ÜLKE TV’DEKİ O YAYINI HATIRLATTI 2019 İMAMOĞLU 2026 KILIÇDAROĞLU
Siyasette bazen meydanlar değil ekranlar seçim kazandırır.
Bazen bir televizyon programı, aylarca süren kampanyalardan daha büyük etki üretir. Çünkü seçmen çoğu zaman kendi mahallesinden duyduklarıyla değil, karşı mahallenin ekranında gördükleriyle karar verir.
2019 yerel seçimleri öncesinde bunun en çarpıcı örneklerinden biri yaşanmıştı.
Ekrem İmamoğlu, hükümete yakın bir kanal olarak bilinen Ülke TV’de Turgay Güler’in programına çıktı. O gün birçok AK Parti seçmeni, hatta kararsız muhafazakâr seçmen ilk kez Ekrem İmamoğlu’nu filtrelenmemiş şekilde izleme fırsatı buldu.
Yayın sonrasında uzun süre şu tartışma yapıldı:
“İmamoğlu’na neden böyle bir alan açıldı?”
Hatta hükümete yakın çevrelerde Ülke TV yönetimine ve program ekibine yönelik ciddi eleştiriler yükseldi. Kimilerine göre sunucu yeterince hazırlıklı değildi. Kimilerine göre yayın profesyonel gazetecilik refleksleriyle yönetilememişti. Kimilerine göre ise İmamoğlu’nun kurduğu psikolojik üstünlük yayın boyunca kırılamamıştı.
İmamoğlu yalnızca kendi seçmenine değil, AK Parti konusunda tereddüt yaşayan seçmene de ulaşmayı başardı. Kendisine yöneltilen eleştirileri cevapladı, önyargıları kırdı ve rakip siyasi mahallenin ekranında kendisini anlattı.
Bugün dönüp bakıldığında birçok siyasi gözlemci, İstanbul seçim sürecinde o yayının kritik dönüm noktalarından biri olduğu konusunda hemfikirdir.
Çünkü seçmen ilk kez “hakkında konuşulan adamı” değil, “adamın kendisini” izlemişti.
Bu kez sahnede Kemal Kılıçdaroğlu vardı.
Yani tıpkı 2019’da İmamoğlu’nun karşı mahalleye gitmesi gibi, bu kez Kılıçdaroğlu kendisine en mesafeli kitlelerden birinin karşısına çıktı.
Benzerlik tam da burada başlıyor.
Sözcü TV izleyicisinin önemli bölümü aylardır CHP’deki kurultay sürecini tek bir perspektiften dinliyordu. Kılıçdaroğlu ise ilk kez bu kadar uzun ve kesintisiz biçimde kendi tezlerini anlatma fırsatı buldu.
Dahası, yayın boyunca savunmada kalan taraf görüntüsü vermedi.
Sorulara cevap verdi, hukuki argümanlarını ortaya koydu ve özellikle “atanmış genel başkan” eleştirisine karşı kendi çerçevesini kurdu.
Yayın bittiğinde herkesin fikri değişmiş........
