Byzantinische Zeitschrift & bir keşfi karartan makale
Harita 7: Coğrafî değişim: Göller Bölgesi, Kıral Yolu [via regia], Bizans askerî yolları ve tarihî kentler.
Ramazan Topraklı yazdı;
Byzantinische Zeitschrift & bir keşfi karartan makale
Bu değerlendirme Yazar Altınkaynak’ın, "The Importance of Sozopolis Fortress in Determining the Location of the Battle of Myriokephalon" adlı makalesi hakkındadır. Söz konusu makale yeni bir şey söylemediği gibi W. Tomaschek ve W. M. Ramsay’ın 1890’lar, Filibeli A. Hilmi’nin 1911, Ekkehard Eickhoff, Osman Turan ve Yılmaz Öztuna’nın 1970’lerde işaret ettikleri Sozopolis’in [Uluborlu] şarkı iddialarını tekrardan ibarettir. Hatta bunlara Abdülhalûk Çay’ın Karamıkbeli tezi ile Uluborlu’ya altı gün uzaklıktaki ve Konya yanındaki F. Sarre’nin Devrent-çam geçidi ile Ceylan-Eskikurt’un Beyşehir Bağırsak Boğazı tezleri de eklenmiştir. Yazar bunlarla da kalmamış; harp yerini keşfeden Değişen Coğrafya ve Miryokefalon Savaşı adlı kitap ile kendinin de katıldığı 27. 09. 2010, Kayseri I. Uluslararası Selçuklu Sempozyumunda sunulan “Semmânî Sivrisi Zaferi” adlı tebliği karartmıştır. Bu keşfi savunan Öztuna ile yazarın hocası ve doktora jürisi Prof. Dr. Refik Turan’ı yok saymış; “kapsamlı bir değerlendirme ve kesin sonuçlar ortaya konulmamıştır” sözleriyle de, rüştünü ispat etmiş coğrafi bulguları "kesinlik kazanmamış" ilân etmiş, hakikati aydınlatmaktan ziyade çözümü erteleme yolunu seçmiştir. Şimdi iki yol daha öneriyorum: (1) Khoniates’in “imparator, Lampis üzerinden Kelainai’a yürüdü" kaydına göre harp Kelainai’de yapılmış demektir. (2) İmparator Manuel “Chateau Cingulaire’de yenik düştü” kaydına göre ise, kemer/ kuşak/ halka biçimli kalede yenik düştü demektir. Bu tarife uyan kale hangi tezdeyse, harp orada yapılmış demektir. Aslında Altınkaynak’ın makalesinin özünün özü, harp yerinin keşfini karartmaya matuftur. Değerlendirmede bütün bunlar tartışılacaktır.
Açar Kelimeler: Serhat Altınkaynak, Byzantinische Zeitschrift, Coğrafî Değişim, Miryokefalon, Sozopolis, Kral Yolu.
Yazar, Ramsay, Tomaschek, Turan, Eickhoff ve birçok tarihçinin tezi olan Uluborlu’nun şarkı tezini tekrar etmiştir: Miryokefalon harbinin yapıldığı yeri ve 1176 yılı Bizans-Selçuklu sınırını, Bizans elindeki Uluborlu’nun [Sozopolis] şarkında bulunduğunu iddia etmekle birlikte, bir hudut kalesi olan Sublaion’u, Uluborlu’nun 70-80 km batısındaki Çivril-Homa’ya yerleştirmiştir. Sırası geldikçe açıklayacağımız gibi yazar, Kral Yolu, Bizans Askerî Yolu, Manuel’in Honaz-Dinar arasındaki yürüyüş güzergâhı, Kelainai, Apameia, Laodikya, Menderes, Marsyas, Lampe, Khoma ile Amorion, Minor Tripolis, Lesser, Santabaris ve birçok tarihî kentin yerini ve tarihî yolları bilmediğinin işaretini vermektedir. Ayrıca Ramsay’ın ilk kez Çivril-Homa, Düzbel- Kızılören arasındaki Değirmen Boğazı’nı iddia ettiğini zikretmiş (Ramsay, 1890: 136), ama Miryokefalon harbinin gerçek yerine işaret eden aşağıdaki metnini dikkate almamıştır [bk.Har.9]:
Friedrich’in 1190 yılı Haçlı seferi: “April 27. Laodiceia: hospitable reception by the Greeks. May 1. Through loca desertissima, past laous salinarum [Anava], reach place ubi fluvius Mandra [Maeander] oritur. Battle. May 2. Sozopolis. May 3. Ginglarion [Chateau Cingulaire]. Traverse the pass where Manuel had been defeated” (Ramsay: 1890: 130).
Ramsay’ın bu kaydı, Ansbert [Historia de expeditione Friderici imperatoris: Laud, 2010; Historia Peregrinorum ve Epistola de Morte Friderici imperatoris] dikkate alındığında şöyle anlaşılmalıdır. 29 Nisan Akşamı Dinar’a ve Büyük Menderes’in kaynaklarına varış ve Türk saldırısı. 30 Nisan Akşamı Eldere ve Çapalı köyleri. 1 Mayıs Akşamı Uluborlu-Küçükkabaca köyü. 2 Mayıs Akşamı Uluborlu-Kayaağzı mevkii. Burada Türkler tekrar saldırdı ve bir Türk esir alındı. Friedrich, 3 Mayıs günü Manuel’in mağlup olduğu geçitten geçmek isterken, esir Türk’ün –geçeceğiniz yerde 30 binden çok Türk sizi bekliyor; Manuel’e yaptıklarını size de yapacaklar- demesi üzerine, Kral Yolu’ndan sola saptı ve 3 Mayıs Perşembe günü, Uluborlu ile Akşehir arasındaki Bozdurmuşbeli’ni aştı ve aynı günün akşamı Oynağan köyüne indi. Bu olay, nokta olarak Manuel’in, Uluborlu-Kayaağzı mevkiin şarkındaki Yenicesivrisi’nde mağlup olduğuna işarettir.
1897 Ramsay, Tomaschek’in ikazı üzerine; Eğirdir Gölü’ndeki değişimi ve Anayol’un Kemer Boğazı’ndan geçtiğini bilmediği için Manuel’i Hoyran Gölü’nün kuzeyi ve bugünkü yoldan yürüterek, harp yeri olarak, Uluborlu’nun şarkındaki Kundanlı’yı iddia etti. Thomaschek, O. Turan, Eickhoff ve sair tarihçiler de, aynı bölgeyi iddia ettiler. Ancak burada Khoniates’in tasvir ettiği dar sarp bir geçit ile suları coşkun çay/ ırmak yoktu. Bu tarihçiler, bu olumsuzluğa rağmen Ansbert’i ve Manuel’in “Türk topraklarına girer girmez savaş naraları işitildi” kaydını esas almışlardı. Zira her iki kaynak da sağlamdı. Harp tarihi öğretmeni Feridun Dirimtekin’in 1944, “Konya ve Düzbel, 1146-1176” kitabı: Homa-Düzbel ile Hüseyin Şekercioğlu’nun 1974 “Gelendost ovası” iddialarını saymazsak 1897’den 1983 yılına kadar Miryokefalon harbinin yeri olarak, hep ve daima Kundanlı bilindi ve Harita Gn. Md. [HGM] haritalarına işlendi [bk.Har.9].
1983 yılında Senirkentli Arkeolog Kemal Turfan, Khoniates’in vâdi tasvirinin Fikret Işıltan çevirisini kaynak aldı ve Çivril yakınındaki Kûfi vâdisini iddia etti. Hâlbuki Işıltan çevirisi yanlıştı. Vâdi, Doğu - Batı yönündeydi ve kuzeyi yükselen yamaç, güneyi uçurum olmalıydı. Hâlbuki Yenice Debendi hariç, diğer iddialar, iki tarafı da yükselen yamaçtı [bk.Şekil 1-2]. Bundan sonra yine bizim gibi, tarihçi olan/olmayan birçok kişi Işıltan çevirisinin peşine takılıp iki tarafı sarp bir vadi aradı. Yazar, geçit tarifini bizim gibi doğru yazmış, ama ne hikmetse iki tarafı da yükselen yamaç olan yanlış iddiaları tartışmış ve Gelendost ovası ile Devrent-çam tezleri gibi elememişti. Yazarın gayesi, sadece yayın yapmak mıydı?
H. Şekercioğlu, 1975’ten beri devlet ve askerî erkânı davetle 17 Eylül’de Gelendost’ta Miryokefalon kutlamaları yapıyor; yöre insanı olan bizler de, Miryokefalon hakkında bilgilenyorduk. O, Gelendost Tarihi’nde Bizans’a öldürücü darbenin bizim köy [Kötürnek: Kotoiraikia] ile Eğirler köyü arasındaki Tilbertiz geçidinde [Tzibritze] indirildi der. Yörenin en büyük çayları [Yalvaç çayı: Antios ile Örkenez çayı: Orgas] bizim köyde birleşerek Eğirdir Gölü’ne dökülür; ama bu çaylar Haziran-Temmuzda kurur. Onun için “suları coşkun çay/ırmak” olamazlar (Khoniates, 1195: 128). Köyün tahsil yapmış bir ferdi olarak 1995’te köyümün tarihini yazmayı, adetlerini ve yer adlarını gelecek kuşaklara ulaştırmayı düşünmüş ve mahalli bilgi toplamaya başlamıştım. 2005 yılında emekli olunca vaktimi tamamen bu işe hasrettim. 1993 baskı, 1530 tarih, 438 Nu. MVAD I adlı tahrir defterinde köyümün adını buldum. 500 yıl evveline ait bilgiler vardı. Çevre köyleri merak ettim. Onları ararken, “Yenice Köyü Köprüsü, Afşar kz.” ibaresi dikkatimi çekti. Bölge yollarının yapımında çalışmış, köprü ve menfezler yapmış bir mühendis olarak, köprüyü merak ettim ve görmek istedim. Jeo. Müh. A. Hamdi Taşlıca ile Afşar ve Yenice köylerine gittik. Afşarlı Mehmet Kara köprünün Kemer Boğazı’nda göl altında kaldığını söyledi. Gölde bir değişim olmuştu. Akdağlı Urlu Osman [Bayır: 1317-1975] da, “Kemer Boğazı’nda bir çay var” dermiş. Köprü yol demekti; tarihî yol, Kemer Boğazı’ndan geçmiş olmalıydı. Yıllardır tartışılan Miryokefalon harbi, buralarda olmuş olabilirdi; Kundanlı’yı iddia edenler, -tarihî yolun kemer Boğazı’ndan geçmiş olduğunu bilmiş olsalardı Kemer Boğazı’nı iddia ederlerdi- diye düşündüm ve sonuçta haklı çıktım. Tahrir defteri yayınlanalı tam 13 yıl olmuştu, ama kimse köprüyü merak etmemişti. Köyümün tarihini yazmaya kalkmasaydım, köprü ve göldeki değişim bilinmez; Göller Bölgesi ve Batı Anadolu’nun tarihi ve tarihî coğrafyası kıyamete dek bilinmeyebilirdi [bk.Har.1-7].
Yazar, Manuel’in mağlup olduğu bu yerin, 1146 yılı, Konya ricatindeki çatışmalar olabilir der ki, yanlıştır; zira 1146 ricatında Manuel’in artçı kıtalarına darbe vurulmuşsa da Manuel, hezimete uğramamış; Sultan ile yaptığı antlaşmada Sınırkent [Senirkent] ile Kemer Boğazı arasını ve Brakena’yı [İbradı] kazanmıştır (Turan, 1998: 182). Kinnamos, 1146 olayını Tzibrelitzemani [Sivri’l-Semmâni: Yağcı Sivrisi] verir ki, bu yer de Yenicesivrisi’dir [bk.Har.9].
Beş Asırdır Kayıp Bir Nehir: Unutulan Bir Akarsuyun İzleri
Kinnamos, bir hudut kalesi olan Sublaion’un Lampe’de ve Menderes’in kaynakları yakınında bulunduğunu söyler [2001: 213]. 1176’da Uluborlu Bizans’tadır. Öyleyse hudut, Uluborlu’nun şarkındadır. Öyleyse Sublaion da Uluborlu’nun şarkındadır. Osman Turan bu gerçeği yıllar önce görmüştü [1998: 214]. Öyleyse Lampe de, Menderes’in kaynakları da, Uluborlu şarkındadır. Öyleyse Uluborlu’nun şarkında bir Menderes daha vardır. İşte bu, iki göl arasındaki Orta Menderes’tir [bk.Har.2, 4-7].
"Yürümek" ve "Üzerine Yürümek" Kavramlarının Analizi ve Kelainai
Tarihî metinlerde sıkça rastlanan "bir yere yürümek" ifadesi, sadece bir konuma fiziksel olarak ulaşmaktan ibaret değildir. Bu kavram, aynı zamanda bir askeri hedefi belirtme ve asıl çarpışmanın o hedefte gerçekleştiğine işaret etme anlamını taşır. Aşağıdaki örnekler, bu terminolojik yaklaşımın daha derinlemesine anlaşılmasına olanak tanır.
1. Murşil, Arzawa: Hitit Kralı Murşil, "Arzava'ya yürüdüm" dedikten sonra Aura'ya gittiğini söyler (Kınal, 1953: 19). Arzawa, Aura'dan 50 km daha sonra ve Murşil'in Arzawa kralını mağlup ettiği yerdir. Bu durum, "Arzawa'ya yürümek" ifadesinin, seferin ana hedefinin Arzawa olduğunu gösterir [bk.Har.8: Aura/Aorata ve Arzawa/Apasa/Efes].
2. Xerxes, Celænæ: Herodotos, “Xexses, toplanan kara ordusuyla birlikte Sardes üzerine yürümeye başlamıştı. Halys ırmağını geçip, Phrygia’ya ve bu ülkede yürünerek Celænæ’ye varıldı. Menderes’in kaynakları buradadır. Menderes’e eşit bir ırmak Katarraktes de buradadır. Hatta Celænæ agorasından kaynar ve Menderes’e karışır” (Herodotos, VII. 26). Üzerine yürünen Sardes, metinde daha önce zikredilmesine rağmen Celænæ’den çok sonradır.
3. Manuel, Bet-Toman: Ebû'l-Ferec, "Kral Manuel, büyük bir ordu toplayarak Türk sınırına yürüdü" (Ebû'l-Ferec, 1950: 422). Manuel'in İngiltere kralına yazdığı mektupta ise, "Türk topraklarına girer girmez, aniden savaş naraları işitildi" ifadesi yer alır. Bu iki kaynak harbin sınırda, yani "yürünen yerde" yapıldığını doğrular (Topraklı, 2021: 70). Beth Thomas, Thomas yurdu demek. Thomas ikizdir. İkiz/ iki, Yunanca Didymai ile ifade edilir. Pachymeres’te "iki tepe kalesi" anlamına gelen Didymion, iki tepeli Yenicesivrisi’ne işaret etmektedir (Ramsay, 1960: 119; bk.R.1).
4. Manuel, Kelainai: "Honaz’dan imparator, Lampis üzerinden Kelainai’a yürüdü" kaydı (Khoniates, 1995: 123), diğer üç örnekteki gibi, harbin "yürünen yerde", yâni Kelainai’de yapıldığını ve Kelainai'nin Dinar değil, sınırdaki nehrin Türk tarafında yer aldığını gösterir [bk.Har.5-7]. Özetle Miryokefalon harbi, Kelainai’de yapılmıştır.
Sekiz Temel Kaynağın Analizi ve Eleştirisi
Miryokefalon Savaşı'nın lokalizasyonu, yalnızca sekiz ana tarihî metnin dikkatle, eleştirel bir süzgeçten geçirilerek okunmasıyla çözülebilir. Bu kaynakların bazıları çağdaşken, bazıları olaydan 70-80 sene sonra kaleme alınmıştır.
1. Manuel Komnenos'un Mektubu: Savaş yerini belirleyen en hayati ve tartışılmaz devlet belgesi, savaşın bir numaralı kahramanı İmparator Manuel'in İngiltere Kralı II. Henry Plantagenet'e gönderdiği mektuptur. Manuel, uğradığı felâketi anlatırken açıkça, "Türk topraklarına girer girmez savaş naralarının işitildiğini" beyan eder. İmparatorun bu kesin ifadesi, ordunun Selçuklu topraklarının derinliklerinde değil [Konya tezi], ya da kendi topraklarında değil [Çivril tezi], tam sınır hattı olan göller arasındaki geçitte [Kemer Boğazı geçidi] pusuya düştüğünü kanıtlamaktadır [Har.9, 5].
2. Ioannes Kinnamos'un Kroniği: Kinnamos, imparatorun sefer güzergâhını anlatırken onun Menderes bölgesi [o dönem göller arasındaki ırmak için de kullanılırdı] ve Laodikya [Eğirdir bölgesi] taraflarına yolculuk yaptığını kaydeder. Bu rota ordunun Denizli'ye değil, Eğirdir/Hoyran havzasına yöneldiğini göstermektedir [Har.5-9].
3. Niketas Khoniates ve Tzibritze Geçidi: Savaşın en detaylı anlatımını sunan Khoniates, pusunun yaşandığı "uzayıp giden dar geçidi" Tzybritzi [Sivrisi] Kleisoura, Osmanlı arşivinde Yenice Derbendi olarak adlandırılır. Bu tanımlama, Kemer Boğazı yakınlarında bulunan Yenicesivrisi ve Yenice Derbendi’nin bizzat kendisidir. Khoniates'in tasvir ettiği bataklıklar ve göl kenarı geçişi, Eğirdir-Hoyran arasındaki dar kara parçasıyla kusursuz bir uyum içindedir. Ayrıca bölgedeki yıkık Miryokefalon Kalesi'nin kalıntıları, Kemer Boğazı'ndaki Bölük Ada ile örtüşmektedir [Har.5-9].
Tzybritzi, Cybrilcymani: Kaynaklarda Sybrize / Zybrize verilen Türkçe ad, Sivrisi / Sivrice; Tzibrelitzemani / Cybrilcymani ise, Sivri’l-Semmâni idi. Sivri’l-Semmâni Yağcı Sivrisi demektir ve iki tepeli Yenicesivrisi’ndeki mağarada yağ saklanmıştır. Efes’in [Selçuk’tan başka Apasa: Arzawa] kuzeyindeki müstakil küçük tepeye Roma devrinde Pion denilmiştir (Ramsay, 1960: 117). Pion, Yunanca “yağ saklanan yer” demektir. Yenicesivrisi, “her yanı dik bayır Celænæ hisarıdır” [bk.R.2, Har.7].
4. Ansbert Kroniği [III. Haçlı Seferi]: Kemer Boğazı tezinin en somut ve bağımsız kanıtı, savaştan sadece 14 yıl sonra [1190] bölgeden geçen Ansbert'in kroniğidir. Alman İmparatoru Friedrich Barbarossa komutasındaki III. Haçlı ordusu, 1 Mayıs 1190'da Uluborlu önlerinden geçmiş ve 2 Mayıs akşamı Hoyran Gölü ile sıra dağ arasındaki Kayaağzı pınarlarında konaklamıştır. O gece esir alınan bir Türk, Friedrich’e şu hayati istihbaratı vermiştir: "03 May. günü geçmek istediğiniz ve Rum kralı Manuel'in mağlup düştüğü geçitte 30 binden çok Türk sizi bekliyor. Manuel'e yaptıklarını size de yapacaklar". Bu bilginin üzerine Friedrich rotasını değiştirmiş ve Manuel'in yok edildiği Kemer Boğazı ve Yenice Derbendi'ne girmekten vazgeçerek Bozdurmuşbeli üzerinden Akşehir'e yönelmiştir. Ansbert'in bu kaydı, savaşın Uluborlu'nun hemen doğusunda olduğunu matematiksel bir kesinlikle ispatlamaktadır [bk. Topraklı, 2021; Har.5].
5. Süryani Mihail'in Vekainâmesi: Süryani Mihail, ordunun beş gündüzlük yürüyüşün ardından "Konya" yakınlarına geldiğini söyler. Ancak Ortaçağ İslam coğrafyacıları [İbn Hordazbih ve el-İdrîsî] incelendiğinde, burada kastedilenin Selçuklu başkenti Konya değil, Manuel’in ordusunun geldiği son yer olan Köke köyüne 25 mil [37 km] mesafedeki "Rabaz-ı Konya"dır [Yalvaç-Manarga: yeni Dedeçam]. Mihail'in eseri doğru okunduğunda ordunun Yalvaç sınırında [Kemer Boğazı'nın doğu çıkışında] yok edildiği anlaşılmaktadır (Süryani Mihail, 1905: 371; bk.Har.5-7).
6. Ermeni Smbat Kroniği: Ermeni kronik yazarı Smbat Sparapet [d. 1208], eserini 13.yy’da ve savaştan 70-80 yıl sonra derlemiş olmasına rağmen, çağdaş kaynaklarla [Manuel, Ansbert] aynı yere işaret etmektedir. Smbat, savaşın metruk Meltinis Kalesi önünde yapıldığını kaydeder. Bu kale, Kemer Boğazı’ndaki el-Battal [Malatyalı/ Meltinis] adlı kaleye işaret etmektedir. Altınkaynak, metruk Meldinis kalesini hatalı yorumlamıştır. Meldinis, orijinalde Meltinis olup, "Malatyalı" demektir. Malatyalı, bölgede 30 yıl gazâ eden ve 740 yılında Çay-Çayıryazı köyünde şehit düşen ve iki göl arasındaki ırmağa el-Battal, ırmağın aktığı ovaya "Mercü Hüseyin b. Müslim" [el-Belâzurî, 2002: 243] adının verilmesine sebep olan Battal Gâzî’dir. Sinbad, Emevî komutanı Antakyalı el-Battal'ı Malatyalı sanmış veya Malatyalı Battal ile karıştırmıştır. el-Battal’ın babasının adı Müslim’dir. Hülâsa yıkık Meltinis kalesi ile yıkık Miryokefalon kalesi aynıdır.
7. Ebû'l-Ferec [Bar Hebraeus] Kroniği: Bir diğer geç dönem doğu kaynağı olan Süryani hekim ve yazar Ebû'l-Ferec [1225-1286], eserini 13. yüzyılda kaleme almıştır. Kronik, savaşın Bet-Toman [Beth Thomas] denilen mevkide gerçekleştiğini belirtir. Yunanca........
