Savaş ne zaman sona erecek?
Çin’in İran petrollerinden uzun vadede de mahrum olmasını veya yüksek fiyat ödemesini istiyorsa, ABD’nin İran’da ya uzun süre yerleşmesi ya da o ülkede kendisinin sözünü dinleyecek bir rejimi yerleştirmesi gerekecektir. Şu anda Amerika böyle bir konumdan çok uzakta bulunuyor.
İsrail ne kadar istese de İran’ın dış siyasetinin Şah günlerine geri dönmesi olasılığı yok denecek kadar azdır. Son mücadelede İsrail’in komşuları nezdinde bile ciddi itibar kayıplarına uğradığı, uluslararası siyasette giderek yalnızlaştığı söylenebilir.
İran, nükleer kabiliyete sahip olmayı bir saldırı aracı olarak görmekten ziyade, kendisine nükleer silahla saldırılmamasının bir teminatı olarak görüyordu.
Eğer vatandaş sizi, biraz da olsa, dış siyasetten anlayan biri olarak görüyorsa, hemen başlıyor sormaya: “Size göre Amerika (belki İsrail demeleri daha uygun olacak ama ben karışmayayım) ile İran’ın savaşı ne zaman sona erecek? Tabii, bu sorunun doğru cevabının “Ben de bilmiyorum” olması gerekir ama yine de koşulların nasıl gelişeceğine bağlı olarak herhalde bazı cevaplar önermek mümkün.
Savaşlar ne zaman sona erer? Eğer savaşan taraflardan biri mücadeleye devam etmek için gerekli enerjisinin, ulusal ve/veya uluslararası desteğinin, kaynaklarının kalmadığına ve savaşın maliyetinin kabul edilemez düzeylere tırmandığına karar verirse, savaşa son vermek isteyebilir. Keza savaşan taraflardan biri savaştan beklediklerini elde ettiğine karar verir ve karşı taraf da mücadelenin devam etmesini istemez ise savaşın sona ermesi muhtemeldir.
İran, Suriye’nin kaybıyla hayal kırıklığına uğradı
Bu çerçevede İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasında süregelmekte olan savaşa bakıldığında, tarafların en son aşamada neyi hedeflediklerinin pek de açık olmadığını görüyoruz dersem sanıyorum pek hatalı bir beyanda bulunmuş olmam. Savaşta saldırının hedefini teşkil ettiği için, İran’ın savaş sonu elde etmek istediklerini tespit etmek belki nispeten daha kolaydır. Bilindiği gibi İran, İsrail’i Küçük Şeytan, Birleşik Devletleri ise Büyük Şeytan diye anmakla birlikte, şu sıralarda bu şeytanlara saldırmayı planlıyormuş gibi gözükmüyordu. Buna karşılık, Ortadoğu’da İran namına vekalet mücadelesi yürüten güçler gerileme dönemine girmiş bulunuyorlardı. Suriye’nin kaybı İran açısından telafisi güç bir durum yaratmış, nüfuzunu Akdeniz’e kadar ulaştırma konusunda ciddi bir hayal kırıklığına uğramıştı. Kızıl Deniz civarında Husi saldırılarının muhatabı olan tekneler de, bunlarla yaşamayı öğrenmişlerdi. Husiler, deniz ulaşımını tahmin ettikleri ölçüde engelleyemiyorlar, buna karşılık her girişimleri sonrası ağır bombardımana tabi tutuluyorlardı.........
