menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Öncü Bir Sanatçı: Yücel Dönmez

1 0
previous day

Yücel Dönmez’in sanatı, izleyeni kimi zaman amorf yapılanmalarla kimi zaman akışkan yüzeylerle kimi zaman hipnoz etkisi yaratan optik düzenlemelerle fakat daima alabildiğine canlı renklerle kuşatır. Sanatçının, Türk-İslam sanatının çağdaş sentezlerini ortaya koyan ve birçok sanatçıya ilham kaynağı olan Deepism adını verdiği özel bir tekniği bulunuyor.

Prof. Dr. İsmail Tunalı (1923-2015), Yücel Dönmez’in sanatına dair 2005 yılında şunları söyler: “Yücel Dönmez’in resminin, ulusal, çağdaş ve özgün bir resim olduğunu söylemek isterim. Onun özgünlüğü, ulusal ve çağdaş değerlerin oluşturduğu evrensel bir değer anlamına geliyor.”[1] Tunalı’nın da işaret ettiği gibi, sanatçının kendi icadı olan özel tekniği (Deepism) ile ürettiği çalışmaları ilk bakışta, The Turkish Art of Marbling olarak adlandırılan ve eski bir Türk kağıt süsleme sanatı olan Ebru geleneğinden izler barındırıyor gibidir. Dönmez ise 1970’li yıllardan bu yana kullandığı Deepist stilin hikayesini çocukluğunda yaşadığı bir olayla ilişkilendirir: Annesi, seramik küplerin üzerine evde çizimler yaparak onları rengarenk boyamaktadır. Bir gün renklerin içinde bulunduğu kaplar yanlışlıkla devrilir. O renk yelpazesinin yer zemininde yapmış olduğu efekt sanatçının aklından hiç silinmez. 1970-74 yılları arası sanat eğitimi boyunca renkler daima onun ilgi alanındadır, sanatsal eğilimi de tam bu yönde gelişmiştir. Geleneksel ya da halk sanatları veya Türk-İslam süsleme sanatlarının zengin motiflerinden ilham almış olsun ya da olmasın onları kendi özel tekniği ile modernize ederek dönüştürmeyi başardığını kabul etmek gerekiyor.

Diğer taraftan, klasik ebru sanatının naif ve dekoratif stiline karşılık Dönmez’in sanatsal yorumunda illüzyon etkisi yaratan optik bir yanılsamanın varlığını da göz ardı edilmemelidir. Tüm bunlara ek olarak çalışmalarında, izleyicide devinim hissi yaratan hareket olgusu ile kinetik sanatlara özgü hız kavramı olağan bir şekilde kendini hissettirir. Öte yandan özellikle biyomorfik yapılanmaların yoğun olarak kullanıldığı organik kompozisyonlarda, formlardaki kırılmalar ve hareket, stabil hiçbir formu kabul etmemek gibi bir töze sahiptir. Ebru sanatında görülen durağan ve naif dekoratif süslemelere karşın Dönmez’in sanatı daima fütürist bir etki bırakan dinamik bir yaratımla oluşturulmuştur. Kimi zaman bu hareket ve devinim kaosa varan bir algıyla kuşatsa da alımlayıcısını, bu durum yok etmeye değil, varoluşun doğal bir sonucu olarak değişime ve dönüşüme gönderir. Tam bu noktada Dönmez’in işlerini, kuramsal altyapısı Rosa Menkman (1983) tarafından oluşturulan ve dijital alanda üretilen kimi çalışmalara atfedilen glitch sanatı ile ilişkilendirmek doğru olacaktır. Selman Akıl’ın (1987) da ifade ettiği gibi: “…Yücel Dönmez’in resimlerinde glitch sanatının henüz doğmadığı bir dönemden başlayarak resim sanatının kendi tarihsel ve teknik dinamikleri çerçevesinde, glitch’in ya da bazı glitch öğelerinin tuvalde oluşumuna tanıklık ediyoruz ve bu tanıklık, resim sanatının kendi dinamiklerinden doğan bir süreci gösterdiğinden daha bir önem taşıyor.”[2]

Rosa Menkman, Glitch’e özgü çalışmaları, yıkıma değil, yeniden varolmaya doğru götüren itici bir güç olarak değerlendiriyor. Nitekim, 2010 yılında yazmış olduğu glitch manifestosunda şu sözleri ilgi çekicidir: “Glitch’i, bir nesneyi sıradan biçimden ve söyleminden anlamının yok olduğu bir yıkıma doğru kaydıran harika bir müdahale olarak deneyimliyorum.” Glitch sanatının öncüsü Rosa Menkmann’ın, baştan sona sözcük hataları, dizilimde kaymalar, boşluklar ve metin bükülmeleriyle postmodern bir görsel şiir şeklinde yayınladığı Glitch Studies Manifesto’sunda[3] hata, arıza ya da parçalanmışlığı yıkıcı bir tanımın ötesinde sanatta ve kültürde olumlu bir değişim olarak ifade ettiğine tanık oluyoruz. Bu parçalanmanın toplumu demokratikleştirebileceğini öne sürerek aksaklığın sunabileceği yeni ifade yöntemleri için umutlu olduğunu belirtiyor Rosa Menkman. Dönmez’in çalışmalarındaki durağanlık karşıtı aktivist tavır, heykellerinde, yerleştirme ve dijital çalışmalarında da aynı şiddette izleyiciyi kuşatır. Bu açıdan bakıldığında bütünsel kompozisyona dahil olan soyut organik formlar ya da morfik tasarımların glitch sanatı ile benzerliğinden söz edilebilir. Bununla birlikte kimi zaman formlar arasında görülen gerilim ve titreşimlerden hareketle, tuvalde yer alan tikelden tümele her bir eleman, entropi kavramı ile de ilişkilendirilebilir. Entropi aslen, dağınıklığı, düzensizliği ya da bir sistemin belirsizliğini ‘gözlem’ler. Bilinenin aksine asla düzensizlik anlamına gelmez ve rastlantısallıktan da farklıdır. Entropi yasası, başlangıçta evrenin belirli bir yapıya ve değere sahip olduğu ancak geri dönülemez biçimde kaosa, ziyan veya yozlaşmaya doğru gittiği üzerine temellenmiştir.[4] Tıpkı Dada’da olduğu gibi. Aslen fizikte ve termodinamikte kullanılan entropi kavramı, günümüzde beşeri ve görsel sanatların her alanına uygulanabilmektedir. Bu bağlamda Yücel Dönmez’in adeta mutasyona uğratarak dönüştürdüğü formlarının izleyicisini dönüştürerek iyileştirmeye yönelik yeni bir söylem ediminde bulunduğunu düşünebiliriz.

Rad’ın dediği gibi; “Uzun zamandır düzeni kutsuyoruz ve ona hayranlıkla bakmaktayız, ama aslında düzensizlik hayranlıkla bakmamız için daha büyük bir kaynaktır.”5

Dönmez, yeniliklere açık ve çok yönlü kişiliği ile resim ve heykel dışında sanatın farklı alanlarında sanatsal girişimlerde bulunur. Dönemsel süreçte yerleştirme, doğa düzenleme ve yeryüzü sanatı performansları ile deneysel çalışmalar yapar. Belirtmek gerekir ki, kar resmi performanslarını gerçekleştirmesinde ve doğa düzenlemelerini yapmasında aynı zamanda lisanslı bir kayak hocası ve profesyonel bir dağcı olmasının etkisi büyüktür. Zira kar üzerinde ya da dağların yüksek zirvelerinde bu tür performansları sergilemek herhangi biri için hiç de kolay değildir. Yapmış olduğu kayak ve dağcılık sporunun kendisine sağladığı avantajı kullanarak 1975 yılında Uludağ’da yapmış olduğu 300 metrekarelik kar resmi, dünyada ilk kar resmi olarak literatüre geçmiş, geleneksel formları ve alışılagelmiş sergileme yöntemlerini sorguladığı bu performansı ona dünyada kar resmi yapan ilk sanatçı olma ayrıcalığını getirmiştir. Malzemenin özgür bir biçimde kullanımı ve temsili ile........

© Ek Dergi