menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sahibinden satılık vatan

57 24
19.01.2026

ABD Başka­nı Trump’ın Grönland’ı ve diğer bazı toprak alanla­rını satın alma fik­rini gündeme getir­mesi karikatürize edilmiş bir impa­ratorluk hevesinin uzantıları gibi gö­rünse de bu talep ilk değil ve üste­lik irrasyonel de değil. İlk anda Trump’ın Nobel ödülüne ya da Papalık koltuğuna talip olması gibi bir şey olarak görülse de du­rum ciddi. Üstelik NATO üyesi ülkelerin gönderdiği 1-2 sembo­lik askerin yarattığı çaresizliğin yıkıcı görüntüsünü de yok ede­miyor. Sadece coğrafyalar ve sı­nırlar değişmiyor; Soğuk Savaş sonrası kurulan uluslararası ku­rumlar, sistemler, ön kabuller ve değerler sistemi de çözülüyor.

Artık egemen devletlerin do­kunulmaz sınırlarının karşılık­lı kabulü diye bir olgu geçerli de­ğil. Bir başka devletin yani Vene­zuela’nın kendi topraklarından devlet başkanları kaçırılabiliyor; bir başka ülkenin yani Ukray­na’nın işgal edilmiş toprakları neredeyse bir savaş ganimeti gi­bi pazarlıkla (toprağın sahibinin izni olmadan) Rusya’ya devre­dilmesi normalleşiyor; Gazze’de milyarların gözü önünde işlenen bir soykırımın faili, İsrail başba­kanı olarak ABD ya da Yunanis­tan’da hiçbir şey olmamış gibi uluslararası antlaşmalar yapabi­lip diplomatik kabul görebiliyor vs. Artık uluslararası ortamda şa­şırtıcı hiçbir durum yok.

Esasen egemen devletlerin karşılıklı birbirinin sınırına say­gılı olması prensibi 1648 Vest­falya’dan bu yana geçerli. Ne za­man bu prensipler ortadan kalkı­yor derseniz, savaş zamanlarında diyoruz; diyorduk. Zira bir top­rak parçasının sahibinin isteği ya da onayı olmadan el değiştir­mesi ya bir savaşın öncesinde ve onun nedeni olarak söz konusu olabilir diye düşünürdük. Oysa tarihe bakıldığında evlilikler, çe­yiz ve hediye olarak, pazarlık so­nucu veya satılarak gönüllü bir biçimde toprak değişimlerinin varlığı eski dönemlerde kalsa da hep vardı. Bizim içinde........

© Dünya