menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

DÜNYAYA/TÜRKİYE'YE SİHİRLİ AYNALARININ YANILSAMASIYLA BAKMAK!

8 0
30.08.2026

Hayatında bir defa bile lunaparklardaki sihirli aynalara bakmış olanlar bilir: Aynada gördüğünüz kişi sizsinizdir ama gördüğünüz görüntü siz değildir.

Bir aynada olduğunuzdan çok daha uzun, diğerinde kısa; bir başkasında kilolu, bir diğerinde çarpılmış görünürsünüz. Gerçek değişmemiştir. Değişen, gerçeğin size gösterilme biçimidir.

Galiba bugün asıl meselemiz de budur:Gerçekliğin kendisinden çok, bize gösterilen "kurgu" gerçeklikle yaşamaya başladık.

Toplumsal zihnin nasıl biçimlendirildiği meselesi yeni bir konu değildir. Antonio Gramsci'nin Hapishane Defterleri'nde geliştirdiği “hegemonya” kavramı, iktidarın yalnızca zor kullanarak değil, toplumun dünyayı belirli bir anlam çerçevesi içinde görmesini sağlayarak da sürdürülebileceğini anlatır.

Michel Foucault ise iktidarın yalnızca yasaklayan ve cezalandıran bir mekanizma olmadığını; aynı zamanda bilgi ürettiğini, doğruları sınıflandırdığını ve insanların kendilerini ve dünyayı nasıl anlamlandıracaklarını, belirlediğini veya etkilediğini gösterir.

Hannah Arendt'in totaliter rejimler üzerine düşünceleri ise meseleyi daha da çarpıcı bir noktaya taşır: Sürekli ve sistematik propaganda ve yalanlar, sonunda yalnızca gerçeği gizlemez; insanların gerçek ile yalan arasındaki ayrımı yapma kabiliyetini de aşındırır.

İşte “sihirli aynalar” tam da burada devreye giriyor.Çünkü propaganda her zaman “şuna inan” demek değildir.Bazen çok daha incelikli bir şey yapar:Neye bakacağınızı, neyi görmezden geleceğinizi ve hangi soruları sormamanız gerektiğini belirler.

Mesela Türkiye'nin yıllardır karşı karşıya bulunduğu temel meselelerden biri “güçlü yürütme mi, güçlü kurumlar mı?” sorusudur.

Ülkenin bulunduğu coğrafyanın riskli olduğu doğrudur. Terör, savaşlar, ekonomik krizler, jeopolitik tehditler ve bölgesel istikrarsızlıklar gerçek olgulardır.

Fakat buradan otomatik olarak şu sonuca geçmek mümkün değildir:“Tehditler arttıkça bütün gücün merkezileştirilmesi gerekir.”

İşte sihirli ayna burada gerçeği bükmeye başlar.“Güçlü devlet” ile “gücün tek elde toplanması” aynı şey değildir.“İstikrar” ile “kurumsal denetimin zayıflaması” aynı şey değildir.“Devletin bekası” ile “iktidarın bekası” aynı şey değildir.“Halkın iradesi” ile........

© Enpolitik