Kadın istihdamı ve yurtiçi tasarruflar
Türkiye’de yurtiçi tasarrufların yetersiz olduğu birçok uzman tarafından tespit edilmiş durumda. Zaten politika yapıcılar da on yıllardır bu kronik sorunun çözümü için kafa yoruyorlar. Yurtiçi tasarruf dediğimizde aslında kast edilen büyük ölçüde, finansal sistem içerisinde tutulan ve dolayısıyla yatırımları finanse etmekte kullanılabilecek kaynaklar. Ekonomiye ve finansal sisteme güvenin güçlü olmaması, sistemin derinliğinin az olması ve faiz ile ilgili hassasiyetler nedeniyle, Türk halkının bir kısmının tasarruflarını finansal sistem dışında tuttuklarını biliyoruz. Yastık altındaki döviz ve altın, gayrimenkul ve kripto paralar, finansal sistem dışında kalan tasarrufların ana adresleri. Son yıllarda yurtdışında menkul ve gayrimenkul alımlarının da arttığını görüyoruz. Yani aslında sorun sadece tasarrufların yetersiz olması değil, bunların önemli bir kısmının yurtiçindeki finansal sistemde kalmıyor olması. Yatırımların finansmanı için gerekli kaynaklar yurtiçinden sağlanamayınca, yurtdışı tasarruflara ihtiyacımız artıyor. Bu da bizi cari işlemler dengesinin, tasarruf-yatırım dengesiyle buluştuğu yere getiriyor.
Tasarruflarla ilgili bu kısa hatırlatmayı yaptıktan sonra, Türkiye’de tasarrufların neden yetersiz olduğu üzerinde durmamız gerekiyor. Akademik çalışmalarda ortaya konulan en önemli bulgulardan bir tanesi, sadece Türkiye’de değil, diğer ülkelerde de tasarrufların ana belirleyicisinin gelir seviyesi olmasıdır. Basitçe ifade etmek gerekirse, gelir seviyeniz zaten ancak temel ihtiyaçlarınızı karşılayacak düzeydeyse, tasarruf etme imkanınız olmaz ya da ancak çok sınırlı olur. Gelir seviyeniz arttıkça, tüketiminiz de artsa da, bir noktadan sonra ileriyi düşünerek tasarruf edebilir hale gelirsiniz. Gelir arttıkça tasarruf etme........
© Ekonomim
