menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Meşvereti unuttuk: Danışmanı kullanmayı bilmiyorsanız tutmayın

44 0
10.09.2026

Bizim devlet ve yönetim geleneğimizde “meşveret”, yani danışma, zayıflık değil; akıllı liderliğin temel şartlarından biriydi.

Türk hakanları toy ve kurultayları toplar; Selçuklu ve Osmanlı sultanları divanı, vezirleri, âlimleri ve kumandanları dinlerdi. Cumhuriyet döneminde de cumhurbaşkanları, başbakanlar, bakanlar, askerî komutanlar ve iş dünyasının önde gelen isimleri önemli kararlar öncesinde farklı görüşlere başvururdu.

Kararı elbette lider verirdi. Ama o karar, tek bir aklın dar koridorunda oluşmazdı.

Bugün ise tuhaf bir özgüven çağındayız: Herkes her şeyi bildiğini düşünüyor.

Siyasetçi ekonomiyi, ekonomist diplomasiyi, diplomat teknolojiyi, iş insanı jeopolitiği, bürokrat piyasayı, belediye başkanı şehir planlamasından turizme kadar her alanı bildiğine inanıyor. Birkaç başlık okuyan kendisini uzman, yüksek sesle konuşan da haklı sanıyor.

Danışmak neredeyse acizlik belirtisi gibi görülüyor.

“Ben zaten biliyorum” cümlesi, devletin de şirketlerin de en pahalı cümlelerinden biri hâline geldi.

Özel sektörde durum daha mı iyi?

Uzun yıllar Türk ve uluslararası şirketlerle çalıştım. Yönetim kurullarında, yatırım komitelerinde, stratejik müzakerelerde ve kriz masalarında bulundum. Şunu açıkça söyleyebilirim: Özel sektörde de gerçek bir danışma kültürü çoğu zaman yok.

Şirket liderleri günlük işlerin içine gömülmüş durumda. Çeyrek sonuçlarını yetiştirmek, nakit akışını yönetmek, yeni sözleşmeleri kapatmak, yatırımcıları memnun etmek, bitmeyen toplantılara katılmak ve sürekli seyahat etmek zorundalar.

Bütün bunlar önemli. Fakat liderin zihni tamamen günlük operasyonla dolduğunda şirketin geleceğini düşünmeye yer kalmıyor.

İşte danışman tam da bu nedenle gereklidir: Liderin günlük koşturmacada göremediği gelişmeleri görmek, yaklaşan riskleri erkenden fark etmek, farklı seçenekleri masaya getirmek ve şirketin ufkunu bugünün bilançosunun ötesine taşımak için.

Ne var ki birçok şirket, danışman tuttuğu insana danışmayı bile unutuyor.

Danışman aylarca telefon bekliyor. Toplantılar sürekli erteleniyor. Belgeler zamanında gönderilmiyor. Şirket içinde kimin danışmanla çalışacağı belli olmuyor. Yönetim, hangi soruyu sorması gerektiğini dahi tam olarak belirleyemiyor.

Bir süre sonra danışmanla angajman, değer yaratan bir ilişki olmaktan çıkıp yönetimin sırtında taşıdığı bir yük gibi görülmeye başlanıyor.

Sonra da “Bu danışmandan yeterince yararlanamadık” deniliyor.

Asıl soru şudur: Siz danışmanı kullanmayı bildiniz mi?

Danışmana kartvizit değil, görev verilir

Bazı şirketler tanınmış bir ismi danışman yapmayı kurumsal prestij sanıyor. İsim internet sitesine yazılıyor, yıllık rapora ekleniyor, gerektiğinde dışarıya karşı kullanılıyor.........

© Forbes Türkiye