Yaşam için eğitim?
Bilim insanları içinde bulunduğumuz yüzyılın, “Felaketler Yüzyılı” olacağını söylemişti. Hemen her ay yeni bir felaketle karşı karşıya kalıyoruz. Sınavlarda hiç çalışılmayan yerden soru çıkması gibi afetlerde bizi hazırlıksız yakalıyor. İstanbul son 84 yılın en fazla yağışı altında kalmanın şokunu yaşıyor.
Dünya genelinde savaşlardan doğal afetlere, salgın hastalıklardan yoksulluğa, yangınlardan kuraklığa, sosyolojik travmalardan teröre, akran zorbalığından okul içi şiddete büyük acılar yaşandı. Arkası da geliyor?
Peki olası tüm felaketlere ne kadar hazırız? Bu konularda neler yapıyoruz?
Örneğin Coğrafya dersi doğal felaketleri de içine alacak şekilde tüm sınıflarda zorunlu hale getirilemez mi?
Başkalarında sıradan doğa olayları olarak görünen bizde ise felakete dönüşen deprem, kar, tipi, yağmur, fırtına, heyelan benzeri doğa olaylarıyla mücadele konusunda öğrencileri dolayısıyla yurttaşlarımızı yeterince bilinçlendiriyor muyuz?
. Yaşanan afetlerden yeterince ders alındı mı?
. Öncesi ve sonrası için her türlü felaket senaryoları hazır mı?
. Yaşanan ya da yaşanacak felaketler, ülkeleri, kentleri, kurumları yönetenlerden tarafından ciddiye alınıyor mu?
. Felaketlerin her türlüsünde en büyük fatura ödeyen halk ve çocuklar bu konularda yeterince donanımlı hale getiriliyorlar mı?
. Felaketlerin yaratacağı fiziki yıkımların ötesinde çok daha kalıcı etkiler yaratan sosyolojik ve psikolojik yıkımlar dikkate alınıyor mu?
. Felaketlerin yarattığı göç hareketliliği, nüfusa ve doğurganlığa etkileri, demografik yapının altüst olması ve en önemlisi de yarattığı güven erozyonu hiç sorgulandı mı?
. Feketlerin vicdanlarda yarattığı........
