menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Avrupa savunması kafa karıştıran bir kavram olmaya devam ediyor

33 0
21.04.2026

Birçok gözlemci, Avrupa savunması tasarlanırken, bu tasavvurun anlamlı olabilmesi için, Birleşik Krallık ve Norveç yanında mutlaka Türkiye’ye de yer verilmesi gerektiği üzerinde ittifak etmektedir. 

Doğu’dan Batı’ya doğru ciddi bir saldırı hamlesine girişebilecek tek ülkenin Rusya olduğunu kabul etmek gerekir. Batı ülkelerinin Ukrayna’ya dönük Rus yayılmacılığını durdurmak istemelerinin altında yatan endişe, Rusya’nın durdurulmaması durumunda yayılmaya devam edeceği kuşkusudur.

         ABD Başkanı Donald Trump, Avrupa savunmasının Avrupalıların ilgilenmesi gereken bir sorun olduğunu, bu niteliği ile de Amerikan halkının fazla ilgisini çekmediğini sık sık açıklıyor. Bu arada ülkesinin NATO’dan çekilebileceğine de işaret etti. Bu sözlerin ardından Avrupa ülkeleri artık kendi savunmaları ile kendilerinin ilgilenmesi gerektiği bir dönemin geldiğini düşünmeye başladılar.

Aslında Amerikan yönetiminin Avrupa yönetimlerinden bir hayli farklı düşündüğüne ilişkin çok sayıda örnek vermek mümkün. Örneğin, Bay Trump bir süre Grönland ile uğraştı. İleri sürdüğü düşünceye göre, bu Ada’yı Amerika’nın alması gerekiyordu çünkü ülkesinin Kuzey Kutbu yönünde savunulması için Ada vazgeçilmezdi. Adayı satın alabilecekleri gibi, bu gerçekleşmezse işgal de edebilirlerdi. Neyse ki, şu sıralarda dikkati başka yönlere kaymış, dolayısıyla Grönland ile ilgilenmeyi terk etmiş görünümü veriyor. Amerikalılar Ukrayna savunmasına da Avrupa’nın verdiği önemi vermiyor gözüküyorlar. Rus yayılmacılığına karşı Avrupa kadar duyarlı olmadıkları, Avrupa’nın Ukrayna’da Rus yayılmacılığına karşı bir sınav verdiği düşüncesine katılmadıkları söylenebilir. Nitekim Amerikalılar Avrupa Birliği’nin Ukrayna’ya yapmak istediği maddi yardımı engellemek için elinden gelen her şeyi yapan ve nihayet seçimlerin iktidardan uzaklaştırdığı Macaristan’daki Orban yönetimini ikna etmek konusunda en ufak bir girişimde dahi bulunmadılar. Halbuki Victor Orban, Trump yönetimine değer veriyor ve onun isteklerine uygun hareket etmeye çalışıyordu. Son olarak ise Bay Trump Hürmüz Boğazı’nı ablukaya almak için Avrupalı NATO üyelerinden destek istemiş, onlar Trump’ın talebine karşı direnince de NATO üyelerinin desteğine zaten ihtiyacı olmadığını ilan ederek, kendi tercihi yönünde ilerlemeye yönelmiştir.

 AB’nin askeri kabiliyetlerini geliştirmesi önemli bir sorun olarak görülmüyordu

Avrupa ülkelerinin artık kendi savunma ihtiyaçlarını kendilerinin karşılaması gerektiğine ilişkin olarak başlayan tartışmalar her ne kadar Amerika’nın, kıtayı savunması taahhüdünün inandırıcılığının sorgulanmasına yol açsa da, Avrupa savunmasından neyin kast edildiğini........

© Ekonomim