi sermayesinin küresel şantaj makinesine dönüştürülen bir araç. Wexner, orta halli bir Yahudi aileden gelip Victoria’s Secret’ı lüks bir imparatorluğa çeviren adam. Ohio’nun en zengini, siyasetin bağışçısı, Wall Street’in efendisi. Ama Wexner’in gücü, bireysel zekasından değil, Yahudi diasporasının kolektif aklından besleniyordu.
ŞİRKETLERDEN POLİTİKAYA UZANAN ZİNCİR
“Wexner Family Foundation” gibi yapılarla, şirketler-finans-hukuk-politika-akademi-medya zincirini kurdu. Bu, klasik bir Yahudi strateji: Ağlar üzerinden etki yaratmak, doğrudan çatışmadan kaçınmak, dolaylı koruma kalkanları örmek. Sonuç? Mega Group’un doğuşu – bir “ultra-milyarderler kulübü” olarak lanse edilen, ama istihbarat jargonunda “Gölge Kabine” diye anılan yapı.
YAHUDİ DİASPORASININ GÖLGE KABİNESİ
Mega Group’un çekirdeği, Yahudi kimliğinin en karanlık tezahürünü temsil ediyor:
Leslie Wexner........
