Nurhan Şahinkaya yazdı: Metnin İçindeki Labirent
rolex replica watches hosts the culture of dreams .
KANALDANOkuryazarYazanlar ArasındaSaklama KabıÇeviriYorumSesindenCanlı Yayın TekrarlarıVitrindekilerİlk KitapOkurun GözündenBir Yazar Bir KitapRadyo EdebiyatEdebiyat AkademiMisafirValizimdeki KitaplarBalkan Edebiyatı
Canlı Yayın Tekrarları
Haber Erdal Öz Edebiyat Ödülü Yenileniyor: 18. yılında iki yeni kategori 10 YAZAR, 10 ÖYKÜ: KENDİ SESİNDEN Kara Film Meraklıları, SUÇFEST’te Buluştu! Yeni e’nin 90. Sayısı “Kültür Sanat Alanında Örgütlenme Deneyimleri 2” Dosyasıyla Çıktı! ADD KASTAMONU ŞUBESİ ERGÜLEN VE YILDIZ’I AĞIRLADI Yelkensiz Şiir Dergisinin 42. Sayısı Çıktı Cevdet Kudret Edebiyat Ödülleri’nin kazananı belli oldu. Emine Sevgi Özdamar’a Almanya’da Brecht Ödülü verildi Arke ve Arel, okurları yeraltının gizemli dünyasına davet ediyor.
Erdal Öz Edebiyat Ödülü Yenileniyor: 18. yılında iki yeni kategori
10 YAZAR, 10 ÖYKÜ: KENDİ SESİNDEN
Kara Film Meraklıları, SUÇFEST’te Buluştu!
Yeni e’nin 90. Sayısı “Kültür Sanat Alanında Örgütlenme Deneyimleri 2” Dosyasıyla Çıktı!
ADD KASTAMONU ŞUBESİ ERGÜLEN VE YILDIZ’I AĞIRLADI
Yelkensiz Şiir Dergisinin 42. Sayısı Çıktı
Cevdet Kudret Edebiyat Ödülleri’nin kazananı belli oldu.
Emine Sevgi Özdamar’a Almanya’da Brecht Ödülü verildi
Arke ve Arel, okurları yeraltının gizemli dünyasına davet ediyor.
Kitaplar Nesrin Çoruh yazdı: Bir ilk Roman Bir Son Roman Olarak Bir İntihar Çok Ölüm’ün Düşündürdükleri Ömer Turan yazdı: Onur Şahin’in Kül Uykusu Üzerine Can Eseler yazdı: Toplumun inşası için iki can damarı Berna Durmaz yazdı: Zati’nin Yıldız Gözleri Nasıl Yazıldı? Zeynep Cur yazdı: Çöküşün Anatomisi: Uygarlıklar Neden Yıkılır? Arzu Alkan Ateş yazdı: Rüzgârlı Camlar’dan Bakmak Arke ve Arel, okurları yeraltının gizemli dünyasına davet ediyor. Harun Eytemiş yazdı: Kalbin Durduğu Bütün Zamanlar: Hafızanın Peruklu Direnişi Hakan Kulaçoğlu’ndan Trabzonspor’un İlk Şampiyonluğunun Hikâyesi
Nesrin Çoruh yazdı: Bir ilk Roman Bir Son Roman Olarak Bir İntihar Çok Ölüm’ün Düşündürdükleri
Ömer Turan yazdı: Onur Şahin’in Kül Uykusu Üzerine
Can Eseler yazdı: Toplumun inşası için iki can damarı
Berna Durmaz yazdı: Zati’nin Yıldız Gözleri Nasıl Yazıldı?
Zeynep Cur yazdı: Çöküşün Anatomisi: Uygarlıklar Neden Yıkılır?
Arzu Alkan Ateş yazdı: Rüzgârlı Camlar’dan Bakmak
Arke ve Arel, okurları yeraltının gizemli dünyasına davet ediyor.
Harun Eytemiş yazdı: Kalbin Durduğu Bütün Zamanlar: Hafızanın Peruklu Direnişi
Hakan Kulaçoğlu’ndan Trabzonspor’un İlk Şampiyonluğunun Hikâyesi
Dergiler Yeni e’nin 90. Sayısı “Kültür Sanat Alanında Örgütlenme Deneyimleri 2” Dosyasıyla Çıktı! Yelkensiz Şiir Dergisinin 42. Sayısı Çıktı Hece Öykü Dergisiʼnin 133. Sayısı Yayımlandı (Şubat-Mart, 2026) Muhit, Güray Süngü Dosyasıyla Raflarda “Sadece Şiir”in 23. Sayısı Okurla Buluştu Daima Edebiyat’ın 28. Sayısı Çıktı Dünyaların Çoğulluğu’nun Kış Sayısı Çıktı Eğitim-İş’in Kültür, Sanat ve Edebiyat Dergisi Ekenek’ten Cin Ali Dosyası BUZDOKUZ ŞİİR TEORİ ELEŞTİRİ DERGİSİ 29. SAYI ÇIKTI
Yeni e’nin 90. Sayısı “Kültür Sanat Alanında Örgütlenme Deneyimleri 2” Dosyasıyla Çıktı!
Yelkensiz Şiir Dergisinin 42. Sayısı Çıktı
Hece Öykü Dergisiʼnin 133. Sayısı Yayımlandı (Şubat-Mart, 2026)
Muhit, Güray Süngü Dosyasıyla Raflarda
“Sadece Şiir”in 23. Sayısı Okurla Buluştu
Daima Edebiyat’ın 28. Sayısı Çıktı
Dünyaların Çoğulluğu’nun Kış Sayısı Çıktı
Eğitim-İş’in Kültür, Sanat ve Edebiyat Dergisi Ekenek’ten Cin Ali Dosyası
BUZDOKUZ ŞİİR TEORİ ELEŞTİRİ DERGİSİ 29. SAYI ÇIKTI
İnceleme Nesrin Çoruh yazdı: Bir ilk Roman Bir Son Roman Olarak Bir İntihar Çok Ölüm’ün Düşündürdükleri Ömer Turan yazdı: Onur Şahin’in Kül Uykusu Üzerine Can Eseler yazdı: Toplumun inşası için iki can damarı Zeynep Cur yazdı: Çöküşün Anatomisi: Uygarlıklar Neden Yıkılır? Arzu Alkan Ateş yazdı: Rüzgârlı Camlar’dan Bakmak Harun Eytemiş yazdı: Kalbin Durduğu Bütün Zamanlar: Hafızanın Peruklu Direnişi Gamze Furat yazdı: Boşluğun İki Yanı Deniz Poyraz yazdı: Weber’in Şehir Kuramı: Modernliğin Kentsel Temeli Turhan Yıldırım yazdı: Bulutun İzinden: Her Şey Normalmiş Gibi
Nesrin Çoruh yazdı: Bir ilk Roman Bir Son Roman Olarak Bir İntihar Çok Ölüm’ün Düşündürdükleri
Ömer Turan yazdı: Onur Şahin’in Kül Uykusu Üzerine
Can Eseler yazdı: Toplumun inşası için iki can damarı
Zeynep Cur yazdı: Çöküşün Anatomisi: Uygarlıklar Neden Yıkılır?
Arzu Alkan Ateş yazdı: Rüzgârlı Camlar’dan Bakmak
Harun Eytemiş yazdı: Kalbin Durduğu Bütün Zamanlar: Hafızanın Peruklu Direnişi
Gamze Furat yazdı: Boşluğun İki Yanı
Deniz Poyraz yazdı: Weber’in Şehir Kuramı: Modernliğin Kentsel Temeli
Turhan Yıldırım yazdı: Bulutun İzinden: Her Şey Normalmiş Gibi
Söyleşi Ercan Yılmaz ile Kaan Bakan Söyleşti Cabir Özyıldız ile Yunus Çinçin Söyleşti IRAZ GÖKÇE ZEYTİNLİ’YLE SÖYLEŞİ Burçak Gönül ile Korkut Akın Söyleşti Evren Yesari ile Gülhan Tuba Çelik Söyleşti HALİL İBRAHİM ÖZBAY’LA GEÇMİŞ DEVAM EDİYOR ADLI ÖYKÜ KİTABI ÜZERİNE SÖYLEŞİ Melih Yıldız’la Mertcan Karacan Söyleşti Nilay Erik ile Yunus Çinçin Söyleşti Erinç Büyükaşık ile Aylin Yılmazer Söyleşti
Ercan Yılmaz ile Kaan Bakan Söyleşti
Cabir Özyıldız ile Yunus Çinçin Söyleşti
IRAZ GÖKÇE ZEYTİNLİ’YLE SÖYLEŞİ
Burçak Gönül ile Korkut Akın Söyleşti
Evren Yesari ile Gülhan Tuba Çelik Söyleşti
HALİL İBRAHİM ÖZBAY’LA GEÇMİŞ DEVAM EDİYOR ADLI ÖYKÜ KİTABI ÜZERİNE SÖYLEŞİ
Melih Yıldız’la Mertcan Karacan Söyleşti
Nilay Erik ile Yunus Çinçin Söyleşti
Erinç Büyükaşık ile Aylin Yılmazer Söyleşti
Öykü Berna Durmaz yazdı: Zati’nin Yıldız Gözleri Nasıl Yazıldı? Ebuzer Kalender yazdı: Köpekler Zamanı Hakan Kaya yazdı: Beklemek Ebuzer Kalender yazdı: Çarşamba’nın Suçu Yok Seydali Önal yazdı: Sımışka Serkan Türk yazdı: Gömlek Burak Uzun yazdı: BEN BİR OKURDUR Türkan Büyükköse yazdı: Asansör Elif Saydam yazdı: Sessiz Sonat
Berna Durmaz yazdı: Zati’nin Yıldız Gözleri Nasıl Yazıldı?
Ebuzer Kalender yazdı: Köpekler Zamanı
Hakan Kaya yazdı: Beklemek
Ebuzer Kalender yazdı: Çarşamba’nın Suçu Yok
Seydali Önal yazdı: Sımışka
Serkan Türk yazdı: Gömlek
Burak Uzun yazdı: BEN BİR OKURDUR
Türkan Büyükköse yazdı: Asansör
Elif Saydam yazdı: Sessiz Sonat
Popüler Kültür Emine Sevgi Özdamar’a Almanya’da Brecht Ödülü verildi Bayram Tayyip Yaslıca yazdı: Bakış Talimi Üzerine Fırlak Bir Bakış Berna Durmaz yazdı: Zati’nin Yıldız Gözleri Nasıl Yazıldı? Fırat Caner yazdı: Kitap Pornosu Mertcan Karacan yazdı: Zıtlıklar Kraliçesi: Umay Umay Nesrin Çoruh yazdı: Füruzan’ın Gül Mevsimidir Dair Ercan Yılmaz ile Kaan Bakan Söyleşti Didem Görkay yazdı: Nişantaşı’nın kibri ile Çukurcuma’nın tozu arasında: Masumiyet Müzesi’nde aşkın arkeolojisi ANTALYA’DA MAHALLE ARASINDA BİR İLK BAKÜS SAHNE’DE “ÇOCUK EDEBİYATI FESTİVALİ” TiyatroSinemaMüzik
Emine Sevgi Özdamar’a Almanya’da Brecht Ödülü verildi
Bayram Tayyip Yaslıca yazdı: Bakış Talimi Üzerine Fırlak Bir Bakış
Berna Durmaz yazdı: Zati’nin Yıldız Gözleri Nasıl Yazıldı?
Fırat Caner yazdı: Kitap Pornosu
Mertcan Karacan yazdı: Zıtlıklar Kraliçesi: Umay Umay
Nesrin Çoruh yazdı: Füruzan’ın Gül Mevsimidir Dair
Ercan Yılmaz ile Kaan Bakan Söyleşti
Didem Görkay yazdı: Nişantaşı’nın kibri ile Çukurcuma’nın tozu arasında: Masumiyet Müzesi’nde aşkın arkeolojisi
ANTALYA’DA MAHALLE ARASINDA BİR İLK BAKÜS SAHNE’DE “ÇOCUK EDEBİYATI FESTİVALİ”
Çeviri Bulgar Şair Anton Baev’den İki Dokunaklı Şiir (Çev. Kadriye Cesur) Turgut Say çevirdi: Dünya bir gecelik konaklamadır Turgut Say çevirdi: Beni giyen yapraklar Turgut Say çevirdi: Benim İşim Turgut Say çevirdi: Suçlu Sendin Zuzana Kuglerova’dan Üç Şiir Turgut Say çevirdi: Atlar Sergiu Beznițchi yazdı: Büyüklerimiz Kadriye Cesur çevirdi: BOJANA APOSTOLOVA’NIN ŞİİRİ BİR BAŞIMA VE TOPLUCA/ САМА И ОБЩА
Bulgar Şair Anton Baev’den İki Dokunaklı Şiir (Çev. Kadriye Cesur)
Turgut Say çevirdi: Dünya bir gecelik konaklamadır
Turgut Say çevirdi: Beni giyen yapraklar
Turgut Say çevirdi: Benim İşim
Turgut Say çevirdi: Suçlu Sendin
Zuzana Kuglerova’dan Üç Şiir
Turgut Say çevirdi: Atlar
Sergiu Beznițchi yazdı: Büyüklerimiz
Kadriye Cesur çevirdi: BOJANA APOSTOLOVA’NIN ŞİİRİ BİR BAŞIMA VE TOPLUCA/ САМА И ОБЩА
Kültür SanatTümüMüzikSinemaTelevizyonTiyatro Trabzon İşçi Filmleri Festivali 12–13–14 Aralık’ta Başlıyor 2. Uluslararası Afet Film Festivali’nde Yarışacak Filmler Belli Oldu! Bağ Bozumu İzleyici ile Buluştu Sadri Alışık Ödülleri 26. kez sahiplerini buldu Bihter bu kez tiyatro sahnesinde! İlyas Salman yıllar sonra başrolde: ’Oy’una Geldik’ 21 Şubat’ta vizyonda! Ertuğrul Aydın yazdı: İyi Saatlerde Olan Yazarın Beyazperdeye Düşen Gölgesi Harun Eytemis yazdı: Bir Halk Kahramanı Keşanlı Ali SGM 2024 yılına birbirinden heyecan verici etkinliklerle veda ediyor
Trabzon İşçi Filmleri Festivali 12–13–14 Aralık’ta Başlıyor
2. Uluslararası Afet Film Festivali’nde Yarışacak Filmler Belli Oldu!
Bağ Bozumu İzleyici ile Buluştu
Sadri Alışık Ödülleri 26. kez sahiplerini buldu
Bihter bu kez tiyatro sahnesinde!
İlyas Salman yıllar sonra başrolde: ’Oy’una Geldik’ 21 Şubat’ta vizyonda!
Ertuğrul Aydın yazdı: İyi Saatlerde Olan Yazarın Beyazperdeye Düşen Gölgesi
Harun Eytemis yazdı: Bir Halk Kahramanı Keşanlı Ali
SGM 2024 yılına birbirinden heyecan verici etkinliklerle veda ediyor
AtlasTümüŞiir Ercan Yılmaz yazdı: Oscar Wilde ile Gülleri Seyretmek Bulgar Şair Anton Baev’den İki Dokunaklı Şiir (Çev. Kadriye Cesur) Turgut Say çevirdi: Dünya bir gecelik konaklamadır Turgut Say çevirdi: Beni giyen yapraklar Devrim Horlu ile Ümit Yaban Söyleşti Turgut Say çevirdi: Benim İşim Turgut Say çevirdi: Suçlu Sendin Zuzana Kuglerova’dan Üç Şiir Hatike Şengül yazdı: Sınırda Rüya Araması Şiir Atlası
Ercan Yılmaz yazdı: Oscar Wilde ile Gülleri Seyretmek
Bulgar Şair Anton Baev’den İki Dokunaklı Şiir (Çev. Kadriye Cesur)
Turgut Say çevirdi: Dünya bir gecelik konaklamadır
Turgut Say çevirdi: Beni giyen yapraklar
Devrim Horlu ile Ümit Yaban Söyleşti
Turgut Say çevirdi: Benim İşim
Turgut Say çevirdi: Suçlu Sendin
Zuzana Kuglerova’dan Üç Şiir
Hatike Şengül yazdı: Sınırda Rüya Araması
Haber Erdal Öz Edebiyat Ödülü Yenileniyor: 18. yılında iki yeni kategori 10 YAZAR, 10 ÖYKÜ: KENDİ SESİNDEN Kara Film Meraklıları, SUÇFEST’te Buluştu! Yeni e’nin 90. Sayısı “Kültür Sanat Alanında Örgütlenme Deneyimleri 2” Dosyasıyla Çıktı! ADD KASTAMONU ŞUBESİ ERGÜLEN VE YILDIZ’I AĞIRLADI Yelkensiz Şiir Dergisinin 42. Sayısı Çıktı Cevdet Kudret Edebiyat Ödülleri’nin kazananı belli oldu. Emine Sevgi Özdamar’a Almanya’da Brecht Ödülü verildi Arke ve Arel, okurları yeraltının gizemli dünyasına davet ediyor.
Erdal Öz Edebiyat Ödülü Yenileniyor: 18. yılında iki yeni kategori
10 YAZAR, 10 ÖYKÜ: KENDİ SESİNDEN
Kara Film Meraklıları, SUÇFEST’te Buluştu!
Yeni e’nin 90. Sayısı “Kültür Sanat Alanında Örgütlenme Deneyimleri 2” Dosyasıyla Çıktı!
ADD KASTAMONU ŞUBESİ ERGÜLEN VE YILDIZ’I AĞIRLADI
Yelkensiz Şiir Dergisinin 42. Sayısı Çıktı
Cevdet Kudret Edebiyat Ödülleri’nin kazananı belli oldu.
Emine Sevgi Özdamar’a Almanya’da Brecht Ödülü verildi
Arke ve Arel, okurları yeraltının gizemli dünyasına davet ediyor.
Kitaplar Nesrin Çoruh yazdı: Bir ilk Roman Bir Son Roman Olarak Bir İntihar Çok Ölüm’ün Düşündürdükleri Ömer Turan yazdı: Onur Şahin’in Kül Uykusu Üzerine Can Eseler yazdı: Toplumun inşası için iki can damarı Berna Durmaz yazdı: Zati’nin Yıldız Gözleri Nasıl Yazıldı? Zeynep Cur yazdı: Çöküşün Anatomisi: Uygarlıklar Neden Yıkılır? Arzu Alkan Ateş yazdı: Rüzgârlı Camlar’dan Bakmak Arke ve Arel, okurları yeraltının gizemli dünyasına davet ediyor. Harun Eytemiş yazdı: Kalbin Durduğu Bütün Zamanlar: Hafızanın Peruklu Direnişi Hakan Kulaçoğlu’ndan Trabzonspor’un İlk Şampiyonluğunun Hikâyesi
Nesrin Çoruh yazdı: Bir ilk Roman Bir Son Roman Olarak Bir İntihar Çok Ölüm’ün Düşündürdükleri
Ömer Turan yazdı: Onur Şahin’in Kül Uykusu Üzerine
Can Eseler yazdı: Toplumun inşası için iki can damarı
Berna Durmaz yazdı: Zati’nin Yıldız Gözleri Nasıl Yazıldı?
Zeynep Cur yazdı: Çöküşün Anatomisi: Uygarlıklar Neden Yıkılır?
Arzu Alkan Ateş yazdı: Rüzgârlı Camlar’dan Bakmak
Arke ve Arel, okurları yeraltının gizemli dünyasına davet ediyor.
Harun Eytemiş yazdı: Kalbin Durduğu Bütün Zamanlar: Hafızanın Peruklu Direnişi
Hakan Kulaçoğlu’ndan Trabzonspor’un İlk Şampiyonluğunun Hikâyesi
Dergiler Yeni e’nin 90. Sayısı “Kültür Sanat Alanında Örgütlenme Deneyimleri 2” Dosyasıyla Çıktı! Yelkensiz Şiir Dergisinin 42. Sayısı Çıktı Hece Öykü Dergisiʼnin 133. Sayısı Yayımlandı (Şubat-Mart, 2026) Muhit, Güray Süngü Dosyasıyla Raflarda “Sadece Şiir”in 23. Sayısı Okurla Buluştu Daima Edebiyat’ın 28. Sayısı Çıktı Dünyaların Çoğulluğu’nun Kış Sayısı Çıktı Eğitim-İş’in Kültür, Sanat ve Edebiyat Dergisi Ekenek’ten Cin Ali Dosyası BUZDOKUZ ŞİİR TEORİ ELEŞTİRİ DERGİSİ 29. SAYI ÇIKTI
Yeni e’nin 90. Sayısı “Kültür Sanat Alanında Örgütlenme Deneyimleri 2” Dosyasıyla Çıktı!
Yelkensiz Şiir Dergisinin 42. Sayısı Çıktı
Hece Öykü Dergisiʼnin 133. Sayısı Yayımlandı (Şubat-Mart, 2026)
Muhit, Güray Süngü Dosyasıyla Raflarda
“Sadece Şiir”in 23. Sayısı Okurla Buluştu
Daima Edebiyat’ın 28. Sayısı Çıktı
Dünyaların Çoğulluğu’nun Kış Sayısı Çıktı
Eğitim-İş’in Kültür, Sanat ve Edebiyat Dergisi Ekenek’ten Cin Ali Dosyası
BUZDOKUZ ŞİİR TEORİ ELEŞTİRİ DERGİSİ 29. SAYI ÇIKTI
İnceleme Nesrin Çoruh yazdı: Bir ilk Roman Bir Son Roman Olarak Bir İntihar Çok Ölüm’ün Düşündürdükleri Ömer Turan yazdı: Onur Şahin’in Kül Uykusu Üzerine Can Eseler yazdı: Toplumun inşası için iki can damarı Zeynep Cur yazdı: Çöküşün Anatomisi: Uygarlıklar Neden Yıkılır? Arzu Alkan Ateş yazdı: Rüzgârlı Camlar’dan Bakmak Harun Eytemiş yazdı: Kalbin Durduğu Bütün Zamanlar: Hafızanın Peruklu Direnişi Gamze Furat yazdı: Boşluğun İki Yanı Deniz Poyraz yazdı: Weber’in Şehir Kuramı: Modernliğin Kentsel Temeli Turhan Yıldırım yazdı: Bulutun İzinden: Her Şey Normalmiş Gibi
Nesrin Çoruh yazdı: Bir ilk Roman Bir Son Roman Olarak Bir İntihar Çok Ölüm’ün Düşündürdükleri
Ömer Turan yazdı: Onur Şahin’in Kül Uykusu Üzerine
Can Eseler yazdı: Toplumun inşası için iki can damarı
Zeynep Cur yazdı: Çöküşün Anatomisi: Uygarlıklar Neden Yıkılır?
Arzu Alkan Ateş yazdı: Rüzgârlı Camlar’dan Bakmak
Harun Eytemiş yazdı: Kalbin Durduğu Bütün Zamanlar: Hafızanın Peruklu Direnişi
Gamze Furat yazdı: Boşluğun İki Yanı
Deniz Poyraz yazdı: Weber’in Şehir Kuramı: Modernliğin Kentsel Temeli
Turhan Yıldırım yazdı: Bulutun İzinden: Her Şey Normalmiş Gibi
Söyleşi Ercan Yılmaz ile Kaan Bakan Söyleşti Cabir Özyıldız ile Yunus Çinçin Söyleşti IRAZ GÖKÇE ZEYTİNLİ’YLE SÖYLEŞİ Burçak Gönül ile Korkut Akın Söyleşti Evren Yesari ile Gülhan Tuba Çelik Söyleşti HALİL İBRAHİM ÖZBAY’LA GEÇMİŞ DEVAM EDİYOR ADLI ÖYKÜ KİTABI ÜZERİNE SÖYLEŞİ Melih Yıldız’la Mertcan Karacan Söyleşti Nilay Erik ile Yunus Çinçin Söyleşti Erinç Büyükaşık ile Aylin Yılmazer Söyleşti
Ercan Yılmaz ile Kaan Bakan Söyleşti
Cabir Özyıldız ile Yunus Çinçin Söyleşti
IRAZ GÖKÇE ZEYTİNLİ’YLE SÖYLEŞİ
Burçak Gönül ile Korkut Akın Söyleşti
Evren Yesari ile Gülhan Tuba Çelik Söyleşti
HALİL İBRAHİM ÖZBAY’LA GEÇMİŞ DEVAM EDİYOR ADLI ÖYKÜ KİTABI ÜZERİNE SÖYLEŞİ
Melih Yıldız’la Mertcan Karacan Söyleşti
Nilay Erik ile Yunus Çinçin Söyleşti
Erinç Büyükaşık ile Aylin Yılmazer Söyleşti
Öykü Berna Durmaz yazdı: Zati’nin Yıldız Gözleri Nasıl Yazıldı? Ebuzer Kalender yazdı: Köpekler Zamanı Hakan Kaya yazdı: Beklemek Ebuzer Kalender yazdı: Çarşamba’nın Suçu Yok Seydali Önal yazdı: Sımışka Serkan Türk yazdı: Gömlek Burak Uzun yazdı: BEN BİR OKURDUR Türkan Büyükköse yazdı: Asansör Elif Saydam yazdı: Sessiz Sonat
Berna Durmaz yazdı: Zati’nin Yıldız Gözleri Nasıl Yazıldı?
Ebuzer Kalender yazdı: Köpekler Zamanı
Hakan Kaya yazdı: Beklemek
Ebuzer Kalender yazdı: Çarşamba’nın Suçu Yok
Seydali Önal yazdı: Sımışka
Serkan Türk yazdı: Gömlek
Burak Uzun yazdı: BEN BİR OKURDUR
Türkan Büyükköse yazdı: Asansör
Elif Saydam yazdı: Sessiz Sonat
Popüler Kültür Emine Sevgi Özdamar’a Almanya’da Brecht Ödülü verildi Bayram Tayyip Yaslıca yazdı: Bakış Talimi Üzerine Fırlak Bir Bakış Berna Durmaz yazdı: Zati’nin Yıldız Gözleri Nasıl Yazıldı? Fırat Caner yazdı: Kitap Pornosu Mertcan Karacan yazdı: Zıtlıklar Kraliçesi: Umay Umay Nesrin Çoruh yazdı: Füruzan’ın Gül Mevsimidir Dair Ercan Yılmaz ile Kaan Bakan Söyleşti Didem Görkay yazdı: Nişantaşı’nın kibri ile Çukurcuma’nın tozu arasında: Masumiyet Müzesi’nde aşkın arkeolojisi ANTALYA’DA MAHALLE ARASINDA BİR İLK BAKÜS SAHNE’DE “ÇOCUK EDEBİYATI FESTİVALİ” TiyatroSinemaMüzik
Emine Sevgi Özdamar’a Almanya’da Brecht Ödülü verildi
Bayram Tayyip Yaslıca yazdı: Bakış Talimi Üzerine Fırlak Bir Bakış
Berna Durmaz yazdı: Zati’nin Yıldız Gözleri Nasıl Yazıldı?
Fırat Caner yazdı: Kitap Pornosu
Mertcan Karacan yazdı: Zıtlıklar Kraliçesi: Umay Umay
Nesrin Çoruh yazdı: Füruzan’ın Gül Mevsimidir Dair
Ercan Yılmaz ile Kaan Bakan Söyleşti
Didem Görkay yazdı: Nişantaşı’nın kibri ile Çukurcuma’nın tozu arasında: Masumiyet Müzesi’nde aşkın arkeolojisi
ANTALYA’DA MAHALLE ARASINDA BİR İLK BAKÜS SAHNE’DE “ÇOCUK EDEBİYATI FESTİVALİ”
Çeviri Bulgar Şair Anton Baev’den İki Dokunaklı Şiir (Çev. Kadriye Cesur) Turgut Say çevirdi: Dünya bir gecelik konaklamadır Turgut Say çevirdi: Beni giyen yapraklar Turgut Say çevirdi: Benim İşim Turgut Say çevirdi: Suçlu Sendin Zuzana Kuglerova’dan Üç Şiir Turgut Say çevirdi: Atlar Sergiu Beznițchi yazdı: Büyüklerimiz Kadriye Cesur çevirdi: BOJANA APOSTOLOVA’NIN ŞİİRİ BİR BAŞIMA VE TOPLUCA/ САМА И ОБЩА
Bulgar Şair Anton Baev’den İki Dokunaklı Şiir (Çev. Kadriye Cesur)
Turgut Say çevirdi: Dünya bir gecelik konaklamadır
Turgut Say çevirdi: Beni giyen yapraklar
Turgut Say çevirdi: Benim İşim
Turgut Say çevirdi: Suçlu Sendin
Zuzana Kuglerova’dan Üç Şiir
Turgut Say çevirdi: Atlar
Sergiu Beznițchi yazdı: Büyüklerimiz
Kadriye Cesur çevirdi: BOJANA APOSTOLOVA’NIN ŞİİRİ BİR BAŞIMA VE TOPLUCA/ САМА И ОБЩА
Kültür SanatTümüMüzikSinemaTelevizyonTiyatro Trabzon İşçi Filmleri Festivali 12–13–14 Aralık’ta Başlıyor 2. Uluslararası Afet Film Festivali’nde Yarışacak Filmler Belli Oldu! Bağ Bozumu İzleyici ile Buluştu Sadri Alışık Ödülleri 26. kez sahiplerini buldu Bihter bu kez tiyatro sahnesinde! İlyas Salman yıllar sonra başrolde: ’Oy’una Geldik’ 21 Şubat’ta vizyonda! Ertuğrul Aydın yazdı: İyi Saatlerde Olan Yazarın Beyazperdeye Düşen Gölgesi Harun Eytemis yazdı: Bir Halk Kahramanı Keşanlı Ali SGM 2024 yılına birbirinden heyecan verici etkinliklerle veda ediyor
Trabzon İşçi Filmleri Festivali 12–13–14 Aralık’ta Başlıyor
2. Uluslararası Afet Film Festivali’nde Yarışacak Filmler Belli Oldu!
Bağ Bozumu İzleyici ile Buluştu
Sadri Alışık Ödülleri 26. kez sahiplerini buldu
Bihter bu kez tiyatro sahnesinde!
İlyas Salman yıllar sonra başrolde: ’Oy’una Geldik’ 21 Şubat’ta vizyonda!
Ertuğrul Aydın yazdı: İyi Saatlerde Olan Yazarın Beyazperdeye Düşen Gölgesi
Harun Eytemis yazdı: Bir Halk Kahramanı Keşanlı Ali
SGM 2024 yılına birbirinden heyecan verici etkinliklerle veda ediyor
AtlasTümüŞiir Ercan Yılmaz yazdı: Oscar Wilde ile Gülleri Seyretmek Bulgar Şair Anton Baev’den İki Dokunaklı Şiir (Çev. Kadriye Cesur) Turgut Say çevirdi: Dünya bir gecelik konaklamadır Turgut Say çevirdi: Beni giyen yapraklar Devrim Horlu ile Ümit Yaban Söyleşti Turgut Say çevirdi: Benim İşim Turgut Say çevirdi: Suçlu Sendin Zuzana Kuglerova’dan Üç Şiir Hatike Şengül yazdı: Sınırda Rüya Araması Şiir Atlası
Ercan Yılmaz yazdı: Oscar Wilde ile Gülleri Seyretmek
Bulgar Şair Anton Baev’den İki Dokunaklı Şiir (Çev. Kadriye Cesur)
Turgut Say çevirdi: Dünya bir gecelik konaklamadır
Turgut Say çevirdi: Beni giyen yapraklar
Devrim Horlu ile Ümit Yaban Söyleşti
Turgut Say çevirdi: Benim İşim
Turgut Say çevirdi: Suçlu Sendin
Zuzana Kuglerova’dan Üç Şiir
Hatike Şengül yazdı: Sınırda Rüya Araması
Nurhan Şahinkaya yazdı: Metnin İçindeki Labirent
Yazının büyüsü çoğu zaman romantize edilir. İlhamın bir gün ansızın gelip yazarı ele geçirdiği, metnin kendiliğinden aktığı düşünülür. Oysa durum hiç de sanıldığı gibi değildir; yani benim için öyle değil, desek daha doğru. Bir düşünceyi akılda taşımak, onu ortaya çıkaracak bir hikâye kurmak, içinde yaşayan karakterlerin dilini ve sesini aramak… İşte benim için yazmak bu. Malzeme hayattan, başka kitaplardan, öbür sanat dallarından gelse de yapı bilinçle kuruluyor.
Çalışmanın yeteneği parlatmadığı bir alan yok; edebiyat sanatı da bundan ayrı değil. Kutsamak yerine hata yaparak, yeniden yazarak, eleyerek ilerleyen bir süreç bu. İtiraf edeyim, bir hikâyeyi kurduğumda yaptığım iş bana büyülü geliyor. Ama sonra o büyünün nasıl üretildiğini soğukkanlı bir gözle izlemem gerekiyor. Yazma sürecimde bu ikilik hep var. Önce hikâyenin içine girerim, karakterle birlikte yaşarım; sonra geri çekilip dilin ve yapının sağlamlığını denetlerim.
Öyküde sıkı bir yapı kurmayı önemserim. Hikâyeyi dağıtmak, okuyanı belirsizliğe sürüklemek istemem. Hayatın kendisi karmaşık ve parçalı olabilir ama edebiyat bu karmaşayı estetik bir düzen içine almalı; böyle düşünürüm. Ona İyi Bak’ın kapağında olduğu gibi, hayat hepimizi parçalıyor ama biz yapabildiğimiz ölçüde o parçaları birleştirip yine de bir bütün olmaya çalışıyoruz; aynı hayat gibi, aynı edebiyat gibi.
Umberto Eco, metnin tek bir anlamla sınırlı olmadığını, okuyanın da anlam üretim sürecine katıldığını söyler. Bu düşünce benim öykü anlayışımla örtüşür. Başka zihinlerde hayal gücüne alan açmayan öykü biraz eksik kalır.
Yaşadığımız dönem hızın, parçalanmanın ve yalnızlığın çağı. Küreselleşme kültürü aynılaşmayı ve yüzeyselliği beraberinde getirirken kişilerde kimlik krizi üretiyor. Kaos, huzursuzluk, anlamsızlık gibi duygular her yere siniyor. Elbette edebiyat da bunu yansıtıyor ama işte burada nitelikli eserler öbürlerinden ayrılıyor. Bu karanlığı yalnızca olduğu gibi göstermek, olsa olsa bir durumun ya da olayın biyografisi olabilir; oysa edebiyat anlamdır.
Orhan Pamuk romancıyı ya da genel olarak yazarı, dünyayı anlamaya çalışan biri olarak tanımlıyor. Eco da metnin bir labirent olduğunu ve okuyanların bu labirentin içinde dolaştığını düşünüyor. İşte edebiyat anlayışım bu iki yaklaşımın kesiştiği yerde duruyor. Hem dünyayı anlamaya çalışan hem de okuyanı bu anlama sürecine davet eden bir yapı kurmaya çalışıyorum. Bir yanıyla da kırılma anlarını görünür kılma çabası bu. İnsan ruhunun en hassas yerinde oluşan çatlakları sessizce ama derinden anlatmak istiyorum. Yazmak; bakarak, inceleyerek, okuyarak, çalışarak ilerleyen bir yolda sabırla, emekle ve tutkuyla sürdürülen bir yolculuk benim için.
Bu söylediklerimden gürültülü sloganların değil, içten gelen sarsıntılarla ilgilendiğim anlaşılmıştır. Çoğu zaman bir konuya ait gerilim duygusu beni hikâyeyi kurmaya itiyor. La Belle Indifférence öyküsü de işte böyle oluştu. Şiddetin sarmaladığı dünyada durup dururken öldürülen insanların acısı kimi yakmıyor ki? Elbette benim için de öyle. Bunu yazacaktım; bir de mesleğim gereği tanık olduğum, aklın zor aldığı bazı hastalıkların varlığını. İçimde birbirine değmeden dolaşıp duran bu iki gölgeyi yan yana koyup bir öyküye nasıl dönüştürebilirim diye uzunca düşündüm. Aklımda şekillendikten sonra da yazmaya başladım.
Bir hastalığın zarif Fransızca adını bir öykünün başlığına koymanın yarattığı tehlikeli hoşluk önce durdurdu beni. Öykü okunup bitirildikten sonra hiç de böyle düşünülmeyeceğini bilsem de acıyı estetize etmeye kalkışmak neredeyse ahlaka aykırı bir başlangıç olurdu. Başlığı yazmadan önce uzun süre boş ekrana baktım. Sonra sanki bir karar değil de bir deneme yapıyormuş gibi başladım: La Belle Indifférence. Başlık ekranın üstünde parlak, ışıklı ama mesafeli bir tabela gibi duruyordu. Altına yazacağım her şeyin o başlığın ışığını yavaş yavaş solduracağını biliyordum; çünkü içimde bir meydan okuma gibi ilerleyen hikâye vardı.
İlk sahnenin hastane olmasına karar vermem uzun sürmedi; çünkü hastane kapısı benim için Bahtin’den ödünç aldığım bir kronotop. Umutla korkunun aynı yerde durduğu bir eşik. Öykünün böyle bir eşikte ilerlemesini istiyordum. Bir evin içinden başlasaydım belki fazla kapalı kalırdı ama hastane kapısı, dışarısı ile içerisi arasında gerilen bir ip gibiydi.
“Hastanenin kapısında,” diye başladım ve kapıda bir adamın sırtı görünüyordu. Biraz kamburlaşmış bir sırt. Yaşananların oluşturduğu eğilme, biriken yükün oluşturduğu bir yumru; altında bir beden, bedenin içinde bir beyin, beynin içinde büyüyen bir tümör… Elbette bunun bir rapor gibi anlatılmasına izin veremezdim. Metnin bir yerinde, büyük bir doğallıkla öğreneceğimiz bir bilgi olarak durmalıydı; biz sadece adamı ve kadını görmeliydik.
Anne karakteri asıl gerilimi taşıdığı için yaşananlara onun gözünden bakacak; kaybın, öfkenin, çaresizliğin ve kararsızlığın içinde dolaşacaktım.
Olan biteni anlamadan önce anne, kocasının kayıtsızlığını ihanet gibi görüyor. Evladının ölümüne kayıtsız kalmak, aşkın, aile bağının, insanlığın inkârı gibi geliyor ona. Ama hikâye ilerledikçe hastalığı görüyor; görüyoruz. Böylece anneyle birlikte yargılarımız ve düşüncelerimiz de değişmeye başlıyor.
Babayı yazarken de epey dikkatli olmalıydım. Onu hemen kötü göstermek işimi kolaylaştırabilirdi. Kızının ölümünden sonra sanki hiçbir şey olmamış gibi davranan bir baba, okuyanların nefretini hemen kazanabilirdi. Ama ben bunu istemiyordum. Çünkü biliyordum ki gerilimi yükselten en ürkütücü şey, kime öfkeleneceğini bilememektir. Bu yüzden babayı rahat, hatta bazen keyifli yazdım ama bu rahatlığın altına bir boşluk yerleştirdim. Onu yargılamadan yazmak zorundaydım; ama bir kenarda tuhaf ve beklenmeyen bir şeylerin olduğunu sezdirmeliydim. Market sahnesi bunun için yazıldı. Babayı yalnızca kayıtsız değil, aynı zamanda dürtüsel göstermek, frontal lob meselesi için ipucu verebilirdi. Marketin önünde çıkan kavga, babanın gence saldırması, annenin bu şiddete gizlice eşlik etmesi bana aradığım çatlağı verecekti; çünkü burada annenin de karanlık yüzü belirebilirdi. O, kocasındaki kayıtsızlığın öfkeyle yer değiştirdiğini görünce şiddeti açıkça alkışlıyordu. Bunu yazdım; çünkü annenin fazla güvenilir bir çizgiden çıkmasını, bir rahatsızlık hissi vermesini istiyordum. Yazdım; çünkü bu öykünün sonunda insanın içinde taşıdığı duyguların, yasalar ve etik ne derse desin, bazen onu açmaza sürüklediğini anlatmak istiyordum. Ve öyküyü okuyanlar “Ben olsam ne yapardım?” diye içlerinden bir an geçirsinler istedim.
Hikâye ilerleyip kadın, durumun hiç de düşündüğü gibi olmadığını anladığı zaman kırılma ve değişim başlıyor. Doktorun ağzından çıkan La Belle Indifférence işte orada yerini buluyor. O artık zarif bir tıbbi açıklama değil; o âna kadar kurduğum bütün ahlaki dengeleri bozacak anahtar bir söz. Baba kayıtsız değil, hasta olabilir. O zaman anne öfkesini ne yapacak? Hastalığı öğrendik, baba aklandı; peki anne bu derinleşen yalnızlığından nasıl çıkacak? Diyelim çıktı, yaşadığı yasın katmerlenmesinin altından nasıl kalkacak? Diyelim kalktı, komşudan ilham aldığı şefkat ve paylaşma duygusuyla yaşamla yeniden bağ kurabilecek mi?
Sona geldiğimde ameliyat meselesi kadının önünde ahlaki bir uçurum gibi duruyordu. Eğer tümör alınır ve koca hatırlarsa acı geri gelecekti. Eğer ameliyat olmazsa kayıtsızlık sürecek, belki de daha erken bir ölüm olacaktı. Anne için bu durum yalnızca tıbbi bir karar değildi; acının geri dönüp dönmemesine karar vermekti. İnsan sevdiği birinin acı çekmesini ister mi?
Son sahneyi kapının eşiğine kurmam bu nedenle. Yine Bahtin, yine eşik. Çanta hazır, kapı aralık; bir adım dışarı, bir adım içeri. Bir karara varmak yerine kararsızlığı göstermeliydim. Çünkü gerçek hayatta da çoğu karar net bir iradeyle değil, bir süre beklemekle alınıyor.
Masadan kalkarken yazıyı bitirmiş olmanın verdiği bir rahatlık yoktu içimde; tersine bir sızı hissediyordum. Bir iki hafta sonra onu yeniden önüme koydum. İçimdeki sızının yerini, dikkatle gözden geçirebilecek bir sakinlik almıştı.
Baştan sona yeniden okudum. Önce akışın tam sağlanması için cümlelerin ritmini gözden geçirdim. Yasın ağırlaştığı bölümlerde cümleleri uzattım; böylece düşüncenin iç içe geçmesini sağlayabildim. Tanının konulacağı anlarda ya da heyecan yükselmişken cümleleri kısaltıp keskinleştirdim. Anne olanları sindirirken, evde yalnızken, komşusu ve avukatıyla ilişki kurarken -yani düşünceleri zihninde dolaşırken-cümleler de dolaşmalı ve uzamalıydı.
Diyalogları özellikle kısa tuttum. Çünkü bu öyküde konuşmaların çoğu bir şey söylemek için değil, bir şeyi gizlemek için var. “Şimdi ne yapacağız?” ya da “Alt tarafı basit bir bayılma.” gibi cümleler yüzeyde sıradan görünse de arkasında bastırılmış suçluluk, inkâr ve güç dengesi taşıyor. Baba konuşurken yükü hafifletmeye çalışıyor, anne konuşurken yükü ağırlaştırıyor ve bu karşılıklı asimetri gerilimi büyütüyor. Avukatın ve doktorun sözleri daha serinkanlı; çünkü kişisel yasla kurumsal dil arasındaki soğukluk farkını görünür kılmak istedim. Öykünün epifani ânı, doktorun ağzından çıkan o zarif ama yıkıcı söz: La Belle Indifférence. O an yalnızca bir tanı konmuyor; annenin bütün ahlaki yargısı yer değiştiriyor ve öfkenin yönü boşluğa düşüyor. Asıl kırılma, babanın hasta olabileceğini öğrenmek değil; annenin artık öfkesini yaslayabileceği sağlam bir suçlu figürünün kalmamış olması. İşte orada öykü, bir yas hikâyesinden bir bilinç hikâyesine dönüşüyor.
Bu öyküye başka bir açıdan bakıldığında, kişisel hafızayla toplumsal hafızanın iç içe geçmesini istedim. Kızın ölümü yalnızca bir aile trajedisi değil; şiddetin sıradanlaştığı bir toplumun arka planında şekilleniyor. Komşunun sözleri, avukatın sorusu, doktorun teşhisi… Her biri farklı hafıza katmanlarını temsil ediyor. İnancın, hukukun ve bilimin bize hatırlattıklarını. Anne kızını kaybetmenin kişisel hafızasını taşırken, toplum bu acıyı kendi diliyle çerçevelemeye çalışıyor. Bu nedenle öyküde ev içindeki nesneler -sandalye, çanta, tişört- kişisel hafızanın; hastane ve mahkeme dili ise kamusal hafızanın sembolleri.
Anlıyorum ki La Belle Indifférence benim için artık bir tanı değil; ön yargının askıya alındığı, sevginin ve suçluluğun birbirine karıştığı bir eşik. Ve belki de edebiyat tam burada başlıyor: Kime öfkeleneceğini bilemediğin yerde, öfkeni değil aklını büyütmek zorunda kaldığında.
Nurhan 16.02.2026 – Gölpark
Erdal Öz Edebiyat Ödülü Yenileniyor: 18. yılında iki yeni kategori
Başak Acır yazdı: Aidiyet ve Tutunamama Ekseninde Nefaset Lokantası
Burak Uzun yazdı: 2025 Yılında Beğenerek Okuduğum Kitaplar
Gülşen Paşa Güzey yazdı: Hüzünlü ve Uykusuz Bir Masum / Brani Tâwo
Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir
© 2018 Edebiyat Burada
Popüler KültürTiyatroSinemaMüzik
© 2018 Edebiyat Burada
Kaydolmak için formu doldurun
Parolanızı değiştirmek için kullanıcı adınızı ya da e-posta adresinizi yazın
