Sanayici ve tüccar iktidardan Gümrük Birliği önlemi istiyor
Evrensel yazarı Yücel Özdemir, gazetemizde dün yayınlanan yazısında, Avrupa Birliği’nin Hindistan ve Güney Amerika Ortak Pazarını oluşturan MERCOSUR ülkeleri (Brezilya, Arjantin, Paraguay, Uruguay) ile imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarının, Avrupa burjuvazisi ve uluslararası alandaki güç ilişkileri açısından taşıdığı önemi aktardı. Kıta kapitalizminin tekelleri, bu iki anlaşmayla 2 milyarı aşan nüfusa sahip devasa bir pazarın gümrük duvarlarını büyük oranda yıkıyor. Bu, küresel ölçekte, ekonomik sonuçlarının yanı sıra doğrudan politik sonuçlar da üretebilecek bir gelişme. Trump’ın ikinci başkanlık döneminde yaşanan çalkantılar ve Avrupalı müttefiklerin kendini birdenbire tekinsiz bir ortamda bulması, bu tür arayışları taktik manevralardan çok stratejik yönelimlere çeviriyor. Hindistan anlaşması da bu kapsamda ve Avrupa Parlamentosu’nun da onayını alarak yürürlüğü girmesi bekleniyor.
Bu serbest ticaret anlaşmalarının Türkiye’de de etkin sonuçlar üreteceği açık. Gümrük Birliği müktesebatına göre Türkiye, AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarına uymak durumunda. Üstelik bunlara AB’nin kamu alımlarında “Made in Europe” yaklaşımını, yani kamuya sadece Avrupa’da üretilmiş malları satın alma kararını da eklemek gerekir. Türk sanayisinin en büyük ihracat pazarı olan Avrupa’daki bu gelişmeler Türkiye kapitalizmi için oldukça ısırgan nitelikte.
Zaten sermaye sınıfının başlıca temsilcileri de derhal tehlike çanı çalmaya ve siyasal iktidardan “önlem alınması”nı talep etmeye başladı. Sanayi ve ticaret burjuvazisi, özellikle Hindistan ve MERCOSUR ülkeleriyle imzalanan serbest ticaret anlaşmasının yol açacağı tahribata dikkat çekiyor ve işi AB ile Gümrük Birliği’nden çıkma seçeneğine kadar vardırıyor.
Hindistan, 2 milyarı........
