menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

OVP’nin zor denklemi: Büyüme, enflasyon ve rekabet gücü

27 0
09.09.2026

Her yıl eylül ayında olduğu gibi, ekonomi yönetiminin önümüzdeki üç yıla ilişkin planlamasını ve makroekonomik hedeflerini yansıtan Orta Vadeli Program (OVP) birkaç gün önce açıklandı. Dengeli, sürdürülebilir ve kapsayıcı büyüme, fiyat istikrarı, mali disiplin ve yüksek katma değerli üretim gibi aslında yine birçok iktisatçının temel hedefleri açısından pek itiraz etmeyeceği bir programla karşı karşıyayız. Maalesef bu hedeflere pek ulaşılamadığı için her yıl gördüğümüz bir tablo ile de karşı karşıyayız. Buradaki temel sorun hedeflerden ziyade uygulama ve izleme mekanizmasında ortaya çıkıyor. Programda atılması düşünülen adımlar ve bazı yasal düzenlemeler önemli olmakla birlikte, bu adımların ne ölçüde hayata geçirildiğinin sistematik biçimde izlenmesi gerekiyor. Hedeflere ulaşılamadığında bunun nedenlerinin ortaya konulması ve ardından hangi politika değişikliklerinin yapılacağının açıklanması, programların kredibilitesi ve yön göstericiliği açısından kritik önem taşıyor.

Sanayi ve sermaye piyasalarına daha fazla vurgu

Bu yılki programda iki konu özellikle dikkatimizi çekiyor. Birincisi imalat sanayisinin rekabet gücünü artırmaya yönelik politikaların daha fazla öne çıkarılması, ikincisi ise sermaye piyasalarında düzenleme ve denetimin güçlendirilmesine yönelik adımlar.

Aslında her iki konu da son dönemde ekonomi gündeminin önemli başlıkları arasında yer alıyor. İmalat sanayinin rekabet gücündeki zayıflık ve Türkiye’nin farklı sektör ve bölgelerinden yeni önlemler alınmasına yönelik çağrılar giderek artıyor. Bu köşede de sık sık vurguladığımız gibi, yaşadığımız yüksek enflasyon ve uygulanan kur politikasının yarattığı sonuçlar imalat sanayisinde ve ihracatta giderek daha ciddi sorunlara yol açıyor.

OVP’de bu konunun daha güçlü biçimde gündeme gelmesini, ekonomi yönetiminin sanayideki sorunlara yönelik farkındalığının arttığının ve bir çözüm arayışının güçlendiğinin göstergesi olarak değerlendiriyoruz.

Benzer bir durum sermaye piyasaları için de geçerli. Son dönemde hisse senedi piyasasında görülen spekülatif hareketlerin uluslararası yatırımcıların da dikkatini çekmesi, düzenleme ve denetim mekanizmalarının önemini artırdı. Risk yönetimi, risk izleme ve düzenli denetim mekanizmalarının güçlendirilmesine yönelik planlamalar bu açıdan olumlu. Ancak burada da asıl önemli olan, açıklanan önlemlerin uygulanması ve sonuçlarının düzenli olarak izlenmesi olacaktır.

İşsizlikte sorun katılımdan çok istihdam yaratmak

Programın iş gücü piyasasına yönelik yaklaşımında ise bazı soru işaretleri bulunuyor. Örneğin atıl iş gücü, diğer ifadeyle geniş tanımlı işsizlik sorununa karşı iş gücüne katılımın artırılması hedefleniyor. Oysa iş gücüne katılımın artması tek başına sorunu çözmüyor. Ekonomi yeterince yeni istihdam yaratamıyorsa iş gücüne katılımın yükselmesi geniş tanımlı işsizliği daha da artırabilir. Bu nedenle öncelik, ekonominin iş yaratma kapasitesini geliştirmek, mevcut işlerin ihtiyaç duyduğu niteliklere sahip........

© Ekonomim