Trump’ı yorumlamak sadece dinlemekle olmuyor!
Uluslararası politikada gerek sözel gerek yazılı olarak sunulan iletişimin ne kadar önemli olduğunu söylemeye belki hacet bile yok. Bir başbakan veya dışişleri bakanı konuştuğu zaman, neler söylediğini çok dikkatlice dinlemelisiniz. Söyledikleri sözler (eğer aldatmak veya amaçları tamamen gizlemek amaçlanmıyorsa) bir ülkenin bir diğer ülke ya da bir diğer soruna ilişkin, o ülkenin izleyeceği siyaseti anlatmak için oldukça güvenilir bir gösterge oluşturabilir. Örneğin, bakan bir ülke ile olan ilişkilere ya da sorunlara temas etmiyorsa, o konuyu önemsemediğini veya ertelediğini düşünebilirsiniz. Eğer rakip bir ülkenin ısrarlı tutumu karşısında hiçbir çareleri kalmadığını ileri sürerse, o ülkeye bir müdahalenin tasarlandığı akla gelebilir. Tabii, bakanların ifadeleri hemen her zaman son derecede terbiyelidir ancak konuşmanın ana hatlarını dikkatlice inceleyecek olursanız, ülkenin dış siyasette nasıl bir çizgi izlemeyi tasarladığına ilişkin çıkarımlarda bulunmanız pek zor olmaz. Bakanlar özellikle dost ülkelerin kendilerine güvenini zedeleyecek beyanlarda bulunmaktan kaçınırlar ama herkesin kendilerine güvenmesini de isterler. Bütün bu söylenenlere rağmen, söz ve yazılı iletişimin liderlerin kullandıkları araçlardan sadece biri olduğunu, diğer bazı araçlara da sahip olduklarını unutmamak lazımdır. Söz ve eylemin tamamen uyuşmaması her zaman mümkündür. Kaldı ki, bazen sözün eylemi örtmek, gizlemek, gözlemcileri yanlış yönlendirmek için kullanılabileceğini hatırlamak faydadan ari değildir.
Amerika Birleşik Devletleri yönetiminin son yıllarda izlediği siyasaları izlemeye çalışanlar, Bay Trump’ın neler söylediğine genellikle çok ağırlık tanıyorlar. Halbuki Bay Trump çok geveze, hemen her konuda çok konuşmayı seviyor; o an için değer ifade eden veya çok kişinin hoşlanabileceği şeyler söylüyor. Günün ilerleyen saatlerinde ise ilk dedikleriyle tamamen çelişen, daha önce söyledikleri ile ilişkisi olmayan beyanlarda bulunabiliyor. Başkalarını abartılı bir şekilde övebiliyor veya yerebiliyor, özellikle kendi dediklerine karşı çıkanları ağır biçimde ve saygısızca eleştirebiliyor. Kendisiyle ve eylemleriyle her zaman bol bol övünüyor. Dünyanın en önemli liderlerinden biri olmasına rağmen, sık sık o mevkide bulunan bir kişiye yakışmayan dil kullanmakta da pek mahir. Evet, sözlerini incelediğiniz zaman belki nasıl düşündüğünü bir miktar anlamanız mümkündür ama sanıyorum bunun ötesine geçmek gerekiyor. Aranızda Hamlet’i okuyanlar hatırlayacaklardır. Hamlet bir yandan........
