“Trumpizm”, oligarşi ve batı demokrasisinin yanılsaması
Trump’ın siyasal yükselişi ve ikinci başkanlık döneminde belirginleşen otoriter eğilimleri, son yıllarda liberal-demokrat düşünürler tarafından Batı’nın demokrasi, hukuk devleti ve değerler sistemine yönelik bir “sapma” ya da “istikrarsızlaştırıcı istisna” olarak okunuyor. Daron Acemoğlu’nun bu konudaki son yazıları ve batı medyasındaki başka birçok örnekte “Trumpizm” büyük ölçüde Amerikan demokrasisinin yerleşik normlarına aykırı, geçici ve düzeltilebilir bir anomali olarak değerlendiriliyor. Bu okuma, Trump öncesi dönemi –tüm kusurlarına rağmen– işleyen bir liberal-demokratik düzen olarak varsayar. Ancak bu varsayım, daha derin bir yapısal gerçeğin üzerini örtüyor.
Eleştirilecek birçok yönü olmasına rağmen Jeffrey A. Winters’ın Oligarchy çalışmasından hareketle bakıldığında, Trump öncesi ABD düzeni “demokratik istisnacılık”tan ziyade, son derece istikrarlı bir sivil oligarşi örneği olarak belirir. Winters’ın temel katkısı, oligarşiyi bir rejim tipi değil, aşırı servet yoğunlaşmasının siyasal olarak savunulma biçimi olarak kavramsallaştırmasıdır. Bu çerçevede demokrasi, hukuk devleti ve kurumsal denge-denetleme mekanizmaları, zorunlu olarak halk egemenliğinin araçları değil; büyük........
