Erdoğan’ın ‘Türk-Kürt-Arap ittifakı’ ABD projesi mi?
Emperyalistler arasındaki hegemonya mücadelesinin en sert ve kırılgan fay hatlarından biri olan Ortadoğu’da İran savaşı sonrasında yapılan geçici anlaşmaya rağmen zaman zaman Hürmüz Boğazı üzerinde karşılıklı saldırılar gerçekleştiriliyor ve ABD-İran görüşmeleriyle ilgili belirsizlikler devam ediyor. Öte yandan bu görüşmelerin gölgesinde, savaşın arka cephesinde ABD-İsrail’in bu savaşı başlatma nedenleriyle bağlantılı olarak önemli gelişmeler yaşanıyor. Erdoğan’ın geçen yıl Türkiye’nin Ortadoğu’daki stratejik hedeflerinin merkezine oturttuğu “Türk-Kürt-Arap ittifakı”; ABD emperyalizminin Türkiye, Suriye, Irak ve Lübnan’ı İran’a karşı kendi ekseninde birleştirme politikası olarak realize ediliyor. Kuşkusuz bu politika, İsrail’in “güvenlik” adı altında sürdürdüğü saldırganlık ve gerçekleştirdiği işgalleri de meşrulaştırmayı amaçlıyor.
Trump’ın Ankara’da 7-8 Temmuz’da yapılacak NATO zirvesine Erdoğan için katılacağını ve “Türkiye’yi memnun edecek açıklamalar yapacağını” söylemesi, 26 Haziran’da Lübnan ile İsrail arasında imzalanan anlaşma, ABD’nin Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın geçtiğimiz günlerde Irak Kürdistan Bölgesi’nde Bölge Başkanı Neçirvan Barzani ve Suriye Kürtlerinin liderlerinden Mazlum Abdi ile yaptığı görüşme, Irak’ta İran Dışişleri Bakanı Arakçi’nin Bağdat ziyareti ile eş zamanlı operasyonlar ve yeni Başbakan Zeydi’nin milis güçlerinin tasfiyesi yönünde aldığı kararlar bir zincirin halkaları gibi ABD emperyalizminin bölgeyi yeniden dizayn etme ve bu temelde yeni eksen oluşturma politikasına bağlanıyor.
Bir: NATO zirvesi öncesinde ülkede neredeyse OHAL ilan edilmiş olması, Erdoğan ve Saray rejiminin bu zirveye NATO içinde yeni görevler üstlenerek ABD ve Batılı emperyalistlere daha ileriden bağlanmak için verdiği önemi ortaya koyuyor. Gazze’de “barış” adı altında Trump’a bağlı kolonyal bir yönetim oluşturma planının garantörlüğünden Suriye’de HTŞ (Heyet Tahrir eş Şam) ile birlikte üstlendiği role ve son İran savaşında aldığı tutuma kadar Erdoğan ve Saray rejimi, bölgede attığı her adımda ABD emperyalizminin politikalarına daha fazla bağlanıyor ve Trump, “dostu” Erdoğan’ın her istediğini yapmasından duyduğu memnuniyeti her fırsatta dile getiriyor. İran savaşı sürecinde NATO içindeki Batılı müttefikleriyle yaşadığı tartışmalar nedeniyle Ankara’daki NATO zirvesine katılıp katılmayacağı belirsiz olan Trump’ın bu zirveye Erdoğan için katılacağını ve Türkiye’yi memnun edecek açıklamalar (Türkiye’nin F-35 programına yeniden dahil edilmesi ve Türkiye’ye jet uçak motoru satılması konuları başta) yapacağını söylemesi, ABD emperyalizminin bölgeyi kendi ekseninde dizayn etme politikasında Türkiye’ye biçtiği rollerden bağımsız düşünülemez.
Ankara’daki zirvede zamanında Türkiye’nin NATO’ya üye yapılmasında da öncelikli bir yer tutan Ortadoğu’da ABD ve Batılı emperyalistlerin enerji ve ticaret yollarının güvenliğini sağlayacak bir karakol rolünün bir kez........
