menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye’de iş dünyası COP31 için hazır mı?

22 0
13.03.2026

Gezegenimizin geleceği için, iklim krizine karşı küresel eylem planla­rının belirlendiği çok önemli bir zirve olan COP Conference of the Parties (Ta­raflar Konferansı) bu yıl 31. defa Türki­ye ev sahipliğinde ve başkanlığında 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da ger­çekleşiyor.

COP, Birleşmiş Milletler İk­lim Değişikliği Sözleşmesi (UNFCCC) kapsamında ülkelerin bir araya geldiği, küresel iklim politikaları için önemli bir müzakere platformu.1995 yılından bu­güne her yıl düzenlenen zirvelerde; dün­ya liderleri, uluslararası kuruluşlar, sivil toplum temsilcileri, uzmanlar ve iş dün­yası iklim değişikliği ve sürdürülebilir­lik için ortak çözümler arıyor. COP31 sü­reci aynı zamanda, Türkiye’deki iş dün­yasını küresel ölçekte görünür kılacak ve uluslararası yatırım olanaklarını et­kileyecek.

Ülkemiz için çok önemli olan bu tarihi buluşmaya yönelik çalışma­lar sürerken, acaba Türkiye’de şirketler COP31 için ne kadar hazır? Hazırlık sü­recine rehberlik edebilecek çok değer­li bir araştırma yapıldı. İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye), 109 kurumsal üyesinin katılı­mıyla “COP31 Öncesi Üye Anketi” yaptı. Türkiye’de iş dünyası iklim ve sürdürü­lebilirlikte hangi aşamada? Hangi alan­larda olgunlaştı? Sorunlar ve kapasite ihtiyaçları neler? Bu sorularının cevap­ları analiz edildi.

Stratejik öncelik “ölçülebilir performans ve yatırım” olmalı

SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ediz Günsel araştırmayı şöyle değerlen­dirdi: “Sonuçlar üyelerimizin bu süreci en üst yönetim düzeyinde sahiplendiği­ni açıkça ortaya koyuyor. Hedefimiz, bu güçlü niyeti daha ölçülebilir hedeflere ve somut yatırımlara dönüştürerek küresel rekabetçiliğimizi artırmak olmalı.” Sür­dürülebilirlik ve iklim başlıkları şirket­lerin ana iş stratejilerine entegre olmuş görünüyor. %69’unda Yönetim Kurulu veya Yönetim Kurulu Komitesi seviye­sinde ele alınıyor. %85’in önceliği ener­ji ve iklim dönüşümü.

Döngüsellik %45 ve su, doğa, biyoçeşitlilik %43 ile ikinci öncelikler. En önemli bariyer ise finans­man ve belirsizlikler. Finansman %47, regülasyon belirsizliği %28 ve veri ek­sikliği/izlenebilirlik %12 olarak görülü­yor. Emisyon hedeflerinde önemli iler­leme var ancak bütçeler geride kalıyor: %72’sinin net sıfır, karbon nötr, emis­yon azaltım hedefleri var, ancak 2026’ya kadar ayrılmış sürdürülebilirlik bütçe­si olan şirket oranı %33. Performans öl­çümü, raporlama, yatırım öncelikleri ve risk yönetimi için veri altyapısı çok önemli iken, %40’ında veri altyapısında kapasite ihtiyacı görünüyor.

Adil geçiş ve sosyal etkiyi %42’si stratejik bir baş­lık olarak ele alıyor. Öncelikleri ise %66 çalışan yetkinlik dönüşümü ve %45 te­darik zincirinde sosyal standartların güçlendirilmesi. Su yönetimi hedefleri­ne ulaşmak için çalışan şirket ise %69. Sonuçlara göre, iş dünyasının stratejik öncelikleri neler olmalı? 1. Performans yönetimi. 2. Yatırım ve finansman en­tegrasyonu. 3. Veri, dijitalleşme ve risk odaklılık. 4. Enerji ötesi temalarda de­rinleşme. 5. Değer zinciri ve çok paydaşlı iş birlikleri.

Sürdürülebilirlik konusunda farkın­dalık çok yükselmiş görünüyor. Risk yö­netimi ve uzun vadede yarattığı değer ile, stratejik bir yönetişim konusu olduğu al­gılanmış durumda. Ancak acil hareket ve uygulama adımları geride kalıyor. Türki­ye’de bu yıl gerçekleşecek COP31 vizyo­nu “Geleceğin COP'u: Uygulama COP'u” olarak belirlendi. Eylem odaklı, yeşil dö­nüşümün ve finansmanın öne çıkacağı bir zirve planlanıyor. Türkiye’de iş dün­yasının hazırlık karnesindeki notlar ise, daha fazla uygulama adımı atılması ge­rektiğini gösteriyor.


© Dünya