Ekonomik programlar değişiyor, fakirin derdi değişmiyor
GETAD, yani Gelir Tamamlayıcı Aile Desteği… Kamuoyunda ise daha anlaşılır bir ifadeyle “Vatandaşlık maaşı”… “Kimse aç kalmayacak, kimse yatağa aç girmeyecek” sözlerinin formülüydü GETAD. Devlet, vatandaştan yalnızca vergi toplayan değil, zor gününde elinden tutan bir baba olacaktı.
Geçen seçim öncesinde gündeme gelen bu vaat, siyasetin gürültüsü arasında kaybolup gitti. Butlan kararı, Yeni Parti, CHP, Ekrem İmamoğlu, Süleymancılar, Kuytulcular ve daha nice siyasi tartışma gündemi öylesine işgal etti ki vatandaşın mutfağındaki yangını, vatandaşın GETAD’ını unuttuk gittik.
Oysa mesele hiç de basit değildi. Devletin “babalığını” göstereceği söyleniyordu. Hep alan baba olmayacak, veren baba da olacaktı. Devlet denildiğinde, vergilerle vatandaşın başına dikilen bir baba akla geliyordu. Mafya babası gibi bir şey yani. Yoksul ailelerin nefes alacağı, temel ihtiyaçlarını karşılayabileceği bir destek mekanizmasıydı GETAD. Dar gelirli vatandaş açısından umut veren bir projeydi.
Fakat Türkiye ekonomisinde yıllardır değişmeyen bir hikâye vardı.
Yeni bir ekonomik program açıklanıyor. Ardından ekonominin düzeleceği, enflasyonun düşeceği, alım gücünün artacağı, refahın topluma yayılacağı anlatılıyor, vatandaştan ise biraz daha sabır isteniyordu.
“İki yıl bekleyin.” “Dişinizi sıkın.” “Gözümüzdeki ışıltıya bakın”
Vatandaş zaten yıllardır dişini sıkıyor. Öyle........
