menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Özal, sabah namazını fabrikada kılardı, ilk demir-çelik ihracatını İran’a onun sayesinde yaptık

73 0
01.06.2026

12 EYLÜL 1980 askeri darbesinden sonra kurulan Bülend Ulusu Hükümetinde ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı olan Turgut Özal, 1982 yılında iş dünyası heyetiyle birlikte İran’a gitti.

Ekim 2013, Çanakkale’de İÇDAŞ’ın termik santral açılışı. Sağdan birinci Bayram Aslan, ikinci Tacettin Aslan (Fotoğraftaki diğer isimler ailenin ikinci ve üçüncü kuşağı)

Heyette bulunan İÇDAŞ’ın kurucularından Bayram Yusuf Aslan, seyahate giderken uçakta Turgut Özal’ı ilk tanıdığı günlere döndü:

İstanbul Silahtarağa’da Haliç kıyısında Elektrometal Fabrikası vardı. Bu fabrikanın sahiplerinden Hikmet Erenyol, 1971 yılında elim bir trafik kazasından vefat etti. Kardeşi Necdet Erenyol, fabrikayı bir süre sonra Çelik Endüstri’nin sahibi Zeki Aytaç’a sattı.

Zeki Aytaç, o dönemde Genel Müdürlük görevine Turgut Özal’ı getirdi. Özal’ın başında olduğu işletme, Japonya başta olmak üzere pek çok yabancı ülkeden kütük ithal ederdi. Biz de o kütüklerden alır işlerdik.

Her hafta kütük almaya gittiğimizde Turgut Özal ile sohbet ederdik. Ondan çok şey öğrendik. En azından geniş bir vizyon sundu bize. Sabah namazlarını fabrikada kılan bir adamdı.

Bir gün fabrikamıza geldiğinde neden günde 4-5 dökümde kaldığımızı, bu miktarı artırıp en azından 8-9 döküm yapmadığımızı sordu. Japonya’ya gitmiş ve bu gerçekleri gözlemlemiş bir insandı. O masa başı insanıydı ama çok güçlü ve kıvrak bir zekaya sahipti.

Onun bu sözlerini fabrikamızdaki teknik ekibimize ilettiğimizde hemen itiraz ettiler ve bunun mümkün olamayacağını söylediler. Fakat sonraları yavaş yavaş Özal’ın söylediği noktalara geldik.

Seyahate çıktıklarında iş insanları Turgut Özal’a sordu:

-          Neden İran?

Özal, iş insanlarına şu yanıtı verdi:

-          İran’ın çok büyük miktarda demire ihtiyacı var. Bunu karşılamak gerekiyor. Bu sayede Türkiye ilk kez demir ihracatçısı olabilir. Ayrıca başka malzemelerin ihracatı da gündeme gelebilir.

O dönemde İran’da Şah Rıza Pehlevi devrilmiş, Humeyni rejimi başlamıştı. Aynı zamanda İran-Irak Savaşı da sürüyordu.

Dönemin Başbakan Yardımcısı Turgut Özal, tam da böyle bir ortamda iş insanlarından oluşan heyetle İran’a gitmişti.

THY’den kiralanan özel uçak Tahran Havalimanı’na inince heyet doğrudan Hilton Oteli’ne transfer oldu. Otelde Türkiye’den giden heyetten başka kimse yoktu. Lobi dahil her taraf karanlıktı. Çünkü, savaş nedeniyle her yerde karartma vardı. Ayrıca, yeni rejim nedeniyle yabancılar İran’a pek uğramıyordu.

İran heyeti ile Türkiye’den giden heyetin görüşmeleri Özal’ın başkanlığında 5 gün sürdü. Heyettekiler savaş ortamını da dikkate alarak otelin dışında pek çıkmıyordu. 5’inci günün akşamı Özal heyeti topladı:

-          Müzakereler mal teslimi ve fiyatlar konusuna takılmış bulunuyor. Şunu unutmayın, İranlılar çok zor insanlardır.

Özal, o konuşmasında İran heyeti başkanının gözlemini de aynen aktardı:

-          “Dikkat ettim, Türk iş insanları günlerdir otelde oturuyor. Aralarında konuşup........

© Ekonomim