menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Süt sanayicisi destekleniyor, süt üreticisi kaderine terk ediliyor

17 0
13.04.2026

Et ve Süt Kurumu, üretim maliyetlerini düşürmek üzere süt işleyen tesislere süt tozu satışı yapacağını duyurdu. Süt sanayicileri 14 Nisan’a kadar başvuru yapacaklar. Et ve Süt Kurumu bu satışı, sütten mamul ve yarı mamul yapan “İşletmelerin üretim maliyetlerini desteklemek” üzere yapacağını duyurdu. ESK, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’na tabi olmadığını ve söz konusu satışı yapıp yapmamakta veya dilediği firmaya satış yapmakta tamamen serbest olduğunu belirtiyor. Yani “Satarım, satmam, kime ne?”, “İstediğime satarım, istemediğime satmam, size ne?” diyor.

Yapar tabii, kim ne diyebilir ya da dese ne olur. Örneğin ESK genel müdürünün Macaristan’da ortak olduğu şirket üzerinden et ithalatı yapıldığına ilişkin herkes bir şey dedi ama hiçbir şey olmadı. Müdür yerinde, ithalat devam ediyor.

Ulusal Süt Konseyi (USK), referans satış fiyatı 22.22 TL olan çiğ sütün, şubat ayında 20.45 olan çiğ süt üretim maliyetinin 1.34 TL artışla mart ayında 21.79 TL’ye çıktığını açıkladı. Böylece USK, çiğ süt üreticisi köylülerin maliyetlerinin bir ayda yüzde 6.5 arttığını belirtmiş oluyor. Tabii bir de belirlenen referans satış fiyatından çiğ süt satan süt üreticisi köylü ne kadar? O da ayrı bir sorun.

USK aynı zamanda çiğ süt referans satış fiyatını da belirleyen kurum ama “Artan yem fiyatları ve girdi maliyetleri nedeniyle acilen çiğ süt alım fiyatı artırılmalıdır” diyen de kendisi. Yeni alım fiyatı açıklamıyor, “Artırılmalıdır” diyor. Çünkü her konuda olduğu gibi çiğ sütün fiyatında da yetkili Saray ve Saray da bu işi Gıda Komitesi üzerinden yapıyor.

Hazine ve maliye bakanı, tarım ve orman bakanı, ticaret bakanı, cumhurbaşkanlığı strateji ve bütçe başkanı ile ilgili bakan yardımcıları ve kurum temsilcilerinden oluşan Gıda Komitesi olarak toplanıyorlar. Toplantıda “süt piyasası, enflasyon hedefleri ve riskler” değerlendiriliyor ve bu piyasa, enflasyon hedefi ve riskler çerçevesine göre bir çiğ süt fiyatı belirleniyor. Sonra da bu fiyat Ulusal Süt Konseyine (USK) açıklattırılıyor. İşte onun için adı Ulusal Süt Konseyi olan ve çoğunluğu süt şirketleri, bakanlıklar ve üniversitelerden temsilcilerin oluşturduğu USK, kendisi bir fiyat belirleyemiyor. İktidara “Maliyet arttı, alım fiyatını da biraz artırsak mı?” diye soruyor.

Aslında USK, çiğ süt fiyatının artırılmasından ziyade çiğ süt fiyatı artsın diye feryat eden köylülerin öfkesini beklentiye sokarak frenlemiş oluyor. Çünkü Tüm Et, Süt ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD), 1 kg çiğ sütün mart ayı maliyetinin 28.13 TL olduğunu belirtiyor.

Süt üreticisi köylüler Adana Kozan’da 17 TL’ye, Kadirli’de 12 TL’ye sütünü veriyor. Manisa’dan bir köylü, “11-12 TL’ye süt alıyorlar, zam yap deyince ‘Başka alan varsa ona ver’ diyorlar” diyerek isyan ediyor. Artan yem fiyatlarına yetişemediklerini söylüyorlar ama devletin Et ve Süt Kurumu destek için sanayiciye süt satıyor. Süt sanayicileri, köylüden ucuza aldığı sütü işleyip mamule dönüştürüp satıyorlar. Kuruş zarar etseler hemen işletmelerini kaptırırlar. Ama yine de AKP iktidarı onlara destek oluyor.

Tarım Bakanlığı ve ESK, besicilere ve süt üreticilerine “Artan yem maliyetlerini düşürmek ve üretimi artırmak üzere yem dağıtıyoruz” demiyor. Besicilik ve süt üreticiliği yapan köylülere dayatılan düşük fiyatın engellenmesi, USK’nın açıkladığı fiyatın köylünün emeğini ve maliyetini karşılayacak bir fiyat olması ve bu fiyatın altında dayatmanın engellenmesi yerine süt sanayi şirketlerinin kârlarını gözetiyor.

Tarımla ilgili yazan, çizen, konuşan herkes, hayvancılığın gelişmesinin koşulunun köylünün çiğ sütünün değerinde satılması ve yem fiyatlarının ucuzlatılması olduğunu söylüyor. “Süt para etmezse inekler kesime gider, hayvan varlığı azalır, ithalat artar” dese de Saray yönetimi kimseyi duymuyor. Azalan hayvan varlığını ve et ihtiyacını ithalatla kapatmaya çalışıyor. Erdoğan iktidarı, et fiyatlarını dengelemek üzere ESK aracılığıyla et ve canlı hayvan ithalatı yapıyor. 2026 yılında 450 bin baş sığır, 70 bin ton et ithalatı yapacak.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği verilerine göre son bir yıllık dönemde besi yeminde yüzde 37.3, süt yeminde yüzde 34.1 fiyat artışı olduğu belirtiliyor. Yem fiyatları yükselirken en çok vurgu yapılan konu, yem ham maddesinde dışa bağımlılıktır. Yem Sanayicileri Birliği, 2025 yılında üretilen 30.7 milyon ton karma yem için ihtiyaç olan ham maddenin yüzde 54’ünün, yani 16.5 milyon tonunun ithalat yoluyla karşılandığını belirtiyor. Fakat yemin ham maddelerinden soya, mısır ve ayçiçeği üretiminin neden az olduğu ve neden ithalata bağımlı hale gelindiği konuşulmuyor.

Süt sanayicilerine destek var. Et ve canlı hayvan ithalatına destek var. Et ithalatından para kazanan genel müdüre, et ithalatçılığı yapan 20 yaşındaki AKP Gençlik Kolları MYK üyesine destek ve kol kanat germe var. Besiciye, çiğ süt üreticisi köylüye, ayçiçeği, mısır ve soya üreticisi köylüye destek yok. Mazot, gübre ve yem fiyatı artıyor. Köylü bu artışlar karşısında destek bekliyor ama AKP, üretici köylüye değil, şirketlere destek veriyor.

Süt sanayi şirketlerinin patronlarının payına kat kat kârlar düşerken, köylünün payına yine borçlanma ve haciz düşüyor. Saray rejimi, temsilcisi olduğu üç beş bin patronun bir isteğini ikiletmiyor. Çünkü patronlar örgütlü ve bir arada olmanın sefasını sürüyorlar. Milyonlarca köylü ise dağınıklığının, yan yana gelememenin ve ortak talepler etrafında birleşememenin cezasını çekiyor.


© Evrensel