menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yeni dönemde Kürt siyasetinin imtihanı

31 0
17.09.2026

Türkiye siyaseti uzun süredir ortak bir gelecek vaadi üretmiyor. Partiler birbirini felç ediyor, toplum kamplara ayrılıyor, her kriz bir önceki krizin üzerine ekleniyor.

Kürt siyasetinin yeni dönemde içinde bulunduğu kimlik siyaseti nasıl şekillenirse şekillensin, bir sahici ve kalıcı muhasebe yapmadan büyüyemez. Bu cümle bir temenni değildir. Bir teşhistir. 2013-2015 ivmesini yakalayabilmek bir mucize değilse de çok zor bir dönemden geçeceği aşikârdır. Uluslararası siyasetin tıkanması ve bölgesel değişimin yeni bir güvenlik dizaynı yaratması ile Türkiye siyasetinin böylesine parçalı ve umut olmaktan çıktığı bir dönemde Kürt siyaseti de bundan nasibini alacak gibi görünüyor. Bu yazı, sürecin lehinde ya da aleyhinde bir saf tutma metni değildir. Barışın ya da silahsızlanmanın sloganını tekrarlamak da değildir. Asıl mesele, Kürt siyasetinin kendi içine bakıp bakamayacağıdır. Çünkü dışarıdaki fırsatlar, içerideki hesaplaşmadan daha zayıf kalır. Hesaplaşma yapılmadan açılan her kapı, bir süre sonra aynı darlığa geri döner. Kimlik siyasetinin yeni dönemdeki hali kimlik siyaseti bir dönemin zorunluluğu olabilir. Yok sayılmış bir varlığın görünür olma çabasıdır. Dilin, kültürün, hafızanın inkâr edildiği bir zeminde kimlik, hem sığınak hem silah olur. Ancak kimlik bir süre sonra siyasetin kendisi haline geldiğinde, siyaset daralır. Her soru kimliğe, her itiraz ihanete, her farklılık sapmaya dönüşür. Bu hal, büyümeyi değil, kendini tekrar etmeyi üretir. Yeni dönemde kimlik siyaseti farklı kılıflarla devam edebilir. Daha yumuşak bir dil, daha meşru bir zemin, daha geniş bir ittifak arayışı... Bunlar biçim değişikliğidir. Öz değişmedikçe biçim yetmez. Kürt siyaseti, kendi geçmişindeki hataları, yanlış hesapları, toplumsal maliyeti ve şiddetin bıraktığı kalıntıyı açıkça konuşmadan, kimliği koruma refleksiyle her eleştiriyi savuşturursa, yeni dönemin imkânını da tüketir.Sahici muhasebe, “biz haklıydık, şartlar zorladı” cümlesinden ibaret değildir. Muhasebe, hangi kararın hangi sonucu doğurduğunu, hangi stratejinin hangi kuşağı yorduğunu, hangi söylemin hangi kapıları kapattığını görmektir. Kalıcı olan muhasebe, sadece düşmana değil, kendi içine de bakabilen muhasebedir. Bu bakış olmadan kimlik siyaseti, bir dönem daha kendini yeniden üretir; büyüyemez.

2013-2015 süreci, Türkiye’nin Kürt meselesinde en somut nefes aldığı dönemlerden biriydi. Ateşkesin tutulduğu, toplumun bir kısmının barışa inandığı, siyasetin silahın gölgesinden kısmen çıktığı bir aralıktı. O ivme, tesadüf değildi. Hem içerideki yorgunluk hem bölgedeki belirsizlik hem de o anki güç dengesi bir araya gelmişti. Âmâ o süreç aynı zamanda bir ders bıraktı. Masa kurulabilir, mektup okunabilir, çekilme başlayabilir. Toplum sürece ortak edilmezse, beklentiler yönetilmezse,........

© Elips Haber