Mizaru, kikazaru, iwazaru
Görülmesi gereken dönemde görme, duyulması gerekenleri duyma ve söylenmesi gerekenleri bilmiyormuş gibi yaparak zamanında söyleme; yani Japonca aslıyla “mizaru, kikazaru ve iwazaru”, sonra da zamansız bir şekilde ortaya çık!
Bir zaman geçince “görmeye, duymaya ve söylemeye” başla ama asıl muhatabı karşına alamadığın için hedef tahtasına başkasını koy!
Önce bankacılık kesiminden yükselen sesler, ardından bazı medya kuruluşlarında zaman zaman depreşen sözüm ona faiz odaklı çıkışlar...
Kimi tutar bu programın ömrünü tamamladığını söyler, sanki ortada gerçek bir ekonomik program varmış ve işe yarayacağı gerçekten umuluyormuş gibi; kimi de tutar “Bu operasyonu kimin adına çektiniz”in değişik bir versiyonunu gündeme getirir. Adeta “Tamam işte, kamuoyu da, bankacılar da bizim gibi düşünüyor” yaklaşımından güç alarak…
Ama amaç da pek net değil, amaç üzüm yemek mi, bağcıyı dövmek mi? Gerçi birilerini dövmekse amaç, hedef alınanın bağın sahibi değil bağda çalışan olduğu ortada.
Son söyleneceği en başta söyleyeyim. Hiç kimse heyecanlanmasın, eğer beklenti içindeyse hayal kırıklığına uğrayacağını bilsin; seçim yaklaşana kadar ekonomi yönetiminde çok önemli değişiklikler olmaz; bağda çalışan işçi görevine devam eder.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e karşı olan cephenin genişlediği ve güçlendiği, bunun da Şimşek’in “görevden affını” istemesiyle sonuçlanacağı düşüncesinde olanlar gitsin kendine başka bir meşgale bulsun.
Ekonomi politikasının nasıl bir şekil alacağını düşünürken sondan başa gitmek gerekir. Son, seçimdir ve ekonomik tercihlerde ortaya çıkacak değişikliği belirleyecek olan da seçimin tarihidir.
Bu yıl bir seçim var mı, yok.
Seneye........
