Fikir açıklamama özgürlüğü yok mu!
Türkiye’de hiç kimsenin, hiçbir şeyi gerçekten savunduğu yok.
Herkes her şeyi kendi için savunuyor. Herkes her şeyi kendi için istiyor.
Bunların başında da fikir hürriyeti veya ifade özgürlüğü geliyor.
Benim fikrime yakınsa özgür olmalı, benim fikrime yakın değilse fazla özgür olmasına gerek yok.
Deniz Göktaş’ın gözaltına alınmasından bu yana, bazı komedyen, stand-up’çı, sanatçı ve oyunculara yapılan da bunun başka bir türü.
“Konuşsanıza, destek versenize, niye susuyorsunuz, hadi konuşun, gösterine gelip verdiğim para haram olsun, akil adamlığa koştun ama şimdi susuyorsun” eleştirileri havada uçuşuyor.
Kendi tavırları tartışmalı, önüne milyon dolarlar koyulmadan muhalif kanallarda yorum yapmayı aklına bile getirmeyip, çiftliğine çekilen tutarsızlık ve kibir abidesi bir sözde “televizyon yıldızı” sanatçı ve komedyenlerin fotoğraflarını yan yana koyarak “Hadi konuşsanıza” diye milletin önüne atıyor.
Hangi hakla… İşi bu olduğu halde, kendisi hangi kritik konuda hakiki bir tavır almış da, işi bu olmayanları millete hedef haline getiriyor.
Sadece o değil, binlerce kimliksiz hesap da hemen harekete geçip memleketin tüm yükünü birkaç komedyene yüklüyor. Sonra bu dalga dalga yayılıyor.
Peki o zaman size şunu sorayım.
Bir insanı fikrini söylediği için mahkum etmekle, fikrini söylemediği için mahkum etmek arasında bir fark var mı!
Fikrini açıklamak kadar, fikrini açıklamamak ya da fikir sahibi olmamak da bir düşünce özgürlüğü meselesi değil mi!
Deniz Göktaş’a iktidarın yaptığı ile, bu konuda fikir beyan etmeyenlere kendini muhalif diye pazarlayanların yaptığı arasında bir fark var mı!
Biri elinde güç olduğu için hapse atıyor, diğeri elinde güç olmadığı için hapse atamıyor belki ama hapisten daha kötü bir itibarsızlaştırmanın içine atıyor. Biri fikrini açıkladığı için, diğeri fikrini açıklamadığı için.
Evet, düşüncelerini açıklamaları iyi olur ama açıklamaya zorlamak kimin hakkı, hangimizin hakkı.
Belki korkudan, belki aynı fikirde olmadıkları için, belki canları istemediği için konuşmuyorlar.
Sessizliklerinden ötürü kafamızda kendilerine bir not veririz ve bundan sonra onlara o gözle bakarız.
Haddimiz de, yapabileceğimiz de bu kadardır.
Unutmayın, fikri zorla susturmak ya da zorla açıklatmak arasında düşünce özgürlüğü bakımından hiçbir fark yoktur.
Kızacaksanız, insanları fikirlerini açıklamaktan ürken, korkar hale getirenlere kızın.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral ile aynı değilse bile yakın bir fikirde olabileceğim hiç ama hiç aklıma gelmezdi.
Saral, Deniz Göktaş’la ilgili olarak “Kıytırık bir sözde komedyenin günlerce bu ülkenin gündemini işgal etmesi, Türkiye adına zuldür. Bu milletin konuşacağı mesele; üç beş provokatif söz değil, Türkiye’nin yükselen vizyonu, bölgesel liderliği ve uluslararası arenadaki güçlü konumudur.”
Bu cümleyi ben şöyle kuruyorum, “Bir komedyenin sahnede yaptığı bir gösterinin bu ülkenin gündemini işgal etmesi Türkiye adına züldür. Ülkenin geleceği adına konuşmamız gereken mesele bu değildir.”
Biz Deniz........
