menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sakin ve sabırlı

32 0
27.03.2026

Milli Takım, Dünya Kupası Avrupa elemeleri play-off yarı finalinde İstanbul'da Romanya'yı 1-0 mağlup ederek play-off finaline yükseldi. 31 Mart’ta deplasmanda Kosova ile final maçına çıkacak olan milliler, o maçı da kazanmaları durumunda Dünya Kupası’nda mücadele etme hakkı kazanacak...

Maçın ilk yarısında Romanya’nın rakibine boş alan bırakmayan katı savunması karşısında gol pozisyonu üretmekte zorlanan milliler ikinci yarıda buldukları tek golle karşılaşmadan galip ayrılmayı başardı.

Şimdi, dünyanın en büyük futbol turnuvasına katılabilmek için önlerinde son bir 90 dakika var.

Kosova’yı yabana atmamak lazım. Onlar da diğer play-off yarı final maçında deplasmanda Slovakya’yı 4-3’lük skorla geçerek finalde Türkiye’nin rakibi oldu…

Millilerin Romanya karşısında ortaya koyduğu oyunun umut verdiğini söylemek zor. Sergilediği savunma ağırlıklı oyuna bakıldığında Romanya’nın işi penaltı atışlarına götürmek hedefiyle sahaya çıktığı anlaşılıyordu. Milliler, kapalı savunma karşısında hücum çeşitliliği

yaratamayınca yüzde 68 gibi yüksek bir topa sahip olma oranına karşın maç boyunca Romanya kalesine sadece 2 kez isabetli şut çekebildi.

Montella merkez bir santrfor oyuncu tercih etmediği halde özellikle ilk yarıda atakların çoğunlukla kanatlardan geliştirilmesi Romanya’nın işini kolaylaştırdı. Merkez santrfor görevi üstlenen bir oyuncu yokken hücumda kanatları bu kadar çok kullanmak elbette doğru bir strateji değildi.

Sahaya sürülen merkez santrforsuz kadronun golü, savunmanın arasına ya da arkasına atılacak paslarla topu Kerem, Barış, Kenan gibi hızlı oyuncularla buluşturarak, ceza sahası civarında seri verkaçlarla boş alan yaratarak ya da yine ceza sahası civarından şut atarak araması çok daha yerinde olurdu.

Devre arasında şut uyarısı gelmiş olmalıydı ki ikinci yarıda milliler ceza sahası civarından attıkları şutlarla Romanya kalesini yokladılar. Ne var ki şutların çoğu hem isabet hem de sertlik açısından etkisiz kaldı...

Montella, Romanya karşısında sabırlı ve olgun bir oyun oynadıklarını söylüyor ama görüntü hiç de öyle değildi. Telaşın ve buna bağlı olarak ortaya çıkan kargaşanın hakim olduğu bir karşılaşma izledik.

Zaten Kerem ve Barış varken sabırlı ve olgun bir oyun oynanması pek mümkün görünmüyor. Bu iki oyuncu şuursuzca koşuşturup rakipleriyle itiş kakış ağırlıklı anlamsız mücadelelere girişiyor. Takım arkadaşlarıyla uyumları zayıf. Sanki takımdan bağımsız mücadele ediyor gibiler. Uyumsuzluk yüzünden çok top kaybediyorlar. Bu tür top kayıpları rakibe ani karşı atak fırsatı verdiği için ciddi bir sorun olarak ele alınmalı.

Kerem, Barış ve Kenan özellikle karşılarında birden fazla rakip oyuncu varken mücadeleye girmemeleri ve kendilerini zorlamamaları gerektiğini öğrenmeli...

Diğer yandan, Romanya’nın nadir geliştirdiği ataklarda adeta sallanan ve doğru pozisyon almakta zorlanan savunma hattının güven verdiği de söylenemez. Gol atmaya pek niyetli görünmese de Romanya, maçın en net gol pozisyonlarını yakalayan taraftı...

Kosova hızlı oyuncularıyla çok etkili kontrataklar yapabilen bir takım. Buna önlem olarak top kayıplarını en aza indirmek ve rakibin hızlı oyuncularına geniş alanlar bırakmamak lazım.

Türkiye, 24 yıl aradan sonra yeniden Dünya Kupası’nda mücadele etmenin eşiğinde. Kosova deplasmanında telaş ve kargaşadan uzak durabildiği, bu kez gerçekten sakin ve sabırlı bir oyun anlayışıyla mücadele edebildiği ölçüde millilerin şansı yükselecektir...


© Evrensel