Nevroz ve piyasalar
Bizi aynı şekilde düşünmeye zorlayan çevre, aynı şekilde korkmamızı sağlayan kitle iletişim araçları, aynı şeyleri sevmemizi sağlayan reklam endüstrisi ve farklı olanları utandırıp alaya almayı kolaylaştıran sosyal medyayla bir arada yaşıyoruz. Bu durumda da birçok insan ana akımdan/konsensüsten uzaklaşmaya ve kendi özünü göstermekten haklı olarak korkabilir ancak bazı araştırmalara göre günümüzde birçok insan aynı zamanda nevrotiktir ve bu da şu soruyu akla getirir: Aşırı bir uyum sağlama isteğiyle nevrotik hastalık arasında neden-sonuç ilişkisi var mıdır? Carl Jung böyle bir ilişki olduğuna inanıyordu.
Nevroz, derin kaygı düzeyleri ve genel bir yaşam korkusuyla tanımlanan psikolojik bir bozukluk durumu. Bu temel semptomlara ek olarak, nevrotik bir hastalık depresyon, suçluluk, fobiler, takıntılar ve aşırı endişe, uykusuzluk, sinirlilik veya öfkeyi de içerebilir. Carl Jung, nevrotik bireyin yaşam korkusunun, "bozulmuş veya azalmış bir uyum süreci (Toplu Eserler Cilt 18)" sonucu olduğunu öne sürmüştü. Başka bir deyişle, nevrotik birey, konsensüsün gereklerine uyum sağlayamayan, bunun sonucunda ve bu nedenle varoluşu neredeyse hiç rahatlama olmaksızın sürekli bir mücadeleye dönüşen birey anlamına gelir.
Nevroz; potansiyelimizi azaltır, yaşanmamış bir hayat için suçluluk duygusuyla doldurur, kronik anksiyete ve depresyonun beden üzerindeki etkileri nedeniyle fiziksel sağlığımıza zarar verir. Jung, “Günümüzde Psikoterapinin Durumu” eserinde nevrozu "insan ruhunun tüm karmaşıklığıyla yaşadığı acı" olarak adlandırmıştı.
Kolektife belli bir ölçüde uyum göstermek sağlıklı ve gerekli olsa da aşırı uyum, psikolojik bütünlük idealine asla yaklaşmayan tek boyutlu bir karakter yaratır veya Jung'un “Psikolojik Tipler” kitabında açıkladığı gibi: "Bireyleşme, bireysel varlıkların şekillendiği ve farklılaştığı süreçtir; özellikle de psikolojik bireyin genel, kolektif psikolojiden farklı bir varlık olarak gelişimidir. Dolayısıyla bireyleşme, bireysel kişiliğin gelişimini hedefleyen bir farklılaşma sürecidir."
-Carl Jung, Psikolojik Tipler
Çağımızda, çok az kişinin bireysel bir kişilik geliştirip kalabalığın arasından sıyrılacak kadar cesur olduğunu söyleyebiliriz. Modern çağda bireysellik kisvesi altında olan şeylerin, yüzeysel jestlere indirgendiğini görebiliriz. Moda seçimleri, özenle seçilmiş sosyal medya kişilikleriyle kendini ifade etmek ancak konsensüse körü körüne itaat etmek yerine vicdanımızı dinlemek, alay konusu olsa bile karakterimizin kendine özgü yönünü benimsemek, hayatta benzersiz bir yol izlemek gibi gerçekten önemli meseleler söz konusu olduğunda, çoğu insan otoriteye utangaçça boyun eğer, kalabalığı takip eder ve sürü içgüdülerinin bireyselliklerini boğmasına izin verir.
"Toplumun talep ettiği şey taklit veya bilinçli özdeşleşmedir; kabul görmüş, yetkilendirilmiş yollarda yürümektir."
-Carl Jung, Toplu Eserler Cilt 18
İnsanların bireyleşme sürecine katılım konusundaki yaygın başarısızlığı, yalnızca kişisel trajedilere değil, aynı zamanda kültürel durgunluğa ve kaosa da yol açabilir çünkü toplum soyut bir varlık değil, bireylerin toplamı olduğunu ifade edebiliriz. Bireyler gelişimlerinde geri kalmış kaldıklarında, toplum bu içsel bozukluğu dışsal yozlaşma biçimleriyle yansıtır.
"Ne yazık ki, birey gerçekten ruhsal olarak yenilenmezse, toplum da yenilenemez çünkü toplum kurtuluşa ihtiyaç duyan bireylerin toplamıdır."
-Carl Jung, Keşfedilmemiş Benlik
"Normal oldukları için nevrotik olan insan sayısı kadar, normal olamadıkları için nevrotik olan insan sayısı da bir o kadar fazladır. Normalliği öğretmek için birinin aklına gelen ilk şey, ilki için bir kabustur çünkü en derin ihtiyaçları aslında ‘anormal’ hayatlar sürebilmektir."
-Carl Jung, Modern Psikoterapinin Sorunları
Aşırı uyum nevrozundan muzdarip........
© Ekonomim
