menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

BU TOPRAKLAR KİRLİ OYUNLAR MEZARLIĞIDIR

34 0
07.04.2026

Bir konsolosluk binası… Kapalı. İçeride diplomasi yok, hareket yok. Ama dışarıda Türk polisi var. Devletin namusu orada nöbette. Ve siz, kiralık tetikçilerinizi gönderip o namusa kurşun sıkıyorsunuz. Bu artık sıradan bir terör eylemi değildir. Bu, akıl tutulması değil; aksine çok soğuk, çok hesaplı bir aklın ürünüdür.

Şunu açık söyleyelim: Bu saldırı, üç çapulcunun kendi başına aldığı bir karar değildir. Bu, bölgesel denklemde Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak isteyen aklın sahaya sürdüğü bir provokasyondur. İstihbarat savaşlarının en kirli yöntemlerinden biridir bu: Taşeron kullan, sahayı karıştır, ülkeyi içerden meşgul et. Bugün DEAŞ etiketiyle sahaya sürülen bu kirli aparatın, kimin çıkarına hizmet ettiğini görmek için dâhi olmaya gerek yok.

Bakın tabloya… İzmit’ten kiralanan araçla İstanbul’a gelen üç kişi. Biri örgüt bağlantılı, biri sabıkalı, biri “temiz” görünen paravan. Bu, klasik bir hücre yapılanmasıdır. Bu, eğitimli bir yönlendirme ve organizasyonun işidir. Ve hedef rastgele değildir: İsrail konsolosluğu önü. Neden? Çünkü bu coğrafyada bir kıvılcımın nelere yol açabileceğini en iyi bilenler, bu adresi özellikle seçer.

Ama hesap edemedikleri bir şey var: Bu ülkenin refleksleri.

Türk polisi, o kurşunlara göğsünü siper ederken sadece bir güvenlik görevi icra etmedi; aynı zamanda o kirli senaryoyu da yerle bir etti. Üç tetikçiden biri orada kaldı, diğerleri yakalandı. Plan çöktü. Mesaj net verildi: Türkiye, sokakta dizayn edilecek bir ülke değildir.

Şimdi sorulması gereken asıl soru şu: Bu eylemin zamanlaması neden böyle? Bölgesel gerilimlerin tırmandığı, Türkiye’nin hem sahada hem masada daha aktif rol aldığı bir dönemde bu saldırı neden sahaya sürüldü? Çünkü Türkiye’yi içeride meşgul etmek, dışarıdaki hamlelerini sınırlamak isteyenler var. Çünkü güçlü Türkiye, bazı başkentlerde ciddi bir rahatsızlık sebebi.

Tarih bize bunu defalarca gösterdi. 1970’lerde sağ-sol çatışmalarıyla, 80 öncesi sokak terörüyle, 90’larda faili meçhullerle, 2000’lerde vesayet aparatlarıyla… Bu ülke hep aynı yöntemle hizaya getirilmeye çalışıldı. Ama her seferinde millet iradesi o oyunu bozdu.

Bugün de değişen bir şey yok. Sadece kullanılan araçlar farklı, senaryo aynı.

Buradan açıkça söylüyorum: Türkiye, ne DEAŞ’la ne onun arkasına saklanan karanlık akıllarla diz çöker. Bu millet, sokaklarında terör estirilmesine izin vermez. Devlet, gerektiğinde sadece tetikçiyi değil, o tetiği çektiren iradeyi de bulur.

Kimse boş hayallere kapılmasın. Bu topraklar, kirli oyunların mezarlığıdır.

XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX MAHKEME SALONUNDA POPÜLİZM SÖKMEZ YARGIYA PARMAK SALLAYAN,........

© Diriliş Postası