menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İznik Gölü’nü sanayi kurutmadı, Ulusal Su Planı suyumuzu koruyacak mı?

21 0
25.03.2026

Yıllık kişi başı 1305 metreküp su, Türki­ye’yi “su fakiri” kategorisine yaklaştırı­yor. Su Kanunu hazırlıkları devam ederken 8 hedef, 31 strateji ve 141 eylemden oluşan, su­yun temiz, yeşil ve döngüsel ekonomi temelin­de verimli kullanımını sağlamak, su kalitesini iyileştirmek ve atık su altyapısını güçlendire­cek çözümler sunan 2026-2035 dönemine ait “Ulusal Su Planı” Resmî Gazete’de yayımlandı. 22 Mart Su günü kutlanırken gözler işin uygu­lama kısmına çevrildi.

Uygarlığın geleceği suya bağımlı

Kuraklıkların sıklaştığı, yağış rejimlerinin de­ğiştiği ve nüfusun hızla arttığı bir dönemde su yönetimi yalnızca bir çevre politikası değil. Su­yun geleceği tarlada, şehir şebekelerinde ve tü­ketim alışkanlıklarında. Suyun verimlilik aç­mazı var, yüzde 79’unu kullanan tarımda suyun randımanı yüzde 50’lerde.

Dönüşümün bedelini ödemeye razı mıyız?

Dönüşümün maliyeti son derece yüksek. Tüm tarım arazilerinin kapalı sisteme alınması için hektar başına yaklaşık 10 bin dolar, toplamda 1,425 trilyon TL’lik bir yatırım gerekiyor.

Su en kritik minerallerden daha değerli, sahibi insanlık. Bu anlamda sorumluluğunu yalnızca ku­rumlara yüklemek sürdürülebilir değil. Bozulan çevre ve su kaynakları denildiğinde çoğu zaman bireysel alışkanlıklarımıza bakmadan sorumlu­luğu hızla büyük şirketlere/sanayiye yöneltme eğilimi gösteriyoruz. Bu refleks, çoğu zaman veri­ye dayalı analizlerin önüne geçebiliyor.

İznik Gölü’nü sanayi kurutmadı

İznik Gölü özelinde yapılan tartışmalar duru­mun somut bir örneği. Tarım ve Orman Bakanlı­ğı Su Yönetimi Genel Müdürlüğü’nün Marmara Havzası Kuraklık Yönetim Planı’nı kapsamında 40 yıllık verilere dayanan analize göre göldeki su seviyesindeki azalmanın temel nedenleri “iklim değişikliği, meteorolojik ve hidrolojik kuraklık, yağış rejimlerindeki değişim ve tarımsal sulama kaynaklı kullanım baskısı.” Yani sanayi değil.

Raporun sektörler bazında baskı analizine göre “tarımsal sulama göle en yüksek su kulla­nım baskısını oluşturuyor, sanayinin kullandı­ğı suyun göldeki sorunlara belirleyici bir bas­kısı yok.”

Global Water Challenge’in 2015–2024 yıl­ları arasındaki uydu, iklim, hidroloji ve tarım­sal kullanım verilerine göre göldeki azalmanın yüzde 48,6’sının tarımsal sulamadan kaynak­lanıyor olması da dezenformasyonun boyutu­nu gösteriyor.

Çözüm tarlada, teknolojide, davranışta

Aynı rapora göre sulama verimliliğinde sağ­lanacak yüzde 20’lik bir iyileştirme, su açığı­nı yüzde 33,98 oranında azaltma potansiye­line sahip. Elbette su krizi tek bir sektörden kaynaklanmıyor. Çözüm tarım, sanayi, kentsel kullanım kaynaklı etkileri yönetmek, sorumlu­luk almak.

Su krizi teknik olduğu kadar davranışsal bir kriz

Velhasıl, hoyratça kullandığımız su gibi dü­şüncelerimizi ve tepkilerimizi de zaman zaman ölçüsüz büyütebiliyoruz. Yapay zekâda gerek­siz onlarca soru sorduğumuzda küçük çaplı bir sanayi tesisi kadar su kullandığımızı unutuyor olabilir miyiz? Çevresel sorunlar karşısında so­rumluluğu tek bir aktöre yüklemek yerine, ger­çeğe odaklanan, veriye dayalı ve çok paydaşlı bir yaklaşım suyu kanunlar kadar koruyabilir.


© Dünya