Görünür Olanın Ötesinde: İran Resim Geleneğinden Güneş Mehrnoosh Goodarzi’nin Ruhsal Evrenine
Sanat, kimi zaman görünen dünyanın biçimlerini yeniden üretmekten çok, görünmeyen dünyaya ilişkin sorular sorma biçimidir. İranlı ressam Mehrnoosh Goodarzi’nin üretimleri de bu anlamda yalnızca estetik bir görüntü oluşturma arayışı olarak değerlendirilemez. Sanatçının Reenkarnasyon ve Kanatsız serileri, insanın varoluşuna, ruhun dönüşümüne, bilinç ve potansiyel arasındaki gerilime ilişkin düşünsel bir araştırmanın görsel karşılıklarıdır.
Mehrnoosh Goodarzi’nin sanat anlayışında resim, sözcüklerin ulaşamadığı noktada devreye giren alternatif bir dildir. Sanatçı, düşüncelerini ve duygularını doğrudan anlatmak yerine onları renk, form ve semboller aracılığıyla görünür kılmayı tercih eder. Bu yaklaşım, onun resimlerini salt temsil üzerinden değil, sembolik ve sezgisel bir görsel dil üzerinden okumayı gerekli kılar.
Sanatçının İran’da başlayan sanatsal eğitim süreci, resim, renk, soyutlama ve Kûfi yazıyla kurduğu ilişki açısından önemlidir. Mevcut biyografik kaynaklarda Mehrnoosh Goodarzi’nin genç yaşta yağlıboya eğitimi aldığı, farklı resim teknikleri üzerine çalıştığı ve Kûfi yazı eğitimi gördüğü; daha sonra soyut ve görsel sanatlar alanındaki eğitimini geliştirdiği belirtilmektedir. İstanbul’a yerleşmesinin ardından İran ve Türkiye başta olmak üzere çeşitli sergilere katılması, sanatçının kültürel deneyim alanını genişletmiştir.
Ancak Mehrnoosh Goodarzi’nin eserlerini yalnızca “İranlı bir sanatçının İran kültürünü yansıtması” biçiminde okumak yetersiz kalır. Sanatçı kendi kültürel belleğini reddetmeden, onu farklı kültürlerle karşılaşmaların içinde yeniden üretir. Bu nedenle eserlerinde kültürel kimlik, sabit bir aidiyet göstergesinden çok, sürekli dönüşen bir görsel hafıza olarak karşımıza çıkar.
Mehrnoosh Goodarzi’nin sanatında Kûfi yazı özel bir konuma sahiptir. Sanatçı için Kûfi yalnızca okunacak bir yazı değildir; çizginin, geometrinin, ritmin ve hareketin plastik olanaklarını taşıyan görsel bir formdur.
Bu yaklaşım oldukça önemlidir. Çünkü geleneksel yazının temel işlevi anlamı aktarmakken, Mehrnoosh Goodarzi yazının anlam taşıyan niteliğini tamamen ortadan kaldırmadan onu soyut bir görsel öğeye dönüştürür. Harfler okunabilirlik sınırından uzaklaştıkça çizgiye, çizgi ritme, ritim ise resmin genel hareketine dönüşür.
Böylece Kûfi yazı, geçmişin temsilcisi olmaktan çıkarak çağdaş sanatın içerisinde yeniden anlam kazanır. Harf artık yalnızca bir sözcüğün taşıyıcısı değildir; resmin nefes alan, hareket eden ve enerji üreten parçalarından biridir.
Bu durum, sanatçının kültürel belleğe yaklaşımını da açıklar. Mehrnoosh Goodarzi geçmişi olduğu gibi tekrar etmez; geçmişten aldığı görsel kodları çağdaş bir estetik içerisinde yeniden yorumlar. Gelenek burada donmuş bir miras değil, yeniden üretilebilen yaşayan bir kaynak haline gelir.
Mehrnoosh Goodarzi’nin Reenkarnasyon serisi, sanatçının varoluş ve ruh üzerine yürüttüğü araştırmanın en doğrudan örneklerinden biridir. Serinin temelinde ruhun ölümle sonlanmadığı, farklı bedenlerde yaşam deneyimini sürdürerek dönüşmeye devam ettiği düşüncesi bulunmaktadır.
Bu düşünce, resimlerde özellikle dairesel formlar, katmanlar, tekrarlar ve hareketli renk alanları aracılığıyla görünür hale gelir.
Daire burada basit bir geometrik biçim değildir. Başlangıcı ve sonu birbirine bağlayan dairesel yapı, yaşam ile ölüm arasındaki ayrımı ortadan kaldırır. Doğum, ölüm ve yeniden doğuş birbirinden kopuk olaylar olmaktan çıkar; aynı döngünün farklı aşamalarına dönüşür.
Bu........
