menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

TERCÜMEYLE HUKUK BİLİNCİ VE ADALET DUYGUSU DA İTHAL EDİLEBİLİR Mİ?

5 0
10.02.2026

Türkiye’nin iki yüz yıllık modernleşme serüveni çoğu zaman “tercüme” üzerinden okunur. Bu kapsamda başlangıçta kanunların tercüme edilmesi, kurumların ithal edilmesi, kavramların başka bir tarihsel bağlamdan devralınması gibi...Modernleşme hikayemize göre temel problem açıktır: Tercüme metin ve kurumlar alınmış, fakat o metinleri doğuran sosyolojik süreçler yaşanmamış ve toplumsal bilinç oluşmamıştır. Dolayısıyla hukuk teknikleşmiş, yargı mekanikleşmiş veya siyasal erk tarafından araçsallaştırılmış ve adalet duygusu ise kırılgan hale getirilmiştir.

Bu yöndeki tespit ve eleştirilerimizin güçlü ve nesnel yanları tabi ki vardır.
Gerçekten de Batı’da anayasal düzen, kuvvetler ayrılığı, bireysel haklar ve yargı bağımsızlığı kavramları uzun tarihsel mücadelelerin ürünüdür. Feodal ayrıcalıkların tasfiyesi, burjuvazinin yükselişi, mutlak monarşilerin anayasal düzenlemelerle sınırlandırılması gibi…
Hukuk, işte bu çatışmaların içinden süzülerek şekillenmiştir. Bizde ise modern hukuk düzeni, büyük ölçüde devletin bilinçli ve tek taraflı normatif tercihiyle ve kısa zaman dilimlerinde inşa edilmiştir.

Bu durum doğal olarak bir boşluk üretmiştir: Hukuk metinleri ile toplumsal yapı ve bilinç arasındaki mesafe.

Ancak burada durup şu soruyu da sormak gerekir: Alternatif neydi?

Osmanlı’nın son döneminden Cumhuriyet’in kuruluşuna uzanan süreçte, dünya hızla değişirken Türkiye’nin “organik olarak” dönüşmesini beklemek mümkün müydü? Sanayi devrimi, ulus-devlet formu ve küresel güç dengeleri karşısında, hukuk alanında radikal adımlar atmadan ayakta kalmak gerçekçi miydi?
Belki de tercüme kanunlar bir tercih değil, tarihsel bir zorunluluktu.

Üstelik bu........

© Enpolitik