İstanbul Finans Merkezi dijital varlıklarda bölgesel üs olabilir mi?
Küresel finans rekabetinde yeni başlıklardan biri artık dijital varlıklar. Bir ülkenin blok zinciri ve kripto ekonomisinde güçlü bir konum elde edebilmesi yalnızca teknoloji üretmesiyle değil; sermayeyi, girişimleri ve nitelikli insan kaynağını çekebilecek bir finansal ekosistem oluşturabilmesiyle mümkün hale geliyor. Son yıllarda Dubai, Abu Dabi, Singapur ve Hong Kong’un attığı adımlar da bunu açıkça gösteriyor.
Türkiye’de ise son dönemde İstanbul Finans Merkezi etrafında şekillenen düzenlemeler ve yeni vergi teşvikleri, benzer bir fırsatın oluşup oluşmadığı sorusunu daha görünür kılıyor. Özellikle kripto varlıklara yönelik regülasyon çerçevesinin netleşmesi, saklama altyapısının kurumsal zemine taşınması ve İFM bünyesinde sağlanan yeni avantajlar birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye’nin blok zinciri ve dijital varlık ekonomisinde daha güçlü bir konum edinme ihtimali öne çıkıyor. Bugün tartışılması gereken konu Türkiye’nin dijital varlık ekonomisinde bölgesel bir merkez olma fırsatını ne ölçüde değerlendirebileceği.
Regülasyon ve vergi politikası aynı zeminde
Ülkemizde kripto varlık hizmet sağlayıcılarına yönelik düzenlemelerin netleşmesi, sektör açısından önemli bir eşik oluşturdu. Sermaye Piyasası Kurulu tarafından belirlenen çerçeve, saklama hizmetlerinden operasyonel süreçlere kadar birçok alanda daha kurumsal ve denetlenebilir bir yapı........
