menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tüketim ve borçlanma

38 4
13.08.2025

Hafta sonu iki oğlum buluşup hamburger yemişler. Fiyatları sordum. Aldığım yanıt inanılmazdı, bir hamburger menü ABD’deki fiyatının yaklaşık 3 katı kadardı. Çocuklarım bu fiyatlara rağmen kafe, restoran ve barların dolu olduğunu söylediler. Sonra sordular, geçim sıkıntısı var, ücretler yetmiyor şikâyetinin bu kadar yüksek olmasına rağmen bu tür işletmeler neden dolu?

Onlara verdiğim yanıtı köşeme de aktarmak istedim. Makroekonomi lisans dersinde öğrencilere tüketim, gelirin, faiz oranı ve beklentilerin fonksiyonu olarak öğretilir. Gelir artarsa tüketim artar, faiz oranı yükselirse tüketim azalır. Yanıt Keynesyen ve Neoklasik sentezini ifade etmekte. Buradan ileriye gitmek için tüketimin-talebin faiz ve gelir esnekliğine bakmayı gerektirir. Daha açık bir ifade ile tüketimin faiz ve gelirdeki (GSYH) değişmelere karşı duyarlılığı öne çıkar. Bunun yanında gelir dağılımı da tüketim üzerinde belirleyicidir.

Makroekonominin analizinde diğer bilim dallarını da kullanırsanız tüketim üzerinde sosyolojik unsurların da önemli olduğunu görülür. Tüketim, bireylerin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla sergilemiş oldukları bir davranış biçimi. Tanımlamadaki anahtar kavram, neoklasik iktisatçıların iktisat yazınına armağan ettikleri ihtiyaç kavramı. Onlara göre ihtiyaçlar sonsuz. Kurguladığımız ihtiyaç-tüketim ilişkisi, burada biyolojik ihtiyaçların ötesini ifade etmekte.

Yirminci yüzyılın ilk çeyreğine girilirken, 1920’li yılların başında Henry Ford, kurduğu bant sistemi sayesinde tanesi 4000 dolardan otomobil üreterek dünyayı kitlesel üretimle tanıştırdı. Bunu yaparken yeniliğin bir üretim biçimi halini alıp sosyal bilimcilerin uğraş alanına gireceğini ve isim babalığını da sosyalist aydın A. Gramsci’nin yapacağını bilmiyordu. Fakat ekonomide sağladığı değişim muhteşemdi. ABD kaynaklı bu tüketim dalgasının ardından, kapitalist ülkelerde yeni tüketim dalgası İkinci Dünya Savaşı sonrasında yaşandı. Nitekim 1950’li yıllara gelindiğinde, ABD’de çoktan yerleşmiş olan, hatta bir model olan “kitlesel tüketim”, önce İngiltere’de, sonra Batı Avrupa’nın diğer ülkelerinde, belirgin biçimde modern bir yaklaşımla, çok yoksul olanlar dışındaki tüm gruplar arasında gelişmeye başladı. Tüketimin, gelir,........

© Ekonomim