menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Binlerce yıldır aynı dert: Emeğin ‘karşılığı’

32 0
08.09.2026

İnsan, yaşamını sürdürmek için hep çalıştı.

Avlandı, yiyecek topladı. Toprağı işledi, hayvan yetiştirdi. Barınmak için taş taşıdı, çamurdan kerpiç döktü, barınak yaptı. Sınıflı toplumlarla birlikte tepedeki yönetenlerle işi yapanlar arasındaki ayrım derinleşti.

Kuşkusuz her dönemi kendi koşulları içinde değerlendirmek gerekir. Ama geçmişi anlamak, haksızlıkları haklı görmek değildir. Köleliğin yasalarca kabul edilmesi kölenin acısını azaltmıyordu. Kadına daha az ücret verilmesinin olağan sayılması da eşitsizliği ortadan kaldırmıyordu. Bugünün kazanımlarını geçmişin ölçülerine göre değerlendirirsek geriye gideriz.

Hammurabi Yasaları’na göre sağlam yapılmayan ev yıkılır ve ev sahibi ölürse yapıyı yapan öldürülecekti. Ev sahibinin oğlu ölürse, yapı ustasının oğlu öldürülecekti. Sorumluluk önemliydi ama babasının yaptığı iş yüzünden çocuğun canı alınıyordu!

Bugün sorumluluğu da cezayı da insan hakları temelinde değerlendirmek zorundayız.

Emeğin karşılığı da farklıydı. Ücret, arpa, bira, ekmek, yağ veya tartıyla ölçülen gümüş olabiliyordu. Sümer tabletlerinde habercilere dağıtılan yiyecekler bile kayıtlı. Ancak her yiyecek payı, bugünkü anlamıyla ücret değildi.

Babil’de tarla işçisine yılda sekiz gur tahıl öngörülüyordu. Bir gur yaklaşık 300 litre kabul edersek, yılda 2,4 metreküp eder. Bu miktarın o zamanda nasıl bir geçim sağladığını anlamak ayrı bir araştırma konusu. Bugün de ücretin rakamına değil, sofraya ne koyabildiğine bakmak gerekiyor.

Hitit yasalarında........

© Evrensel