menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İran savaşında ateşkes kağıt üstünde; masada bölünme, sahada tırmanma

60 0
13.04.2026

Masadan bir anlaşma çıkmaması, ABD Başkanı Donald Trump’ın ateşkes ilan edilmeden sadece saatler önce sarfettiği “bu gece bir medeniyet ölebilir” cümlesinin gerçeğe dönüşebileceği, sert askeri senaryoları yeniden gündeme taşıyabilir. Böyle bir olasılık sadece İran için değil, tüm bölge için insani ve ekonomik yıkım anlamına gelir.

Aralarında Türkiye’nin de olduğu bölge ülkeleri de Avrupalılar da hatta Çin ve Rusya bile hızlıca barış istiyor İran meselesinde. Bu birbirine hiç benzemeyen, çıkarları da pek uyuşmayan “barış koalisyonunun”, Başkan Trump nezdinde İsrail’i dengeleyip dengeleyemeyeceğini zaman gösterecek.

       ABD ile İran arasında sağlanan ateşkes, Ortadoğu’da askeri tırmanışı büyük ölçüde durdurdu. Ancak Pakistan’da iki ülke arasında başlayan kalıcı barış amaçlı yüksek düzeyli diplomatik sürecin önü hâlâ aşılması güç engellerle dolu.

Engeller arasında İsrail’in ateşkese gönülsüz yaklaşıp, Lübnan’da operasyonları sürdürmesi de var; ABD’nin Pakistan’a gönderdiği müzakere heyeti içinde çözümün nasıl olacağına ilişkin ciddi görüş farklılıkları da. Nitekim, Pakistan’daki görüşmelerin ilk turu sonuçsuz bitti.

ABD heyetine başkanlık eden Başkan Yardımcısı JD Vance, masayı bırakıp ülkesine dönmeden önce yaptığı açıklamada bir uzlaşmaya varılmamasından dolayı “İran’ın kaybedeceklerinin ABD’den fazla olduğunu” söyledi.

Vance’ın görüşmelerden bu kadar erken ayrılmasının bir müzakere blöfü mü, yoksa ciddi mi olduğu henüz belli değil. İran heyetinden kaynaklar, “Zaten tek bir görüşmede barış olmayacağını herkes biliyordu” diyerek, müzakerelerin süreceğini ima etseler de, hiçbir şey belli değil. 

ABD heyetindeki görüş farklılıkları

Pakistan’daki görüşmelerin başarısız olma ihtimalini zaten ABD heyetinin yapısına bakıldığında görmek mümkündü; Vance’in başkanlığındaki heyette Trump’ın uluslararası tüm sorunlarda “başmüzakereci” gibi kullandığı Steve Witkoff ile damadı Jared Kushner de yer aldı. Ancak Amerikan heyetindeki isimlerin  “barış nasıl olmalı?” konusundaki farklı yaklaşımları, müzakerelerin en kritik kırılganlıklarından birini de oluşturuyordu. Jared Kushner, İran’ın sivil nükleer zenginleştirme faaliyetlerinin sıkı denetim altında sürdürmesine izin veren bir çerçeveyi tercih ediyor, bu yaklaşım İran’a nükleer programında kontrollü bir kapasite sağlanarak uzlaşmayı hedefliyordu.

Diğer tarafta ise Amerikan heyet başkanı olan JD Vance, İran’ın nükleer programı konusunda “sıfır zenginleştirme” çizgisini savunuyordu.  Bu durum da Tahran açısından Pakistan’daki müzakere masasında sabit bir muhatap yerine değişken bir Amerikan pozisyonu anlamına geliyordu.

İran’dan da yine üst düzey, geniş ve tam anlamıyla yetkilendirilmiş bir heyet Pakistan’a gelmiş durumdaydı. İran heyetinin........

© Ekonomim