menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Perakende hızlı, fabrikalar yavaş, Türkiye ve dünya

37 0
14.10.2026

Türkiye ekonomisinin bugün en büyük problemi büyüye­memesi değil, büyümenin niteli­ğinin giderek bozulması olabilir. Mağazalarda satış artarken fabri­kalarda üretim geriliyor, ciro yük­selirken reel hacim aynı hızda bü­yümüyor ve ihracat artarken itha­lat daha hızlı yükseliyorsa ortada sorgulanması gereken bir büyüme modeli vardır. Bir ülke kredi kar­tıyla daha fazla alışveriş yaparak zenginleşmez; daha verimli fabri­kalar kurarak, daha fazla teknolo­ji üreterek ve sattığı her üründen daha yüksek katma değer kazana­rak zenginleşir.

Ağustos ayında Türkiye’de top­lam ciro yıllık yüzde 31,8 arttı. İlk bakışta bu rakam güçlü bir eko­nomik faaliyet görüntüsü veriyor. Ancak aynı dönemde toplam tica­ret satış hacmindeki artış yalnız­ca yüzde 0,6 olurken perakende satış hacmi yüzde 10,1 yükseldi. Buna karşılık sanayi üretimi yüz­de 1,9, imalat sanayisi üretimi ise yüzde 2,5 geriledi. Yani ekonomi­de para daha hızlı dönüyor, tüke­tici alışveriş yapmaya devam edi­yor ama fabrikanın üretim tempo­su aynı yönde ilerlemiyor.

Burada ilk dikkat edilmesi gere­ken konu nominal büyüme ile re­el büyüme arasındaki farktır. Enf­lasyonun hâlâ yüzde 30 civarında seyrettiği bir ekonomide şirket ci­rosunun yüzde 30 artması tek ba­şına başarı değildir. Geçen yıl 100 liraya satılan ürünün bu yıl 130 li­raya satılması, şirketin yüzde 30 daha fazla üretim yaptığı anlamı­na gelmez. Üstelik aynı dönem­de finansman, enerji, ücret ve lo­jistik maliyetleri daha hızlı artı­yorsa şirketin cirosu yükselirken kârlılığı ve nakit üretme gücü aza­labilir.

Enflasyon bilançoyu büyüte­bilir, fakat tahsil edilmeyen satış maaş ödemez, banka borcu kapat­maz ve yatırım finanse etmez.

Tüketim büyüyor, üretim geriliyor: Asıl çelişki burada

Ekonomideki ikinci büyük çe­lişki tüketim ile üretim arasın­daki farkta görülüyor. Perakende satış hacmi yüzde 10,1 büyürken sanayi üretiminin yüzde 1,9 ge­rilemesi, iç talebin üretim kapa­sitesinden daha güçlü seyrettiği­ni düşündürüyor. Eylül ayı imalat PMI’ının 47,9 seviyesinde kalma­sı da imalat sektöründeki zayıflı­ğın sürdüğüne işaret ediyor. Elli seviyesinin altındaki PMI, üretim sektöründe daralma bölgesini ifa­de ediyor.

Bu noktada rahatsız edici ama gerekli soruyu sormamız gereki­yor: Türkiye üretmeden tüketme­ye mi çalışıyor? Çünkü tüketim yerli üretimden daha hızlı artı­yorsa aradaki........

© Dünya