Başarıyı yönetmek
Başarı, Türk Dil Kurumu sözlüğünde “başarmak işi”, “bir işte elde edilen yararlı sonuç, muvaffakiyet” olarak tanımlanıyor. Yani başarıdan söz etmemiz için yararlı bir sonucun üretilmiş olması gereklidir. Herhangi bir işte arzu edilen, hedeflenen, insanlara katma değer sağlayan bir sonuca ulaşılması, başarıyı getiriyor. İşi, konumu, statüsü, eğitimi ne olursa olsun insanların ortak hedefidir başarmak. Çocuklar okullarında, anne ve babalar işlerinde, siyasetçiler partilerde, sporcular müsabakalarda, sanatçılar eserlerinde kısacası her insanın belki de en önemli ve ortak hedefi başarılı olmaktır. Küçücük günlük bir işten, dünyayı ilgilendiren bir projeye kadar başarı, insan hayatını adeta kuşatan bir ihtiyaçtır. Bunun içindir ki en büyük imtihan olan hayattan, hayatın içindeki anlara kadar hep başarı istiyor, muvaffakiyet için koşuyor insanlar.
Çünkü gerçek ve evrensel anlamdaki başarı, kişinin kendisi ile olan uyumunu, kendisini anlamasını, tamamlamasını kolaylaştırmaktadır. Hayatın ve var olmanın anlamı konumundaki bu temel başarı ihtiyacı ve isteği birçok insani özellik gibi kişiden kişiye farklılık gösterir. Doğuştan getirilen genetik özellikler ve hayatın ilk yıllarındaki yetişme biçimi, aile içindeki iletişim, etkileşim ve yaşam biçimi, bireyin başarı ihtiyacı konusundaki potansiyelinin güçlenerek açığa çıkmasına yahut zayıflamasına neden olabilmektedir. Önemli olan bu potansiyelin açığa çıkarılması, korunması ve geliştirilmesidir. Büyük mücadeleler ile siyasette, sanatta, sporda belirli yerlere gelen kimi değerlerin gerek kendileri gerekse çevreleri tarafından yeterince korunamamaları kısa zamanda onları geriye götürebilmektedir. Bilgi toplumu olarak adlandırılan günümüzde hızlı yaşam biçimi, hayatın birçok yüzünde değişiklik oluşturduğu gibi başarı ihtiyacını da gerçek mecrasından uzaklaştırmaya başlamıştır.
Öyle ki modernizm ve sekülerleşme birçok alanda........
© Gazete Damga
