menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Üretmeden tüketmek nereye kadar mümkün?

6 0
13.02.2026

Dün Merkez Bankası’nın enflasyona yönelik değerlendirmelerini dinledik. Senenin ilk Enflasyon Raporu’nda, 2026 sonuna ilişkin enflasyon tahmini 2 puan artırılarak -21 olarak belirlendi. 2026’ya ilişkin ara hedef ise  seviyesinde sabit kaldı.

Enflasyonu düşürmekte çok zorlandığımızı biliyoruz. Her ne kadar zaman zaman eleştirilse de Merkez Bankası’nın bu konuda elinden geleni yaptığına dair genel bir kanaat var. Bunun temel nedeni, Merkez Bankası’nın enflasyonu düşürebilmek için, yurtiçi tüketim talebini azaltmaya yönelik olarak attığı adımlar. Bunlardan ilk akla gelenler faiz artırımları ve kredi büyümesine yönelik getirilen kısıtlamalar.

Göstergeler, enflasyonun istenilen ölçüde yavaşlamadığına işaret ediyor

Bunların yanı sıra daha birçok makroihtiyati tedbir de iç talebin gücünü kırmayı hedefliyor. Bu şekilde bakınca, Merkez Bankası’nın enflasyonla ilgili temel teşhisinin, aşırı güçlü iç talep olduğu anlaşılıyor. Elimizdeki birçok gösterge, yurtiçi talebin gerçekten de büyümenin ana itici gücü olduğu ve tüm çabalara rağmen, arzu edilen ölçüde yavaşlamadığına işaret ediyor. Dolayısıyla Merkez Bankası da hem raporlarında hem de sunumlarında iç talebe önemli yer ayırmaya devam ediyor. Dün de böyle oldu. 2025’te özellikle altın fiyatlarındaki hızlı yükselişin yarattığı devasa servet artışının, yurtiçi tüketim talebini daha da körüklüyor olması, Merkez Bankası’nın talebi kontrol etmeye yönelik önceliklerini daha da haklı hale getiriyor.

Peki enflasyonla ilgili teşhiste........

© Ekonomim