menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tertipsiz futbolun mecburi kahramanları

23 1
07.02.2026

Bazen insanın tutunmak istediği şey, ortada açık seçik bir plan olduğuna dair o küçük varsayım oluyor. Kararlar tek tek ele alındığında dağınık ve rastlantısal göründüğü için, onları bir çerçevenin içine yerleştirip anlamlı kılmak cazip geliyor. Aksi halde geriye, aceleyle alınmış hamleler, panikle değişen yönler ve “Bir şekilde hallolur” diye ötelenen sorunlar kalıyor. Bu yüzden ekseriyetle, somut bir tarif olmasa bile, bir düzen fikrine inanmak rahatlatıcı oluyor. Türk futbolunda, çoğu zaman taraftarlık duygularıyla, ortada sanki olumlu bir şey varmış gibi düşünürken de bu yola sıkça başvuruluyor.

“Sistem” kelimesi tam burada önem kazanıyor: Sistem, sahada gerçekten işleyen bir oyun düzenini tarif etmekten çok, düzen fikrini ayakta tutan bir etikete dönüşebiliyor. Oysa sistem dediğimiz şey, şu soruların cevabında saklı: Takım neyi tekrar ediyor? Top bizdeyken hangi tercihler değişmiyor? Top rakibe geçtiğinde hangi davranışlar devreye giriyor? Bu cevaplar net değilse, sistem açıklama olmaktan çıkar; boşluğu kapatan bir cümleye döner.

Sistemin gerçek testi de en önemli parça devre dışı kaldığında başlıyor. Takımın yıldız oyuncusu sahadayken üretim zaten bir şekilde akabilir; belirleyici olan, o oyuncu yokken takımın neye yaslandığı. Ayakta kalmayı sağlayan şey, basit ama sağlam alışkanlıklar ve tekrarlanan bağlantılardır. Bunlar oluşmadığında takım, her maç yeniden başlar. Kadro her transfer döneminde değişip teknik ekip de sık sık yenilendiğinde sahada tutarlı bir tekrar birikmez; takım her seferinde sıfırdan öğrenmek zorunda kalır.

Düzen, oyuncunun düşünme yükünü azaltır. Top ayağa geldiğinde etraftaki açıların ve koşuların mantığı tanıdıksa karar vermek hızlanır; pas istasyonları daha çabuk oluşur, bağlantı gecikmez. Düzen dağınıksa topu alan oyuncu çoğu zaman seçenek göremez; istasyonlar geç çıkar ya da hiç çıkmaz. Oyun böyle bir zeminde ister istemez bireysel çözüme kayar: Top taşıma, adam geçme, tek hamlede duvarı yıkma beklentisi büyür. Sonuçta hücumda en çok öne çıkanlar, takımın ortak akışını kuranlar değil; çevre desteği zayıfken bile pozisyon çıkarabilenler olur. Transfer dönemlerinde gözlerin sürekli “kurtarıcı” oyuncu tipine dönmesinin nedeni de bu:........

© Evrensel