Kıtmir ve Belam
Rus esaretinden döndükten sonra İstanbul’da halkı emperyalistlere karşı bilinçlendirmek için dağıttığı Hutuvat-ı Sitte risalesinde Üstad, dönemin İngiliz işgalcilerine; “Ey ekpekü'l-küpekâ'dan tekepküp etmiş köpek” (ey köpeklerin en köpeğinden köpekleşmiş köpek!) diye seslenir.
Hırs ve tamahkarlık için maymunlaşmak, hile ve dolandırıcılık için tilkileşmek, acımasızlık için canavarlaşmak, rezillik ve hınzırlaşmak, kabalık için ayılaşmak, korkaklık için kedileşmek, hainlik için akrepleşmek yılanlaşmak, gönüllü kölelik için eşekleşmek, inatçılık için keçileşmek ve katırlaşmak, kin için develeşmek yine çakallık, sansarlık, sazanlık gibi diğer kötü vasıfları hayvanlarla niteleme usulü, insan kalmanın kıymetine atıf yapar.
Foucault Sarkacı isimli romanında köpeklerle yalnız yaşayanların, onu insanlaştırmakla övündüklerini, oysa aslında kendilerinin köpekleştiğini söyleyen Umberto Eco, köpeklerin necisliği üzerine hayli hassas olan Şâfiî mezhebine mensup bir Müslüman değil, bildiğin İtalyalı.
Kur’an-ı Kerim’de avcılık için eğitilenlerden başka, iki yerde daha köpek geçer. Bunlardan biri Ashab-ı Kehf’in köpeğidir. Rablerine iman eden ve kralın önünde kıyam eden yiğid gençlerin köpeği. Diğeri ise Belam’ın benzetildiği köpek.
Birincisi yani Kıtmir ve o da mağarada diğerleriyle ilahi takdirin özel muamelesine mazhar oluyor. Ayette köpeğin ön ayaklarını uzatarak uyuduğu........
